"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Karşılıklı olarak lanetleşen eşler arasında baş gösterecek olan ayrılık

Karşılıklı olarak lanetleşen eşler arasındaki ayrılığın gerçekleşmesi için tarafların hep birlikte lanet etmiş olmaları gerekir. Peki, tarafların arasını hakim ayıracak olursa, bu geçerli olur mu? Bunda iki görüş gelmiştir:

Bu durumda ayrılık geçerli olur. Söz konusu olan ayrılık ancak hakimin verdiği kararla meydana gelir. Bu, rey ashabının görüşüdür. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sonra ikisinin arası ayrılır.” buyurmuştur. Bu ifade ise buradaki ayrılma olayının koca tarafından gerçekleşmediğini ortaya koymaktadır. Nitekim Uveymir hadisinde de şöyle gelmiştir: “Ey Allah’ın Resulü! Eğer ben onu (nikahım altında) tutacak olursam, onun hakkında yalan söylemiş duruma düşerim.” dedi ve daha Hz. Peygamber ona (hanımını boşaması için) emir vermeden evvel onu üç talakla boşadı. Bu hadis ise karısını elinde tutmasının mümkün olduğunu gösterir, ancak talak vaki olmuştur. Eğer ayrılık bundan önce meydana gelmiş olsaydı, boşaması vaki olmazdı.
Karı ve kocanın sadece lanetleşmesi sebebiyle de ayrılık geçerli olur. Bu ise İmam Malik, Ebu Sevr, Davud (ez-Zahiri) ve Züfer’in kavlini oluşturmaktadır. Çünkü bu minvalde Hz. Ömer’den rivayet edildiğine göre, kendisi şöyle demiştir: “Karşılıklı lanetleşenlerin arası ayrıma tabi tutulur ve asla bir araya gelemezler.” Zira bu, ebedi olarak haramlığın manasını ortaya koymaktadır; dolayısıyla -süt emme konusu gibi- hakimin vereceği hüküm beklenmez. Hakim’in ikisinin arasını ayırması demek, bir anlamda karı koca tarafından kendilerinin ayrılmış olacaklarını bir tür haber vermek demektir.
Sonuç olarak her iki görüşe göre de bu ayrılık, karı ve kocanın lanetleşmesinden önce meydana gelmemektedir.

İmam Şafii ise: Kadın lanet etmiş olmasa dahi sadece kocanın lanetleşmede bulunmasıyla bile ayrılık gerçekleşmiş olur, demiştir. el-Muvaffak ise şöyle demiştir: Bu görüş hakkında İmam Şafii’ye katılan bir kimseyi bilmiyorum. Nitekim el-Betti’den de nakledildiğine göre kendisi lian ile ayrılığın baş göstermeyeceğini ifade etmiştir. Ancak her ikisinin de görüşü doğru değildir.

Lian sebebiyle ayrılık bir fesih anlamına gelir. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Çünkü bu, ebedi bir haramlığı gerektirecek olan bir ayrılıktır; dolayısıyla bu, süt sebebiyle ayrılık gibi bir fesih sayılmaktadır. Bunun yanında lian konusu, talak hakkında açık bir ifade sayılmaz; zira bu sözüyle talaka niyet etmediğinden dolayı da bu bir talak sayılmamaktadır, tıpkı nikahtaki diğer fesihlerde olduğu gibi. Bir de lian bir talak sayılsaydı, o vakit kadın lian’da bulunmasa dahi erkeğin lian’ıyla talak vaki olurdu.

Ebu Hanife ise: Lian bir talaktır; çünkü lian koca tarafından bir ayrılık demektir. Nikaha hastır, o vakit talak sayılır, tıpkı “sen boşsun” demesiyle oluşan ayrılık gibi kabul edilir, demiştir.

Lian sebebiyle kadın kocasına ebedi olarak haram olur ve (Hanbeli mezhebimizin zahirine göre) kendisini yalanlamış olsa, artık o kocasına helal olamaz. Kendisini tekzip etmediği sürece kadının kocasına helal olamayacağını ilim ehli arasında söyleyen yoktur, ancak kural dışı (şaz) gelen bir görüş bundan müstesnadır. Kendisini yalanlamış olursa, cemaatin, İmam Ahmed’den yaptığı nakile göre, bu durumda kadın yine kocasına helal olamaz. Bunu, İmam Malik, Sevri, Evzfü, İmam Şafii, Ebu Ubeyde, Ebu Sevr ve Ebu Yusuf söylemiştir. Nitekim Sehl’in yaptığı rivayette ise kendisi şöyle demiştir: “Karşılıklı lanetleşenlerin durumu hakkında gelen sünnet, aralarının ayrıma tabi tutulması sonra da asla bir araya gelememeleri üzeredir.” Çünkü bu, had ve yalanlama öncesinde (evliliğe) yükseliş göstermeyen bir haram kılma sayıldığından, o vakit -süt emmedeki haramlık gibi- karı ve kocayı evliliğe yükseltmez.

İmam Ahmed’den gelen başka bir görüş ise: Kendisini tekzip ederse, kadın kendisine helal olur, yatağı da her halükarda avdet eder, şeklindedir. Ancak bu, kural dışı bir görüştür. Said b. el-Müseyyeb’ten aktarıldığına göre, o: Adam eğer kendisini tekzip edecek olursa, o vakit herhangi bir dünürcü sayılır, der. Ebu Hanife ve Muhammed b. el-Hasen de böyle demiştir. Zira lian sebebiyle söz konusu olan ayrılık, o ikisine göre talak demektir.

Adam, karısına zina isnad eder sonra kendisini yalanlarsa, o vakit kadına attığı iftira sebebiyle erkeğe had cezası vurulur. İster lanet etmesinden önce kendisini yalanlamış olsun yahut sonrasında olsun, fark etmez. Bu, İmam Şafii, Ebu Sevr ve rey ashabının görüşüdür. el-Muvaffak der ki: Onlara muhalefet edenin olduğunu bilmiyoruz.

Hayatta olsun, ölmüş olsun, zengin yahut fakir olsun çocuğun nesebi noktasında bu ona ilhak olur. Bunu ise İmam Şafii ve Ebu Sevr ifade etmiştir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/lianin-lanetlesmesinin-gecerli-olma-hali/,https://kutsalayet.de/cocugun-nefyedilmesi-kabul-edilmemesi-karsi-cikilmasi-konusu/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız