Biz onların üzerine uğursuz, kasıp kavuran bir rüzgâr gönderdik.
Diyanet Vakfı
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik.
Kurtubi Tefsiri
Muhakkak Biz üzerlerine uğursuz olan ve sürekli olan bir günde sarsar bir rüzgar gönderdik.
“Muhakkak Biz üzerlerine” kendileri için
“uğursuz olan ve sürekli olan bir günde sarsar bir rüzgar” Katade ve ed-Dahhak’a göre aşırı soğuk bir rüzgar
“gönderdik.” Sesi şiddetli bir rüzgar diye de açıklanmıştır. Buna dair açıklamalar daha önceden Fussilet Sûresi’nde (41/16. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
İbn Abbâs dedi ki: Bu rüzgar onlara uğursuz kabul ettikleri bir günde gelmişti. ez-Zeccâc bunun çarşamba günü geldiği söylenmiştir, demiştir. İbn Abbâs dedi ki: Bu ayın son çarşambasında olmuştu. Küçüklerini de, büyüklerini de yok etmişti.
Harun el-Aver
“uğursuz” anlamındaki lâfzı “ha” harfini kesreli olarak; diye okumuştur. Bu hususa dair açıklamalar daha önce
“uğursuz günlerde” (Fussilet, 41/16) âyeti açıklanırken geçmiş bulunmaktadır.
“Uğursuz olan ve sürekli olan bir günde” âyeti uğursuzluğu sürekli ve kendilerine getirdiği uğursuzluğu sürüp giden bir gün demektir. Uğursuz kabul ettikleri bu günde azap onları helâk edinceye kadar devam etti. Cehennem ateşine onları ulaştırıncaya kadar sürüp gitti, diye de açıklanmıştır. ed-Dahhak: Bugün onlar için çok acı idi, demiştir. el-Kisaî de böyle nakletmiştir. Buna göre birtakım kimseler buradaki
“sürekli” anlamındaki kelime acılığı ifade eden: gelmektedir, “Nefislerin kendisinden tiksindiği acı olan bir şey gibi oldu” denilir. Ayrıca yüce Allah:
“Şimdi… tadın” (el-Kamer, 54/37) diye buyurmaktadır. Tadılan bir şey ise acı olabilir. Bu lâfzın güç ve kuvvet anlamına gelen: ‘den geldiği de söylenmiştir. Yani bu azap onlara uğursuzluğu son derece güçlü ve sağlam kılınmış, uğursuz bir günde onlara gelmişti ki, bu sağlamlığı bozulmasına güç yetirilemeyen, iyice ve sağlam bükülmüş bir şey gibi idi.
Çarşamba günü uğursuzluğu sürekli bir gün olduğuna göre, bu günde dua nasıl kabul edilir? Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın duasının bugünde Öğle ile ikindi arasında kabul edildiğine dair rivâyetler de gelmiş bulunmaktadır. Hem bu hususa dair Cabir yoluyla gelen hadiste daha önce el-Bakara Sûresi’nde (2/186. âyet, 5, başlıkta) geçmiş bulunuyor denilecek olursa, cevap şu olur: Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır ya, Mesrûk’un Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan diye rivâyet etmiş olduğu bir habere göre şöyle buyurmuştur: “Cebrâîl bana gelerek şöyle dedi: Şüphesiz Allah sana gahid ile birlikte bir yemin ile hüküm vermeni emretmektedir. Yine dedi ki: Çarşamba günü uğursuz ve uğursuzluğu sürekli olan bir gündür. ” Müsned, IV. 57; Beyhaki, es-Sünenu’l-Kübrâ, X, 170; Taberani, Evsaf, VI, el-Kamil, I, 238.
Bilindiği gibi bu hususta onun, salih kimseler için uğursuz olduğuna dair bir rivâyet varid olmamıştır. Aksine bugünün günahkarlar ve fesad çıkartanlar için uğursuz olduğunu kastetmiştir. Tıpkı Kur’ân-ı Kerîm’de sözü edilen uğursuz günler gibi. Bu günler Âd kavminin kâfirleri için uğursuz idi. Onların peygamberleri ve aralarından îman eden kimseler için uğursuz değildi. Durum böyle olduğuna göre çarşamba gününün baş tarafından, güneşin zeval vaktine kadar zalime mühlet verilmesi günün bitmesine doğru zalim eğer zulmünden geri dönmeyecek olunsa, onun aleyhindeki mazlumun o bedduasının kabul edileceği uzak bir ihtimal olarak görülemez. Buna göre o gün zalim hakkında uğursuz bir gün olur. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın bedduası da kâfirler hakkında idi. Cabir yoluyla rivâyet edilen hadisteki: “(Bundan böyle) ben de önemli ve ağır bir durumla karşılaştığım her seferinde…” sözleri buna işarettir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.