Rabbin, bağışlayandır, rahmet sahibidir. Onları kazandıklarıyla hemen cezalandırsaydı, azabı acele getirirdi. Fakat onlar için bir vaat vardır. Onun dışında sığınacak bir yer bulamayacaklardır.
Diyanet Vakfı
Senin, bağışı bol olan Rabbin merhamet sahibidir; şayet yaptıkları yüzünden onları (hemen) muaheze edecek olsaydı, onlara azabı çarçabuk verirdi. Fakat kendilerine tanınmış belli bir süre vardır ki, artık bundan kaçıp kurtulacakları bir sığınak bulamayacaklardır.
Kurtubi Tefsiri
Bununla beraber Rabbin Gafûrdur, rahmet sahibidir. O zaman şayet onları kazandıkları yüzünden sorgulasaydı, elbette onlara azâbı çabuklaştırırdı. Fakat onlar için belirlenmiş bir zaman vardır ki, onun karşısında hiçbir sığınak bulamayacaklardır.
“Bununla beraber, Rabbin Gafûrdur” yani günahları bağışlayıcıdır,
“rahmet sahibidir.” Bu da yalnız îman ehline mahsustur, kâfirlerin bundan payları yoktur. Buna delil de yüce Allah’ın:
“Muhakkak Allah, kendisine şirk koşulmasını mağfiret etmez” (en-Nisâ, 4/48,116) âyetidir.
“Rahmet sahibidir” âyeti ile ilgili dört açıklama söz konusudur:
1- Af edicidir.
2- Mükâfat ve sevap verendir. Bu iki açıklamaya göre bu âyet, yalnızca Îman ehline hastır. Kâfirlerin bunda bir payları yoktur.
3- Nimet sahibidir,
4- Hidâyet verendir. Bu iki açıklamaya göre de bu âyet hem îman ehlini, hem kâfirleri kapsar. Çünkü yüce Allah dünya hayatında mü’mine nimetini ihsan ettiği gibi kâfire de nimet verir. Her ne kadar onun hidâyetiyle kâfirler doğru yolu bulmayıp mü’minler doğru yolu bulsalar da, hidâyetini mü’mine açıkladığı gibi, kâfire de açıklamıştır.
“Şayet onları kazandıkları” küfür ve masiyetler “yüzünden sorgulasaydı elbette onlara azâbı çabuklaştırırdı.” Fakat o mühlet verir. “Fakat onlar için belirlenmiş bir zaman” kendisinden sonraya bırakılmayacakları, geciktirilmeyecekleri tesbit edilmiş bir süreleri, bir ecelleri “vardır.”
Yüce Allah’ın şu âyetleri de buna benzemektedir:
“Her bir haberin kararlaştırılmış bir zamanı vardır” (el-En’âm,. 6/67);
“Her bir va’denin yazılmış bir hükmü vardır (süresi belirlenmiştir)”. (er-Ra’d, 13/38) Yani bu ecel geldi mi ister dünyada, ister âhirette olsun geriye kalmaz.
“Onun karşısında hiçbir sığınak” İbn Abbâs ve İh Zeyd’in açıklamalarına göre barınak
“bulamayacaklardır”. el-Cevherî bu açıklamayı “es Sıhah”ta nakletmiştir. ” Sığındı, iltica etti” demektir. “Ondan kendisini kurtarmasını istedi” demektir.
Mücahid korunak diye açıklarken, Katade dost, yardımcı, veli; Ebû Ubeyde kurtuluş yeri diye açıklamıştır. Bu (yine kurtuluş yeri demek olan): Mahîs diye de açıklanmıştır. Bu açıklamaların anlamı birdir. Araplar: “Kurtulmayasıca!” derler. Şairin şu beyti de bu kabildendir:
“Kurtulmayasıca sen kendini
Terkettin Âminlere, hiçbir yara almaksızın”.
el-A’şâ da şöyle demektedir:
“Bazen ev sahibinin gafil olduğu anı yakalamak isterim,
O da bana karşı kendisini korumak isteyebilir ama sonra da (kendisini benden) koruyamaz. (Kurtulamaz).”