"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Karı-Kocanın Müslüman Olması Yahut İkisinden Birisinin Müslüman Olması

Eğer cinsel temastan önce, putperest yahut Mecusi olan karı-kocadan birisi Müslüman olursa veya karısı putperest veya Mecusi iken kocası da kitabi olduğu halde Müslüman olursa, bu durumda Müslüman oldukları vakitten başlamak üzere aralarının hemen ayrılması icap eder. Bu vakit ayrılmaları fesh sebebiyledir, talak’tan dolayı olmamıştır. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Çünkü dinlerin farklı olması, nikahın ikrarına engeldir. Buna göre cinsel temastan önce bu söz konusu olmuşsa -dinden dönme konusunda olduğu gibi- aralarının hemen ayrılması gerekir. Zaten o Müslüman erkek ise bu durumda zaten kafir bir kadını nikahında tutamaz. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın.” (Mümtehine Suresi 10). Eğer Müslüman olan kadın olmuşsa, onun da müşrik bir erkeğin nikahı altında durması caiz değildir.

Ebu Hanife ise şöyle demiştir: Bu durumda aralarının hemen ayrılması gerekmez, bilakis onlar Daru’l İslam’da bulunuyorlarsa, diğerine İslam dini arz edilir, ona tebliğ yapılır. Yüz çevirmesi halinde, aralarının hemen ayrılması vaki olur. Daru’l Harp’te bulunuyorlarsa, kadın iddet döneminin bitimine kadar bekletilir, Müslüman olmazsa, araları ayrıma tabi tutulur.

İmam Malik ise şöyle demiştir: Müslüman olan kadın olmuşsa, o vakit erkeğe İslam daveti yapılır. Erkek Müslüman olursa ne ala, aksi takdirde araları ayrıma tabi tutulur. Müslüman olan erkek olmuşsa, hemen araları ayrılır. Zira Yüce Allah: “Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın.” (Mümtehine Suresi 10) buyurmuştur. Erkeğin Müslümanlığı sebebiyle -cinsel temastan önce- aralarında ayrım baş gösterirse, o vakit -mehrin tesmiyesi geçerli olmuşsa- kadına mehr-i müsemma’nın yarısı, eğer -mehrin tesmiyesi fasit olmuşsa- o zaman da mehr-i mislin yarısı düşer. Çünkü söz konusu ayrılık, erkeğin ameliyle baş göstermiştir. Kadının Müslümanlığı sebebiyle ayrım baş göstermiş olursa, kadına mehirden bir şey düşmez. Çünkü söz konusu ayrılık, kadın tarafından baş göstermiştir. Bunu, İmam Malik, Evzfü ve İmam Şafii söylemiştir.

İmam Ahmed’den gelen diğer bir görüşe göre ise eğer kocanın İslam’dan yüz çevirmesi ve kaçınması öncesinde olmuşsa bu durumda kadına mehrin yarısı düşer. Zira kadın, ancak Yüce Allah’ın kendisine farz kıldığı işi icra etmiştir.

Karı ve koca birlikte Müslüman olurlarsa, nikahları aynen devam eder, ister cinsel temastan önce bu gerçekleşmiş olsun yahut sonrasında olsun, fark etmez. Allah’a hamdolsun bu konuda ilim ehli arasında bir ihtilaf yoktur. Ama ikisinden birisinin Müslüman oluşu, cinsel temastan sonra olmuşsa, bu durumda İmam Ahmed’den iki görüş gelmiştir:

Birincisi: İddetin bitimine kadar bekletilir. Diğeri, iddetin süresi bitmeden önce Müslüman olmuşsa, o zaman nikahları aynen devam eder.

İddet bitene değin koca Müslüman olmazsa -dinleri farklı olduğu için araları ayrıma tabi tutulur. O vakit baştan bir iddetin başlamasına ihtiyaç da duyulmaz. Bu, Leys, Evzfü, İmam Şafii ve İshak’ın kavlidir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, Müslüman olan bir erkekle karısının arasını ayırdığı herhangi bir kimse bilinmiyor. Zira karı-kocanın aynı an ve aynı vakit içerisinde Müslüman olmaları uzak bir ihtimal olmasının yanında bir de cinsel temas öncesinde aralarının ayrıma tabi tutulması söz konusu ki, bu halde kadının iddet süresi bile yok demektir. O halde -bir talakla boşanmış kadın örneğinde olduğu gibi- hemen beynune (ayrılık) gündeme gelmiş sayılır. Halbuki burada kadının iddeti vardır ve iddet süresi bittiğinde, ilk Müslüman olanın o süresinden ayrımın vaki olacağı taraflarca bilinir olur, ikinci bir iddete de ihtiyaç duymaz. Çünkü dinlerin farklı olması ayrım için yeterli sebeptir. O zaman -talak gibi- kendisinden ayrıldığı hesap edilir.

İkincisi: Araları hemen ayrıma tabi tutulur. Ebu Hanife’nin buradaki görüşü, cinsel temastan önce ifade ettiği görüşü gibidir. Ancak kadın Daru’l Harp’te bulunuyor ve iddet süresi de bitmiş olursa, akabinde ayrım da baş gösterirse, o vakit kadının baştan iddeti sayması gereklilik arz etmektedir.

İmam Malik der ki: Erkek, eğer karısından önce Müslüman olursa, kadına İslam arz edilir, tebliğ yapılır. Kadın Müslüman olursa ne ala, aksi takdirde araları ayrıma tabi tutulur. Hatta kadın o ortamda olmasa dahi ayrılırlar. Kadın eğer öncesinde Müslüman olursa, iddetin bitmesine değin kadın bekletilir. Ayrıma tabi tutulacaklarını öne sürenlerin gerekçe gösterdikleri delil ise Yüce Allah’ın: “Kafir kadınları nikahınızda tutmayın.” (Mümtehine Suresi: 10) buyruğudur. Zira nikahı feshetmeyi gerektiren husus -süt emme konusunda olduğu gibi- ne cinsel temastan öncesiyle ne de sonrasıyla farklılık göstermez.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/sirk-ehliyle-evlenmek/,https://kutsalayet.de/kadinin-iddeti-bitene-degin-eger-kari-ve-kocadan-birisi-musluman-olursa-digeri-de-farkli-dine-sahip-olursa/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız