Kefil olunan kişi öldüğünde kefalet düşer, kefil olana da bir şey lazım gelmez. Bunu Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. Çünkü söz konusu hazır olma (bulundurma hükmü), kefil olunandan düşmüş olacağından, tıpkı borçtan kurtulup beri olduğu gibi, kefil olan da bundan beri olmuş olacaktır. Aynı şekilde, kendisi sebebiyle gerekli olan şey asıldan sakıt olmuş olacağından, “detay” konular da beri olmuş olacaktır. Tıpkı tazmin eden şahsın, tazmin olunan kişiye borcunu ödemesi gibi yahut ondan beri olması gibi kabul edilir.
İmam Malik ve Leys ise: Kefil olanın üzerinde bulunan borç vaciptir; zira kefil demek, hak üzere vesika anlamı taşır. Bu yüzden üzerinde borcu olan kimse yönünden bunu ödemek mümkün olmayacağından, rehin malı gibi bunu vesikadan ifa etmelidir. Çünkü onu hazır bulundurması söz konusu olmayacağından —sanki orada değilmiş gibi— üzerinde bulunan borçtan kefil olan sorumlu tutulur.
Bunların ayrı şeyler olacağı yönünde cevap verilmiştir. Zira orada bulunmasa dahi, söz konusu yerde hazır olmak demek, o kimseden borcu düşürmüş olmayacaktır. Bunun yanında rehin malı ile de farklılık oluşturur; çünkü ona malını bağlı kılmış olduğundan, ondan ifa edilmesi de gerekir.