Köle öldürüldüğünde de kefaretin vacip olduğu görüşü Ebu Hanîfe ve İmam Şâfiî’ye aittir. Bu, ayetin genel anlamına dayanır. Çünkü köle de mümindir, bu yönüyle hür olan kimseye benzer. Buna karşılık İmam Mâlik, köleden dolayı kefaretin gerekmediğini savunur. Ona göre köle tazminle karşılanabilir bir varlık olduğundan, bu yönüyle bir hayvana benzer.
Zimmî (İslâm toplumuyla anlaşmalı gayrimüslim) veya eman verilmiş (misafir statüsünde) bir gayrimüslimin öldürülmesi halinde de kefaret vaciptir. Bu, fakihlerin çoğunluğunun görüşüdür. Zira ayette şöyle buyrulur:
“Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluluktan ise, ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köle azad etmek gerekir.” (Nisâ Suresi, 92)
Bu ayet, zimmîyi de kapsar çünkü zimmî ile Müslümanlar arasında bir anlaşma vardır. Bu açık hüküm, ayetin anlamını belirleyici bir delildir.
Buna karşılık el-Hasen ve İmam Mâlik, “kâfir için kefaret gerekmez” demiştir. Delil olarak ayetin:
“Hata ile bir mümini öldüren kimsenin…”
şeklindeki ifadesini gösterirler. Ayetin mefhumu (zıddî anlamı), mümin olmayanlar için kefaretin gerekmediğine işaret etmektedir.