"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kehf 95

Dedi: “Rabbimin bana verdiği, daha hayırlıdır. Güçle bana yardım edin, sizinle onlar arasına bir engel yapayım.”

Diyanet Vakfı
Dedi ki: «Rabbimin beni içinde bulundurduğu nimet ve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım.»

Kurtubi Tefsiri
Dedi ki: “Rabbimin bana verdiği imkânlar daha hayırlıdır. Siz bana (bedeni) güçle yardım edin ki, sizinle onların arasına sağlam bir set yapayım.

“Rabbimin bana verdiği İmkânlar daha hayırlıdır…” âyeti ile ilgili açıklamalarımızı da iki başlık halinde sunacağız:

1- Yüce Allah’ın Verdiği İmkânları Kullanmayı Tercih Etmek:

“Rabbimin bana verdiği imkânlar daha hayırlıdır” âyetinin anlamı şudur: Zülkarneyn onlara dedi ki: Yüce Allah’ın bana vermiş olduğu güç. ve hükümdarlık imkânları sizin vereceğiniz vergiden ve mallarınızdan daha hayırlıdır, ama beden gücüyle bana yardım ediniz. Yani aranızdan beden ile çalışacak kimseler ve adamlar ile şeddi yapmakta kullanacağım araçlar veriniz.

Bu da yüce Allah’ın aralarında cereyan eden bu konuşmada Zülkarneyn’i bir te’yididir. Çünkü orada bulunanlar eğer ona belli bir vergi vermek üzere aralarından mal toplayıp vermiş olsalardı, kimse ona yardım etmezdi. O şeddi bina etme işini ona bırakırlardı. Bizzat ona yardımcı olmaları ise onun için daha güzeldi ve bu işin daha çabuk bitmesini sağladı. Belki de bu şekilde çalışmaları onun kendisine vereceklerinden söz ettikleri vergiden daha da fazla miktara tekabül ediyordu.

Yalnız İbn Kesîr “bana verdiği imkânlar” (anlamındaki) lâfzı; şeklinde iki “nun” ile, diğerleri ise tek “nûn” ile; diye okumuşlardır.

2- Yöneticinin Yönettiklerine Karşı Görevleri ve İslâm Devleti’nde Mali Siyaset:

Bu âyet-i kerîmede hükümdar kimsenin yönettiklerinin ülkelerini korumakla yükümlü olduğuna, onların gediklerini kapatmak, serhadlerini düzeltip sağlamlaştırmak için çalışmasının farz olduğuna, bunları da faydalarını görecek olan yönetilenlerin mallarından ve kendi himayesi ve gözetimi altında hazinelerinde toplanan hak ettiklerinden karşılayacağına delil vardır. İsterse bu hakları yerine getirmek isterken bütün malları tükenmiş olsun ve bu yükümlülükler servetlerini tamamen bitirmiş olsun. Yönetilenler bütün bu açıklan, gedikleri kendi mallarından kapatmakla yükümlü oldukları gibi yöneticinin de onlara güzel bir şekilde bakması, koruması görevidir. Bu da üç şartla olur;

1- Hiçbir hususta kendisini onlara tercih etmeyecek.

2- Önce muhtaç olanların ihtiyaçlarını görmekle işe bağlayacak, onlara yardımcı olacak.

3- Vereceği atiyyelerde (devlet hazinesinden yapacağı bağışlarda) konumlarına uygun olarak aralarında eşitlik sağlayacak.

Bundan sonra bu hazine tamamıyla bitip boşalacak olursa, karşılaşılan olaylar görülmesi gereken bir işi ortaya çıkmasına sebeb olurlarsa, mallarından önce canlarını ortaya koyarlar. Bunun faydası olmazsa o takdirde belli bir değerlendirmeye göre mallarından alınır ve güzel bir tedbir ile bu mallar harcanır.

İşte, Zülkarneyn’e çekindikleri Ye’cûc ile Me’cûc saldırısını kendilerinden önlemesi maksİsmi ile ona mal vermelerini teklif ettiklerinde, O: Benim malınıza ihtiyacım yok, benim size ihtiyacım var. O bakımdan “siz bana (bedeni) güçle yardım edin” yani benimle birlikte bizzat hizmette bulunun, dedi. Çünkü benim yanımda mal var, sizin yanınızda da adam var. Onların verecekleri malın kendilerine ihtiyacı ortadan kaldırmayacağını, eğer bu malı bir ücret olarak alırsa bunun ihtiyaç duyduğu asıl gücü azaltmış olacağını, o bakımdan tekrar onlara ücretle çalıştırmak için müracaat edeceğini gördü. Dolayısıyla bedenen hizmetçe bulunmalarının daha uygun olduğunu tesbit etti.

Bu konuda ilke şudur: Hiçbir kimsenin malı karşı karşıya kalınacak bir zaruret olmadıkça helâl olmaz. Bu durumda da bu mal gizli değil açıkça alınır. Bir takım kimseleri tercih ederek, kayırarak değil, adaletle harcanır. Kişisel baskı ve dayatma usulüyle değil, cemaatin görüşüne göre harcanır. Doğruya muvaffak kılan yüce Allah’tır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kehf-94/,https://kutsalayet.de/kehf-96/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız