Ali b. İbrahim, Muhammed b. Hüseyin’den, o İbn Ebî Necrân’dan, o Fedâle b. Eyyûb’dan, o Sedîr es-Sayrafî’den rivayet etti. O şöyle dedi: Ebû Abdullah’ın şöyle dediğini işittim: “Bu işin sahibinde Yûsuf’a benzer bir hâl vardır.” Ben, “Sanki onun hayatını veya gaybetini zikrediyorsun” dedim. O bana şöyle dedi: “Bunda inkâr edilecek ne var? Bu ümmet domuzların benzerleridir. Yûsuf’un kardeşleri peygamber çocukları olan kabilelerdi; Yûsuf’la alışveriş yaptılar, ona satış yaptılar, onunla konuştular; onlar onun kardeşleriydi, o da onların kardeşiydi, fakat o ‘Ben Yûsuf’um, bu da kardeşimdir’ deyinceye kadar onu tanımadılar. Bu lanetlenmiş ümmet, Allah’ın bir vakitte hüccetine, Yûsuf’a yaptığı gibi davranmasını niçin inkâr ediyor? Yûsuf Mısır mülkünün sahibiydi; onunla babası arasında on sekiz günlük yol vardı; eğer ona bildirmek isteseydi buna gücü yeterdi. Yakub ve çocukları müjde geldikten sonra, bulundukları yerden Mısır’a dokuz günde yürüdüler. Öyleyse bu ümmet, Allah’ın hüccetine Yûsuf’a yaptığı gibi davranmasını, onun onların çarşılarında yürümesini, yaygılarının üzerine basmasını ve Allah ona izin verinceye kadar böyle kalmasını niçin inkâr ediyor? Nitekim Allah Yûsuf’a izin vermişti; onlar, ‘Gerçekten sen Yûsuf musun?’ dediler, o da ‘Ben Yûsuf’um’ dedi.”