Havarilere, “Bana ve elçime iman edin” diye vahyettiğimde, “İman ettik, şahit ol ki biz Müslümanlarız” demişlerdi.
Diyanet Vakfı
Hani havarilere, «Bana ve peygamberime iman edin» diye ilham etmiştim. Onlar (da), «İman ettik, bizim Allaha teslim olmuş kimseler (müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol» demişlerdi.
Kurtubi Tefsiri
Hani, havarilere: “Bana ve Rasûlüme îman edin” diye vahyetmiştim de: “Îman ettik. Gerçekten müslümanlar olduğumuza Sen de şahid ol” demişlerdi.
Yüce Allah’ın:
“Hani, havarilere: Bana ve Rasulüme îman edin, diye vahyetmiştim” âyetinin anlamlarına dair açıklamalar daha önceden (Âl-i İmrân, 3/52. âyet ve devamında.) geçmiş bulunmaktadır.
Vahiy, Arapça’da ilham demektir. Birkaç kısımdır: Hazret-i Cebrâîl’in peygamberlere gönderilmesi anlamında vahiy, bu âyet-i kerimede olduğu gibi ilham anlamında vahiy. Yani Ben, onlara ilham etmiş ve kalplerine böyle bir manayı bırakmıştım. Nitekim yüce Allah’ın:
“Ve Rabbin bal arısına ilham etti (vahy)” (en-Nahl, 16/68);
“Ve Mûsa’nın annesine ilham ettik (vahy)” (el-Kasas, 28/7.) âyeti bu kabildendir. Uyanıkken ve uykuda İken bildirmek anlamına da gelir. Ebû Ubeyde der ki: Vahyettim, emrettim anlamına gelir.
(……..) ise, sıla için gelmiştir. aynı anlamda kullanılır. Nitekim yüce Allah’ın:
“Çünkü Rabbin ona vahyetmişti” (ez-Zilzal, 99/5) âyetinde bu anlamda kutlanılmıştır. Şair el-Accâc da şöyle demektedir:
“Ona karar bulmasını vahyetti, o da karar buldu.”
Yanı, ona karar bulmasını emretti, o da karar buldu, demektir.
Burada:
“Vahyetmiştim” âyetinin, onlara emretmiştim anlamına olduğu da söylenmiştir. Onlara açıklamıştım, diye de açıklanmıştır.
“Gerçekten müslümanlar olduğumuza Sen de şahid ol” âyetinde; “Gerçekten bizlerin…” âyeti aslı üzere çift “nûn” ile gelmiştir. Araplardan bu iki nun’dan birisini hazf eden de vardır. Şahid ol Ey Rab! demektir. Bunun: Ey Îsa, gerçekten bizim Allah’a teslim olmuş kimseler olduğumuza şahidlik et? anlamında olduğu da söylenmiştir.