"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Maide 36

İnkâr edenlere gelince; eğer yeryüzünde bulunan her şey ve onun bir misli daha onların olsa da kıyamet günü azabından kurtulmak için bunları fidye olarak verseler, bu onlardan kabul edilmez. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Innellezine (suphesiz o kimseler ki) keferu (inkar ettiler) lev enne (eger gercekten) lehum (onlarin olsa) ma fil ard (yeryuzundeki her sey) cemian (tamami) ve mislehu (ve bir o kadari daha) meahu (beraberinde) li yeftedu (fidye vermek icin) bihi (onunla) min azabi (azabindan) yevmil kiyame (kiyamet gunu) ma tukubbile (kabul edilmezdi) minhum (onlardan) ve lehum (ve onlar icin vardir) azabun (bir azap) elim (aci)

Mukatil Tefsiri
“Şüphesiz inkâr edenler” buyruğunda Mekke kâfirleri kastedilmektedir.

“Eğer yeryüzünde bulunan her şey ve onunla birlikte bir o kadarı daha onların olsa…” buyruğu, kıyamet günü cehennem azabından kurtulmak için fidye verebileceklerini varsaysalar bile, demektir.

“Kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye olarak verseler” buyruğu, cehennem azabından kurtulmak amacıyla onu fidye olarak vermek isteseler, anlamındadır.

“Yine de onlardan kabul edilmez” buyruğu, böyle bir fidye kabul edilmez demektir.

“Onlar için acı bir azap vardır” buyruğu da böyledir.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Rablerinin ilahlığını inkâr eden, O’ndan başkasına kulluk eden, İsrailoğullarından buzağıya tapanlar ile putlara ve heykellere tapan diğer kimseler, tevbe etmeden bu hâl üzere ölüp giderlerse; yeryüzündeki her şeyin mülkiyeti ve bunun bir katı daha onların olsa, kıyamet gününde Allah’ın emrini terk etmeleri ve O’ndan başkasına kulluk etmeleri sebebiyle kendilerine vereceği cezadan kurtulmak için bunları fidye olarak verseler bile, Allah onların bu fidyesini ve bedelini kabul etmez. Bilakis Allah onları kıyamet gününde yakıcı ateş içinde, kendilerine acı verecek elem dolu bir azapla cezalandıracaktır.

Bu ifade, Allah Teâlâ’nın Resûlullah’ın hicret yurdunda bulunan Yahudilere bir bildirimidir. Allah onlara, kendisine ortak koşan diğer bütün müşriklerle birlikte kendi katında aynı hükümde olduklarını; elem verici azap ve büyük ceza bakımından aralarında hiçbir fark bulunmadığını haber vermektedir. Çünkü onlar: “Bize ateş ancak sayılı günler dokunacaktır” diyorlardı. Bu sözleriyle Allah’a karşı aldanıyor ve O’nun hakkında yalan söylüyorlardı. Bu sebeple Allah Teâlâ onları bu ayetle ve bundan sonraki ayetle yalanlamış, umutlarını tamamen kesmiştir.

Bunun üzerine onlara ve kendisine ve elçisine karşı inkâr eden bütün kâfirlere şöyle buyurmuştur: “İnkâr edenler var ya, eğer yeryüzünde bulunanların tamamı ve onun bir misli daha onların olsa da kıyamet günü azabından kurtulmak için bunları fidye olarak verseler, bu onlardan kabul edilmez. Onlar için elem verici bir azap vardır. Ateşten çıkmak isterler; fakat oradan çıkacak değillerdir. Onlar için sürekli bir azap vardır.” (Mâide 36-37)

Yüce Allah bu sözlerle onlara şöyle demektedir: Ey kâfirler! Ateşe girdikten sonra atalarınızın benim katımdaki makamları veya başka birtakım vasıtalar sebebiyle sizden fidye kabul edileceğini yahut cehennemden çıkarılacağınızı ummayın. Eğer üzerinde bulunduğunuz bu inkâr üzere ölürseniz sizin için böyle bir kurtuluş yoktur. Aksine Allah’a samimi ve içten bir tevbe ile yönelin.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/maide-35/,https://kutsalayet.de/maide-37/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız