"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kasame’de şart koşulan “levs (kin ve düşmanlık)”

Kasame’de şart koşulan “levs” hakkında İmam Ahmed’den farklı görüşler gelmiştir. Ondan nakledildiği üzere levs, maktul ile davalı arasında baş gösteren açık düşmanlıktır. Ensar ile Hayber Yahudileri arasındaki düşmanlık, mahalle ve kabileler arasındaki çatışma ve düşmanlıklar, aralarındaki kan davaları ve savaşlar ile köylerde yaşayan ahali arasındaki düşmanlıklar böyledir. İşte kendisiyle maktul arasında baş gösteren düşmanlıklar, o maktulün onlar tarafından öldürüldüğü ihtimalini güçlendirmektedir.

el-Kadı İyaz ise levs’in düşmanlıktan başka bir manasının olduğunu zikretmemiştir. Düşman haricinde, maktulün öldürüldüğü o yerde söz konusu olan düşmanlığın baş göstermiş olması şart değildir. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem), Ensar’a: “Hayber’de Yahudilerden başkaları da var mı, yok mu?” diye sorduğunda, bu, o bölgede onlardan başkalarının da olabileceğini göstermektedir. el-Kadı İyaz ise maktulün bulunduğu yerde katilin de mevcut olabileceğini şart koşmuştur; zira böylece başkaları onlara karışmış olmazlar. Bu, Şafiî mezhebinin kavlidir.

İmam Ahmed’den gelen ikinci görüşe göre ise “levs (kin)”, zann-ı galibe göre iddia sahibinin doğrulamasıyla da gündeme gelir. Ancak bunun da birtakım halleri vardır:

Zikri geçen düşmanlık.
Bir topluluğun maktul noktasında ayrıma gitmeleri ki, o vakit onlardan her birisi hakkında levs gündeme gelmiş olur.
İnsanların çok dar bir yerde kalabalıklar içerisinden geçerken aralarında bir maktul bulmaları. İmam Ahmed’in sözünün zahirine göre bu, levs sayılmaz. Bu, aynı zamanda İshak’ın da kavlidir. Bu durumda diyeti Beytü’l-Mâl’e aittir. İmam Malik ise şöyle demiştir: O vakit kanı heder olmuştur; zira katilin kim olduğu bilinmemektedir ve levs’in olup olmadığı da bilinmiyor ki, ona göre kasame ile hüküm verilsin.
Bir maktulün yanı başında, elinde kanlar damlayan bir bıçağı yahut bir kılıcı olan bir kimsenin bulunması hâli ki, o zaman da maktulün ondan başkası tarafından öldürülmemiş olacağı zann-ı galip olur.
İki topluluğun karşılıklı dövüşmeleri sonucu ayrılmaları akabinde içlerinden birisinin öldürülmüş olarak bulunması hâli. O zaman levs, diğer tarafa ait olmuş sayılır. Bunu, el-Kadı İyaz zikretmiştir. Okları diğerlerine sirayet etmemişse, levs maktulün bulunduğu topluluğa ait olur. Bu, İmam Şafiî’nin görüşüdür. İmam Ahmed’den nakledildiğine göre bu durumda maktulün diyeti, dövüşen topluluklardan kendisiyle münakaşada bulunanların üzerine kalır. Ancak katilin belli olduğunu iddia edecek olurlarsa bu hâl müstesnadır. Bu da İmam Malik’in kavlidir.
Maktulün öldürülmesine kölenin ve kadınların şahit olmaları hâli. Bunun hakkında İmam Ahmed’den şu iki görüş gelmiştir:
Birincisi: O vakit levs söz konusudur. Zira iddia sahibinin bu davasında doğru söylemiş olacağı zann-ı galiptir ve bu yönüyle düşmanlığın baş göstermesine benzer.
İkincisi ise: Levs sayılmaz. Çünkü bu, merdud bir şahitlik sayılmış olacağından —sanki kâfirlerin şahitlik yapmalarında olduğu gibi— levs söz konusu olmamaktadır.
Peki, fâsıklar ve çocuklar bu noktada şahitlik edecek olurlarsa bu levs sayılmış olur mu? Bunun hakkında da iki görüş gelmiştir. Bu görüşler hakkında İmam Ahmed’in “levs sayılır” dediği aktarılmıştır. Nitekim bunlarda zann-ı galip üzere iddia sahibinin düşmanlık gerekçesiyle doğru konuşmuş olacağı ortadadır. Hayber’de öldürülen Ensar’lı kişinin durumu buna örnek teşkil etmektedir.

Zannının cari olduğu yerlerde ise kıyas etmek câiz olmaz. Öyleyse bu görüşe göre, söz konusu olan bu hâllerin hükmü, levs’in olmadığı diğer hâllerin hükmüyle aynı kabul edilir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/aralarinda-dusmanlik-bulunmayan-bir-topluluk-uzerinde-soz-konusu-olan-oldurme-davasi/,https://kutsalayet.de/kasame-ve-yeminlerle-ilgili-davalarda-velilerin-durumu/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız