Ahmed b. Mihrân, Muhammed b. Ali’den, o Ebû Basîr’den rivayet etti. Ebû Basîr şöyle dedi: Ebû’l-Hasan’a, “Sana feda olayım, imam ne ile tanınır?” diye sordum. O şöyle buyurdu: “Birtakım özelliklerle tanınır. Bunların ilki, babasından onun hakkında daha önce geçmiş bir şeyin, yani ona işaretin bulunmasıdır ki bu insanlar üzerinde hüccet olsun. Kendisine soru sorulduğunda cevap verir; kendisine soru sorulmadığında ise kendisi söze başlar. Yarın olacak şeyi haber verir ve insanlarla her dilde konuşur.” Sonra bana, “Ey Ebû Muhammed! Kalkmadan önce sana bir alamet vereceğim” dedi. Çok geçmeden Horasan halkından bir adam yanımıza girdi. Horasanlı adam onunla Arapça konuştu; Ebû’l-Hasan ise ona Farsça cevap verdi. Horasanlı adam, “Allah’a yemin olsun, sana feda olayım, seninle Horasan diliyle konuşmamı engelleyen tek şey, onu iyi bilmediğini sanmamdı” dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Sübhanallah! Eğer sana güzelce cevap veremesem, benim sana karşı ne üstünlüğüm olur?” Sonra bana şöyle buyurdu: “Ey Ebû Muhammed! Şüphesiz imamdan insanların hiçbirinin konuşması gizli kalmaz; ne kuşun, ne hayvanın, ne de içinde ruh bulunan herhangi bir şeyin dili ona gizli kalır. Kimde bu özellikler yoksa o imam değildir.”