Dediler ki: Ey Musa! Onlar orada bulundukları sürece biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, ikiniz savaşın; biz burada oturuyoruz.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Kalu (dediler) ya musa (ey Musa) inna (şüphesiz biz) len nedhuleha (asla girmeyeceğiz oraya) ebeden (hiçbir zaman) ma damu (durdukça) fiha (orada) fezhab (o halde git) ente (sen) ve rabbuke (ve Rabbin) fe katila (ve savaşın) inna (şüphesiz biz) hahuna (burada) kaidun (oturanlarız)
Mukatil Tefsiri
Dediler ki:
“Ey Mûsâ! Sen iki kişiyi tasdik edip on kişiyi yalan mı sayıyorsun?”
“Onlar orada bulunduğu sürece biz oraya asla girmeyeceğiz.”
“Sen ve Rabbin gidin savaşın” yani Rabbin seni onlara karşı desteklesin.
“Biz burada oturacağız” buyruğu, bulunduğumuz yerden ayrılmayacağız demektir. Çünkü biz zorba kavimlerle savaşamayız.
Mûsâ buna öfkelendi.
Taberi Tefsiri
Bu, Allah’ın, Musa’nın kavminden ileri gelenlerin Musa’ya söyledikleri sözü haber vermesidir. Onlar düşmanlarıyla cihada teşvik edildikleri, eğer düşmanlarına karşı kalkıp şehirlerinin kapısından içeri girerlerse Allah’ın kendilerine yardım edeceği vaat edildiği zaman Musa’ya şöyle dediler: “Biz oraya asla girmeyeceğiz.” Bununla, “Biz onların şehrine asla girmeyeceğiz” demek istediler. “Biz oraya girmeyeceğiz” ifadesindeki zamir, şehre dönmektedir. “Asla” sözleriyle de, hayatımız boyunca, onlar orada bulundukları sürece demek istediler; yani Allah’ın kendileri için yazdığı ve girmeleri emredilen o şehirde cebbarlar bulunduğu müddetçe oraya girmeyeceklerini söylediler. “Sen ve Rabbin gidin, ikiniz savaşın; biz burada oturuyoruz” sözlerinin anlamı da şudur: “Ey Musa! Eğer onlarla savaşmak üzere gidersen biz seninle gelmeyiz; fakat seni yalnız başına ve Rabbinle birlikte bırakırız, gidip ikiniz onlarla savaşın.” Bazıları bu söz hakkında şöyle demiştir: Sözün anlamı “Sen git, Rabbin de seninle gitsin ve ikiniz savaşın” değildir; aksine anlamı “Ey Musa, sen git, Rabbin de sana yardım etsin” şeklindedir; çünkü Allah hakkında gitmek caiz değildir. Fakat bu tür bir çıkış yolu aramak, ancak haber mümin bir kavmin sözü hakkında olsaydı gerekli olurdu. Allah’a ve elçisine karşı muhalefet eden bir topluluğun sözüne gelince, onların Allah hakkında söyledikleri ve O’na iftira ettikleri şeylerde, sözlerini küfür ve sapıklıklarına benzeyen anlamın dışında başka bir yola çekmeye gerek yoktur.
Mikdâd’ın bu konuda Musa’nın kavminin Musa’ya söylediğinin aksini söylediği rivayet edilmiştir. Süfyân b. Vekî‘, babasından; Hennâd da Vekî‘den; her ikisi Süfyân’dan, o Muhârik’ten, o da Târık’tan rivayet etti: Mikdâd b. Esved, Peygamber’e şöyle dedi: “Biz İsrailoğullarının dediği gibi ‘Sen ve Rabbin gidin, ikiniz savaşın; biz burada oturuyoruz’ demeyiz; bilakis ‘Sen ve Rabbin gidin, ikiniz savaşın; biz de sizinle birlikte savaşacağız’ deriz.” Bişr, Yezîd’den, o Saîd’den, o da Katâde’den rivayet etti: Bize bildirildiğine göre Peygamber Hudeybiye günü, müşrikler kurbanlıkları engelleyip Müslümanlarla ibadetleri arasına girdikleri zaman ashâbına şöyle dedi: “Ben kurbanlıkla gidip onu Beyt’in yanında keseceğim.” Bunun üzerine Mikdâd b. Esved şöyle dedi: “Allah’a yemin ederim ki biz, peygamberlerine ‘Sen ve Rabbin gidin, ikiniz savaşın; biz burada oturuyoruz’ diyen İsrailoğullarının ileri gelenleri gibi olmayacağız. Bilakis, ‘Sen ve Rabbin gidin, ikiniz savaşın; biz de sizinle birlikte savaşacağız’ deriz.” Peygamber’in ashâbı bunu işitince ardı ardına aynı tutumu benimsediler.
İbn Abbas, Dahhâk b. Müzâhim ve onlardan başka bir topluluk şöyle derdi: Onlar bu sözü Musa’ya, cebbarların durumunu ve şiddetli kuvvetlerini açıkça anladıkları zaman söylediler. Hüseyin’den nakledildi; o Ebû Muâz el-Fazl b. Hâlid’den işittiğini, onun Ubeyd b. Süleyman’dan, onun da Dahhâk’tan işittiğini söyledi. Dahhâk şöyle dedi: Allah İsrailoğullarına, peygamberleri Musa ile birlikte mukaddes toprağa yürümelerini emretti. Şehre yaklaştıkları zaman Musa onlara: “Oraya girin” dedi. Onlar ise kabul etmediler ve korkaklık gösterdiler. Bunun üzerine oradakilere bakmaları için on iki nakib gönderdiler. Nakibler gidip baktılar, sonra onların meyvelerinden bir adam yükü kadar büyük bir meyve tanesi getirdiler ve şöyle dediler: “Bu onların meyvesidir; kavmin kuvvetini ve savaş gücünü siz hesap edin.” İşte o zaman Musa’ya: “Sen ve Rabbin gidin, ikiniz savaşın; biz burada oturuyoruz” dediler. Müsennâ, Abdullah’tan, o Muâviye’den, o Ali’den, o da İbn Abbas’tan buna benzerini rivayet etti.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…