"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 745

Ali b. İbrahim, Muhammed b. Îsâ’dan, o Yûnus’tan; Ali b. Muhammed de Sehl b. Ziyâd Ebû Saîd’den, o Muhammed b. Îsâ’dan, o Yûnus’tan, o İbn Miskân’dan, o Ebû Basîr’den rivayet etti. Ebû Basîr şöyle dedi: Ebû Abdullah’a aziz ve celil olan Allah’ın “Allah’a itaat edin, Resule itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin” (Nisâ 59) sözü hakkında sordum. O şöyle buyurdu: “Bu ayet Ali b. Ebî Tâlib, Hasan ve Hüseyin hakkında inmiştir.” Ben ona, “İnsanlar, ‘Öyleyse Allah’ın kitabında neden Ali’nin ve Ehl-i Beyt’inin isimleri açıkça anılmadı?’ diyorlar” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Onlara deyin ki Resulullah’a namaz emri indi, fakat Allah onlara namazın üç rekât mı yoksa dört rekât mı olduğunu isimlendirmedi; bunu onlara açıklayan Resulullah oldu. Zekât emri indi, fakat Allah onlara her kırk dirhemden bir dirhem verileceğini açıkça belirtmedi; bunu onlara açıklayan Resulullah oldu. Hac emri indi, fakat Allah onlara ‘Yedi defa tavaf edin’ demedi; bunu onlara açıklayan Resulullah oldu. ‘Allah’a itaat edin, Resule itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin’ ayeti de indi ve bu ayet Ali, Hasan ve Hüseyin hakkında indi. Resulullah da Ali hakkında, ‘Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır’ buyurdu; ayrıca, ‘Size Allah’ın kitabını ve Ehl-i Beyt’imi tavsiye ediyorum. Ben aziz ve celil olan Allah’tan, onları havuz başında bana ulaştırıncaya kadar birbirinden ayırmamasını istedim; O da bunu bana verdi’ buyurdu. Yine, ‘Onlara öğretmeye kalkmayın; çünkü onlar sizden daha bilgilidir’ buyurdu ve ‘Onlar sizi hidayet kapısından çıkarmaz, sizi sapıklık kapısına sokmazlar’ buyurdu. Eğer Resulullah susup Ehl-i Beyt’inin kim olduğunu açıklamasaydı, falan oğulları ve falan oğulları bunu kendileri için iddia ederlerdi. Fakat Allah aziz ve celil, peygamberini doğrulamak üzere kitabında şu ayeti indirdi: ‘Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.’ (Ahzâb 33) Bunlar Ali, Hasan, Hüseyin ve Fatıma idi. Resulullah onları Ümmü Seleme’nin evinde kisânın altına aldı, sonra, ‘Allah’ım! Her peygamberin bir ehli ve ağır emaneti vardır; bunlar da benim Ehl-i Beyt’im ve ağır emanetimdir’ buyurdu. Ümmü Seleme, ‘Ben senin ehlinden değil miyim?’ dedi. Resulullah, ‘Sen hayır üzeresin; fakat bunlar benim ehlim ve ağır emanetimdir’ buyurdu.”

“Resulullah vefat edince, Resulullah’ın onun hakkında çokça tebliğde bulunması, onu insanlar için ayağa kaldırması ve elinden tutması sebebiyle, insanların içinde insanlara en yetkili olan Ali idi. Ali gidince, Ali’nin Muhammed b. Ali’yi, Abbas b. Ali’yi veya çocuklarından herhangi birini bu işe sokması mümkün değildi ve bunu yapacak da değildi. Eğer böyle yapsaydı, Hasan ve Hüseyin ona şöyle derlerdi: ‘Allah Teâlâ senin hakkında indirdiği gibi bizim hakkımızda da indirmiştir; sana itaati emrettiği gibi bize itaati de emretmiştir; Resulullah senin hakkında tebliğde bulunduğu gibi bizim hakkımızda da tebliğde bulunmuştur; Allah senden kiri giderdiği gibi bizden de kiri gidermiştir.’ Ali gidince, Hasan yaşça büyük olduğu için bu işe en layık olan oldu. O vefat edince, kendi çocuğunu bu işe sokması mümkün değildi ve bunu yapacak da değildi. Çünkü Allah aziz ve celil, ‘Akrabalık bakımından yakın olanlar, Allah’ın kitabında birbirlerine daha evladır’ buyurmuştur. Eğer imameti kendi çocuğuna verseydi, Hüseyin ona şöyle derdi: ‘Allah senin ve babanın itaatini emrettiği gibi benim itaatimi de emretmiştir; Resulullah senin ve baban hakkında tebliğde bulunduğu gibi benim hakkımda da tebliğde bulunmuştur; Allah senden ve babandan kiri giderdiği gibi benden de kiri gidermiştir.’ İş Hüseyin’e gelince, artık Ehl-i Beyt’inden hiç kimse, eğer babası ve kardeşi bu işi ondan çevirmek isteselerdi onun onlara karşı ileri sürebileceği gibi bir iddiayı ona karşı ileri süremezdi; zaten onlar da bunu yapacak değillerdi. Sonra iş Hüseyin’e ulaşınca, ‘Akrabalık bakımından yakın olanlar, Allah’ın kitabında birbirlerine daha evladır’ ayetinin yorumu gerçekleşti. Hüseyin’den sonra imamet Ali b. Hüseyin’e geçti, Ali b. Hüseyin’den sonra da Muhammed b. Ali’ye geçti.” Sonra şöyle buyurdu: “Kir, şüphedir. Allah’a yemin olsun ki biz Rabbimiz hakkında asla şüphe etmeyiz.”

Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed b. Îsâ’dan, o Muhammed b. Hâlid’den; Hüseyin b. Saîd de Nadr b. Süveyd’den, o Yahyâ b. İmrân el-Halebî’den, o Eyyûb b. Hurr ve İmrân b. Ali el-Halebî’den, onlar da Ebû Basîr’den, o da Ebû Abdullah’tan bunun benzerini rivayet etti.

https://kutsalayet.de/kafi-744/,https://kutsalayet.de/kafi-746/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız