"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafirlerin mallarını tekrar Müslümanlar ele geçirecek olurlarsa

Kafirler, Müslümanların mallarını ele geçirecek olursa, Müslümanlar savaşarak o mallarını onlardan tekrar geri alırlar. İçlerinde Leys, İmam Malik, Sevri, Evzai, İmam Şafii ve Rey ashabının da bulunduğu ilim adamlarının genelinin görüşüne göre şayet bu malların sahibi taksimattan evvel bu malları biliyor idiyse, bir şey vermeksizin o malları Müslümanlara geri verir. Çünkü bu minvalde İbn Ömer’in naklettiğine göre, o şöyle demiştir: “Bir defasında (İbn Ömer) kendisine ait olan bir atı düşman tarafına kaçıp gitti de onu muharip düşman yakaladı. Sonra Müslümanlar o düşmana galip geldi de, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında o at kendisine geri verildi. Bir defasında yine ona (İbn Ömer) ait bir köle kaçıp Rumlar’a katılmıştı. Sonra Müslümanlar Rumlar’a galip geldi de Halid b. Velid o köleyi ona (İbn Ömer) geri verdi. Bu ise Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanından sonra meydana gelmişti.”

Ebu Ubeyde b. el-Cerrah, Hz. Ömer’e bir mektup yazıp, Müşriklerin ele geçirdikleri mallardan sonra bunları Müslümanların zafer elde etmeleri sebebiyle ele geçirip geri almaları hakkında: “Taksimatı yapılmadıkça her kim, bizzat o malın aynısını bulacak olursa bu malı almaya o hak sahibidir, demiştir.”

Ama taksimat yapıldıktan sonra o mala kavuşulacak olursa, bu noktada iki görüş gelmiştir:

O malın sahibi, aldığı kimseden hesap ettiği kıymete daha hak sahibidir. Aynı şekilde satılacak olur da sonra kıymeti taksim edilecek olursa, o bu kıymete daha çok hak sahibi olur. Bu, Ebu Hanife, Sevri, Evzai ve İmam Malik’in görüşüdür. Çünkü bir şey olmaksızın onun için bir şey almaktan imtina etmiştir ki, böylece ganimetten alanın mahrum olmasına götürmesin veyahut müşterideki kıymeti zayi olmasın. Her ikisinin de hakkı kıymete göredir ve böylece mal sahibi, bizzat kendi malı hakkında müşteri ortaklığı konumuna dönmüş olur, sadece İmam Malik ve Ebu Hanife’den nakledildiğine göre bu kimse onu kıymetine göre alır.
Bunu taksim etmiş olursa onda hiçbir durumda hak sahibi değildir. Bu ise Leys’in kavlidir.
İmam Şafii der ki: Malın sahibi onu taksimattan önce ve sonra olmak üzere alır. Müşteri de onun kıymetini faydalı hususlarda beşte bir olarak verir; çünkü sahibinin mülkü henüz zail olmamıştır; bu durumda -sanki taksimattan önceymiş gibi- bir şey olmaksızın onu almaya hak sahibi olması gerekli olur. Kıymeti hesap edilen kişiye verir ki, böylece bu, ganimetten alanın mahrum olmasına götürmesin ve bunu da faydalı hususlardan pay eder; çünkü bu, onlardan sayılmaktadır.

el-Muvaffak der ki: Bizim lehimize Hz. Ömer’in, es-Süb’e yazmış olduğu: “Müslümanlardan her kimin bizzat arkadaşı ya da eşyası musibete uğrayacak olursa, bu kimse başkasından buna daha çok hak sahibidir. Şayet taksimat edildikten sonra tüccarın elinde bunları bulacak olursa, buna dair kendisine bir (çıkış) yolu yoktur…” şeklindeki mektup vardır. Çünkü bu, bir icmadır.

İmam Ahmed der ki: İnsanlar bu konu hakkında iki görüşü ileri sürmüşlerdir: Bir topluluk: Taksimat olursa ona bir şey yoktur, derken, diğerleri ise; Taksimat olursa ona kıymeti vardır, demişlerdir. Ama taksimattan sonra bundan başkasının verileceğini söyleyen ise olmamıştır.

el-Muvaffak şöyle der: Dolayısıyla bu dönemde yaşayan (ilim adamları) ne zamanki taksimat yapılırken söz konusu olan bu iki görüşe dair hükmü ortaya koydular; öyleyse üçüncü bir görüşün olduğunu söylemek caiz olmaz. Çünkü böyle bir şey söylemek icmaya aykırı olur ve buna yönelmek de caiz değildir… Bunun yanında onların: “Sahibinin mülkü ondan zail olup da gitmez.” sözlerine gelince, bu kabul edilemez.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/cocuk-esirlerin-ne-zaman-musluman-olmasina-hukum-verilir/,https://kutsalayet.de/darul-harpte-iken-yiyeceklerden-tuketmek/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız