Şüphesiz biz onları, bahçe sahiplerini sınadığımız gibi sınadık; hani onlar sabah olunca bahçenin ürünlerini mutlaka toplayacaklarına yemin etmişlerdi.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
İnna belevnahum (şüphesiz biz onları sınadık), kema belevna (sınadığımız gibi) ashabu’l-cenneti (bahçe sahiplerini). İz aksemu (hani yemin etmişlerdi) le-yasrimunneha (bahçeyi mutlaka devşireceklerine) musbihin (sabahleyin).
Mukatil Tefsiri
Allah Teâlâ tekrar önceki konuya dönerek şöyle buyurdu: “Biz onları sınadık.” Yani Mekke halkını kıtlıkla sınadık. “Bahçe sahiplerini sınadığımız gibi.” Yani bahçeleri yok olduğunda onları da açlıkla sınamıştık.
Bu bahçede hurmalar, ekinler ve üzüm bağları vardı. Atalarından miras kalmıştı. Bahçenin adı “Sarîm” idi. Allah Teâlâ bunu Mekke halkına, dinleri hususunda ibret almaları için örnek göstermiştir. Bu bahçe Yemen’de San‘a’nın iki fersah yakınında bulunuyordu. Bahçe sahipleri Müslümandılar ve bu olay İsa b. Meryem’den sonra gerçekleşmişti.
Babaları salih kimselerdi. Hurma, ekin ve meyvelerden; toplama sırasında gözden kaçanları, orakla biçilmeyip kalanları, rüzgârın düşürdüklerini ve hasat sonunda yerde kalanları yoksullara bırakırlardı. Bu da oldukça büyük bir miktar tutardı. Fakat çocukları: “Ailemiz çoğaldı, bu da çok fazla yiyecek,” dediler ve gizlice bahçeye gidip mahsulü toplamaya, yoksullara haber vermemeye karar verdiler. Babaları ise hasat ve ürün toplama zamanı geldiğinde yoksullara haber verir, onlar da toplanırlardı.
Taberi Tefsiri
Allah Teâlâ’nın: “Şüphesiz biz onları sınadık.” buyruğunun anlamı, “Kureyş müşriklerini sınadık, onları imtihan ettik ve denedik.” demektir. “Bahçe sahiplerini sınadığımız gibi” ifadesi ise, “Bahçe sahiplerini nasıl imtihan ettiysek bunları da öyle imtihan ettik.” anlamındadır. “Hani onlar sabah olunca bahçenin ürünlerini mutlaka toplayacaklarına yemin etmişlerdi.” buyruğu ise, onların sabah vakti bahçenin meyvelerini kesinlikle toplayacaklarına dair yemin etmelerini ifade etmektedir.
Müfessirler de bu ayeti bu şekilde açıklamışlardır. Hennâd b. es-Serî → Ebû’l-Ahvas → Simâk → İkrime rivayetinde İkrime, ileride gelecek olan “Bugün oraya hiçbir yoksul girmesin.” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Bunlar Habeşistan halkından bir topluluktu. Babalarına ait bir bahçe vardı ve babaları o bahçeden yoksullara yedirirdi. Babaları ölünce oğulları: ‘Vallahi babamız yoksullara yedirmekle yanlış yapıyormuş.’ dediler. Bunun üzerine sabahleyin bahçenin ürünlerini toplayacaklarına yemin ettiler; hiçbir istisna yapmadılar ve hiçbir yoksula da bir şey vermemeye karar verdiler.”
İbn Abdüla‘lâ → İbn Sevr → Ma‘mer → Katâde rivayetinde Katâde şöyle demiştir: “Bu bahçe yaşlı bir adama aitti. Kendisi sadaka verir, oğulları ise onu sadakadan vazgeçirmeye çalışırlardı. Adam bir yıllık ihtiyacını ayırır, geri kalanını harcar ve sadaka olarak dağıtırdı. Babaları ölünce oğulları sabah erkenden bahçeye yöneldiler ve kendi aralarında: ‘Bugün hiçbir yoksul sizin yanınıza girmesin.’ dediler.”
Ayrıca bahçe sahiplerinin Ehl-i Kitap oldukları da zikredilmiştir. Muhammed b. Sa‘d → babası → amcası → babası → dedesi → İbn Abbas rivayetinde İbn Abbas, “Şüphesiz biz onları, bahçe sahiplerini sınadığımız gibi sınadık…” ayeti hakkında: “Onlar Ehl-i Kitap idiler.” demiştir.
Ayette geçen “sarm” kelimesi kesmek anlamındadır. Allah Teâlâ’nın “Leyasrimunneha” buyruğunun manası ise, bahçenin meyvelerini mutlaka devşirecekleri, hasat edip toplayacaklarıdır. Araplar bu kelimeyi kesmek ve koparmak anlamında kullanırlar. İmruülkays’ın şu sözü de buna örnektir:
“Dâ‘d, uzun bir yakınlıktan sonra senden bağını kesti; Dâ‘d’a görünmesi gereken şeylerin bir kısmı görünmeye başladı.”
Burada kullanılan “sarametke” ifadesi de bağın kesilmesi ve ilişiğin koparılması anlamındadır. Dolayısıyla ayetteki “leyasrimunneha”, bahçenin ürünlerini tamamen toplayıp devşirmeyi ifade etmektedir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…