"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Lokman 21

Onlara: Allah’ın indirdiğine uyun denildiğinde, derler ki: Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız. Ya şeytan onları alevli ateşin azabına çağırıyorsa da mı?

Diyanet Vakfı
Onlara «Allahın indirdiğine uyun» dendiğinde: Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız, derler. Ya şeytan, onları alevli ateşin azabına çağırıyor idiyse!

Kurtubi Tefsiri
Onlara: “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiğinde onlar: “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız” derler. Ya şeytan onları alevli ateş azabına çağırıyorsa da mı?

“Göklerde olanları da, yerde olanları da Allah’ın emrinize verdiğini… görmediniz mi?” âyeti ile yüce Allah, Âdemoğulları üzerindeki nimetlerini sözkonusu etmekte ve kendilerine

“göklerde olan” güneş, ay, yıldız ve melek gibi varlıkları müsahhar kılıp bunların kendilerini koruyup, himaye ettiğini, onların faydasına olan şeyleri elde etmelerine sebeb teşkil ettiklerini bildirmektedir. “Yerde olanlar” âyeti da dağlar, ağaçlar, meyveler ve sayıya sığmayacak bütün şeyler hakkında umumîdir,

“Açık ve gizli olarak nimetlerini üzerinize bol bol tamamlamış olduğunu” bu nimetlerinde herhangi bir eksik bırakmaksızın mükemmellik derecesine ulaştırdığını.., “görmediniz mi?”

İbn Abbâs ile Yahya b. Umare

“bol bol tamamlamış olduğunu” anlamındaki âyeti “sin” yerine “sad” harfi ile; Ye okumuşlardır. Çünkü isti’la harfleri “sin” harfini alt mahrecinden alıp onu üstteki mahrecine doğru çekerken, “sad” harfine dönüştürür,

“Nimetler” kelimesi “nimet” kelimesinin çoğuludur. “Sedir ağacı” lâfzının çoğulunun; diye gelmesi gibi. Bu Nâfî’, Ebû Amr ve Hafs’ın kıraatidir. Diğerleri ise tekil olmak üzere “nimet” diye okumuşlardır. Tekil okumak da çokluğa delildir.

Yüce Allah’ın;

“Eğer Allah’ın nimetini topluca saymak isteseniz dahi, siz onları sayamazsınız.” (İbrahim, 14/34) âyetinde olduğu gibi. Bu, aynı zamanda sahih yollardan gelmiş İbn Abbâs’ın da kıraatidir.

Nimetten kastın İslâm olduğu söylenmiştir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bu âyet-i kerîme hakkında kendisine soru soran İbn Abbâs’a şöyle demiştir: “Açık nimet İslâm’dır ve senin güzel olan yaratılışındır. Gizli nimet ise, yüce Allah’ın gizlemiş olduğu kötü amelindir.” Daha önce el-Mâide, 5/61-63. âyetlerin tefsiri yapılırken geçen bu hadis ile ilgili değerlendirmeler için oraya bakılabilir.

en-Nehhâs dedi ki: Bunun açıklaması şöyledir: Saîd b. Cübeyr yüce Allah’ın:

“Ama sizi iyice temizlemeyi ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. ” (el-Mâide, 5/6) âyetini sizi cennete girdirmek ister, diye açıklamıştır. Yüce Allah’ın kulun üzerindeki nimetinin tamamlanması, onu cennete koymasıdır, Aynı şekilde İslâm nihayette kişiyi cennete ulaştırdığı için ona nimet ismi verilmiştir.

Bir açıklamaya göre açık nimet, sağlık ve mükemmel bir yaratılıştır. Gizli nimet ise marifet ve akıldır.

el-Muhasibî dedi ki: Açık nimet dünya nimetleri, gizli nimet ise âhiret nimetleridir.

Bir başka açıklamaya göre; açık nimet gözle görülen mal, mevki, güzellik itaatlere muvaffakiyettir, Gizli nimet ise, kişinin kendi içinde duyduğu Allah’ı bilmek, güzel bir yakın ve yüce Allah’ın kuldan uzaklaştırdığı afetlerdir.

el-Maverdi bu hususta dokuz ayrı görüş nakletmektedir ki; hepsi de mana itibariyle bunun çerçevesi içerisindedir.

“İnsanlar arasında Allah hakkında bilgisiz… tartışan kimseler vardır” âyetinin anlamı daha önceden el-Hac Sûresi’nde (22/3-4. âyetler ile 8-10. âyetlerin tefsirinde) ve başka yerlerde geçmiş bulunmaktadır. Âyet-i kerîme, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a gelip, ona şöyle diyen bir yahudi hakkında inmiştir: Ey Muhammed! Bana Rabbin hakkında haber ver. O, nedendir? Bunun üzerine bir yıldırım gelip onu çarpıp alıvermişti. Bu açıklamayı Mücahid yapmıştır. Daha önce er-Ra’d Sûresi’nde (13/12-13. âyetlerin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.

Âyetin en-Nadr b. el-Haris hakkında indiği de söylenmiştir. O, melekler Allah’ın kızlarıdır, diyordu. Bunu da İbn Abbâs söylemiştir.

“İnsanlar arasında… bilgisiz” herhangi bir delili bulunmaksızın

“kılavuzsuz ve aydınlatıcı” apaçık ve önünü aydınlatan

“bir kitap olmaksızın tartışan” mücadele eden, karşı çıkan, karşıt iddialarda bulunan

“kimseler vardır,” Böylelerinin bütün delilleri şeytanın kendilerine yaptığı telkinattan ibarettir.

“Gerçekten şeytanlar sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına telkinde bulunurlar.” (el-En’am, 6/121) Bunların bir diğer delilleri ise, bir sonraki âyet-i kerîmede sözü edildiği gibi sadece geçmişlerini taklid etmekten İbarettir. Peki

“ya şeytan onları alevli ateş azabına çağırıyorsa da” onlara uymaya devam edecekler

“mı?”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/lokman-20/,https://kutsalayet.de/lokman-22/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız