Allah’ın: Hani Allah, “Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, ‘Beni ve annemi Allah’tan başka iki ilâh edinin’ diyen sen misin?” dediği zamanı hatırla. İsa şöyle dedi: Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir sözü söylemem bana yakışmaz. Eğer ben bunu söylemiş olsaydım, onu elbette bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin; ben ise senin zatında olanı bilmem. Şüphesiz gayıpları en iyi bilen yalnız sensin.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve iz kalallahu (ve Allah demisti) ya isa ibne meryeme (ey Meryem oglu Isa) e ente kulte linnasi (insanlara sen mi dedin) ittehizuni ve ummiye ilahayni min dunillah (beni ve annemi Allahtan baska iki ilah edinin diye) kale subhaneke (dedi seni tenzih ederim) ma yekunu li (bana yakismaz) en ekule ma leyse li bi hakk (hak olmayan bir seyi soylemek) in kuntu kultuhu (eger demis olsaydim) فقد علمته (elbette bilirdin onu) ta’lemu ma fi nefsi (Sen benim icimdekini bilirsin) ve la a’lemu ma fi nefsik (ben Senin zatindakini bilemem) inneke ente allamul guyub (suphesiz gayblari bilen Sensin)
Mukatil Tefsiri
Allah’ın: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, yani dünya hayatında İsrailoğullarına, beni ve annem Meryem’i Allah’ın dışında iki ilah edinin, diyen sen misin? sözü üzerine İsa: Seni tenzih ederim, diyerek Rabbinin onlara böyle bir şeyi emretmiş olmaktan uzak olduğunu bildirecektir. Hakkım olmayan bir sözü söylemem bana yakışmaz, yani senden başkasına kulluk etmelerini söylemem adalet ve hak değildir, diyecektir. Eğer bunu onlara söylemiş olsaydım, sen onu elbette bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, yani benden geçmişte meydana geleni ve gelecekte meydana gelecek olanı bilirsin. Ben ise senin ilminde olanı bilmem, yani senin gaybına muttali olamam. Bir başka açıklamaya göre: Senin ilminde geçmişte olanı ve gelecekte olacak olanı bilemem, demektir. Şüphesiz gaybları, yani geçmişin ve geleceğin gaybını hakkıyla bilen yalnız sensin.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah buyuruyor ki: Allah’ın peygamberleri topladığı gün, onlara: Size ne cevap verildi? diye soracağı vakti hatırla; hani Allah, Meryem oğlu İsa’ya: İnsanlara, beni ve annemi Allah’tan başka iki ilâh edinin, diyen sen misin? demişti. Bazıları Allah’ın bu sözü İsa’yı dünyada kendi katına yükselttiği sırada söylediğini ifade etmişlerdir. Bu görüşü söyleyenlerin rivayetleri şöyledir: Muhammed b. Hüseyin bize anlattı; Ahmed b. Mufaddal’ın kendisine Esbât’tan, onun da Süddî’den naklettiğine göre Süddî şöyle demiştir: Allah Meryem oğlu İsa’yı kendi katına yükselttiğinde Hristiyanlar söylediklerini söylediler ve İsa’nın bunu kendilerine emrettiğini ileri sürdüler. Bunun üzerine Allah ona: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, beni ve annemi Allah’tan başka iki ilâh edinin, diyen sen misin? diye sordu. İsa da: Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir sözü söylemem bana yakışmaz. Eğer ben bunu söylemiş olsaydım, onu elbette bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin; ben ise senin zatında olanı bilmem. Şüphesiz gayıpları hakkıyla bilen yalnız sensin, sözünden Sen her şeye şahitsin sözüne kadar cevap verdi (Mâide 116-117).
Başkaları ise bunun, yüce Allah’ın kıyamet gününde İsa’ya söyleyeceği söz olduğunu ifade etmişlerdir. Bu görüşü söyleyenlerin rivayetleri şöyledir: Kâsım bize anlattı; Hüseyin’in kendisine Haccâc’dan, onun da İbn Cüreyc’den naklettiğine göre İbn Cüreyc, Allah’ın: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, beni ve annemi Allah’tan başka iki ilâh edinin, diyen sen misin? sözü hakkında şöyle demiştir: Allah bunu insanlar işitirken söyleyecek, İsa da kendisine gördüğün şekilde cevap verecek ve kendi kulluğunu Allah’a ikrar edecektir. Böylece İsa hakkında söylediklerini söyleyenlerin bâtıl söyledikleri ortaya çıkacaktır. İbn Humeyd bize anlattı; Cerîr’in kendisine Atâ’dan, onun da Meysere’den naklettiğine göre Meysere şöyle demiştir: Allah, Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, beni ve annemi Allah’tan başka iki ilâh edinin, diyen sen misin? dediğinde İsa’nın eklemleri titredi ve bunu söylemiş olabileceğinden korktu. Bunun üzerine: Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir sözü söylemem bana yakışmaz. Eğer ben bunu söylemiş olsaydım, onu elbette bilirdin, dedi (Mâide 116). Hasan b. Yahyâ bize anlattı; Abdürrezzâk’ın kendisine Ma‘mer’den, onun da Katâde’den naklettiğine göre Katâde, Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, beni ve annemi Allah’tan başka iki ilâh edinin, diyen sen misin? sözü hakkında: Bu ne zaman olacaktır? Kıyamet gününde; görmüyor musun ki Allah daha sonra: Bu, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği gündür, buyurmaktadır, demiştir (Mâide 119).
İbn Cüreyc’in bu yorumuna göre buradaki geçmiş zaman bildiren ifade gelecek zaman anlamındadır. Nitekim Allah başka bir yerde: Onları korkuya kapıldıkları zaman bir görsen, buyurmuştur; yani gelecekte korkuya kapılacakları zaman anlamındadır (Sebe 51). Ebû Necm de: Sonra Allah, karşılık verdiği zaman bizden dolayı ona yükseklerdeki Adn cennetleriyle karşılık versin, demiştir; burada geçmiş zaman kalıbıyla kullanılan ifade gelecek zaman anlamındadır. Esved de: Şimdi onlarla şakalaştığım zaman bana ancak: İhtiyar henüz gücünü kaybetmemiş, derler, demiş ve yine geçmiş zaman kalıbını gelecek zaman anlamında kullanmıştır. Bu görüşü benimseyenler ayetin anlamını, sizden kim bundan sonra inkâr ederse ona âlemlerden hiç kimseye vermediğim bir azapla dünyada azap ederim, ahirette de Allah’ın: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, beni ve annemi Allah’tan başka iki ilâh edinin, diyen sen misin? diyeceği sırada azap ederim şeklinde açıklamışlardır (Mâide 115-116).
Bize göre bu iki görüşten doğruya daha uygun olanı Süddî’nin görüşüdür. Buna göre Allah bu sözü İsa’yı kendi katına yükselttiği sırada söylemiş ve ayet geçmişte meydana gelen bir olayı haber vermiştir. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi, Arapların yaygın kullanımında buradaki zaman edatı çoğunlukla geçmişte meydana gelen fiillerle birlikte kullanılır. Her ne kadar dinleyenlerin anlamı bildikleri bazı yerlerde gelecekte olacak olaylar için de kullanılabilse de bu, onların dilinde yaygın ve fasih olan kullanım değildir. İmkân bulunduğu sürece Allah’ın sözlerini insanların en iyi bildikleri ve en yaygın kullandıkları anlama yöneltmek, daha az bilinen ve alışılmadık anlama yöneltmekten daha uygundur. İkincisi, ne İsa ne de peygamberlerden herhangi biri, şirk üzere ölen bir müşriği Allah’ın bağışlamayacağını bilme konusunda şüphe etmiştir. Bu sebeple İsa’nın ahirette Rabbine cevap verirken: Eğer beni ve annemi senden başka iki ilâh edinenlere azap edersen onlar senin kullarındır; eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin, demesi düşünülemez (Mâide 118).
Bir kimse: Allah, İsa’nın bunu söylemediğini bildiği hâlde ona niçin: İnsanlara, beni ve annemi Allah’tan başka iki ilâh edinin, diyen sen misin? diye sordu? derse buna iki şekilde cevap verilebilir. Birincisi, bu soru İsa’yı böyle bir söz söylemekten sakındırmak ve bundan menetmek içindir. Bir kimsenin başka birine, onun yapmadığını bildiği fakat yapılmasını çok ağır gördüğü bir şey hakkında: Bunu sen mi yaptın? demesi gibidir; maksadı o işi yapmaktan menetmek ve bu konuda onu tehdit etmektir. İkincisi, Allah bununla İsa’ya, kendisinden ayrıldıktan sonra kavminin onun ahdine aykırı davrandığını ve dinini değiştirdiğini bildirmiştir. Böylece hem onların İsa’dan sonraki hâllerini ona haber vermiş hem de onu böyle bir söz söylemekten sakındırmıştır.
Ayetin açıklaması şöyledir: İnsanlara, beni ve annemi iki ilâh, yani Allah’tan başka kendilerine ibadet edilen iki mabut edinin, diyen sen misin? İsa: Ey Rabbim! Seni bundan tenzih eder ve yüceltirim; benim böyle bir şeyi yapmam veya söylemem mümkün değildir. Hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz, yani bunu söylemeye hakkım yoktur; çünkü ben yaratılmış bir kulum, annem de senin kullarından bir kadındır. Bir kul ile bir cariyenin rablik iddiasında bulunması nasıl mümkün olabilir? Eğer ben bunu söylemiş olsaydım sen onu elbette bilirdin, yani hiçbir şey sana gizli kalmaz; sen benim bunu söylemediğimi ve onlara böyle bir şeyi emretmediğimi bilirsin.
Sen benim içimde olanı bilirsin; ben ise senin zatında olanı bilmem. Şüphesiz gayıpları hakkıyla bilen yalnız sensin sözünün açıklaması şöyledir: Yüce Allah, peygamberi İsa’nın, Hristiyanlardan inkâr edenlerin kendisi ve annesi hakkında söyledikleri şeyden Allah’a sığınarak uzak olduğunu bildirmektedir. İsa: Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir sözü söylemem bana yakışmaz. Eğer ben bunu söylemiş olsaydım sen onu bilirdin, dedikten sonra: Sen benim içimde olanı bilirsin, demiştir. Yani ey Rabbim, içimde gizlediğim, dilimle söylemediğim ve organlarımla açığa vurmadığım şeyi bile sen bilirsin; öyleyse dilimle söylediğim ve organlarımla ortaya koyduğum şeyi nasıl bilmezsin? Eğer insanlara, beni ve annemi Allah’tan başka iki ilâh edinin, demiş olsaydım bunu mutlaka bilirdin; çünkü sen nefislerin henüz dile getirmediği gizli düşüncelerini bile bilirsin, açıkça söylenenleri ise elbette bilirsin. Ben ise senin zatında olanı bilmem sözü, bana gizlediğin ve beni haberdar etmediğin şeyi ben bilemem; çünkü ben ancak senin bana öğrettiğin şeyleri bilirim demektir. Şüphesiz gayıpları hakkıyla bilen yalnız sensin sözü ise, başkalarının ulaşamadığı ve senden başka hiç kimsenin bilemediği gizli işleri hakkıyla bilen yalnız sensin, anlamındadır.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…