Ebû Ca‘fer’den rivayet edildi. Şöyle buyurdu:
“Ey Şiîler topluluğu! ‘Biz onu indirdik’ suresiyle delil getirerek tartışın; üstün gelirsiniz. Allah’a yemin olsun ki o, Resulullah’tan sonra Allah Tebâreke ve Teâlâ’nın yaratıklar üzerindeki hüccetidir. O, dininizin efendisidir ve ilmimizin son noktasıdır.
Ey Şiîler topluluğu! ‘Hâ Mîm. Apaçık kitaba andolsun. Biz onu mübarek bir gecede indirdik; şüphesiz biz uyarıcılarız’ ayetleriyle delil getirerek tartışın (Duhân 1-3). Çünkü bu, Resulullah’tan sonra özellikle emir sahipleri hakkındadır.
Ey Şiîler topluluğu! Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurur: ‘Hiçbir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.’ (Fâtır 24) Denildi ki: ‘Ey Ebû Ca‘fer! Onun uyarıcısı Muhammed’dir.’ Şöyle buyurdu: ‘Doğru söyledin. Peki o hayattayken, gönderildiği andan itibaren yeryüzünün bütün bölgelerinde uyarıcı olarak bizzat bulunuyor muydu?’ Soran kişi: ‘Hayır.’ dedi. Ebû Ca‘fer şöyle buyurdu: ‘Onun elçisi, onun uyarıcısı değil midir? Nitekim Resulullah da Allah Azze ve Celle tarafından gönderilmesi bakımından uyarıcıdır.’ Adam: ‘Evet.’ dedi. İmam şöyle buyurdu: ‘İşte Muhammed de ancak kendisinden sonra bir elçi, bir uyarıcı bırakarak vefat etti. Eğer “Hayır” dersen, Resulullah ümmetinden erkeklerin sulplerinde bulunup sonradan gelecek kimseleri zayi etmiş olur.’”
Adam: “Kur’an onlara yetmez mi?” dedi. İmam şöyle buyurdu: “Evet, eğer onun bir açıklayıcısını bulurlarsa.” Adam: “Resulullah onu açıklamadı mı?” dedi. İmam şöyle buyurdu: “Evet, onu bir tek adama açıkladı; ümmete de o adamın durumunu açıkladı. O da Ali b. Ebî Tâlib’dir.”
Soran kişi: “Ey Ebû Ca‘fer! Bu, genelin taşıyamayacağı özel bir iş miydi?” dedi. İmam şöyle buyurdu: “Allah, dininin ortaya çıkacağı belirlenmiş vakti gelinceye kadar kendisine ancak gizlice ibadet edilmesini dilemiştir. Nitekim Resulullah da açıkça bildirmekle emrolununcaya kadar Hatice ile birlikte gizliydi.”
Soran kişi: “Bu dinin sahibinin gizlemesi gerekir mi?” dedi. İmam şöyle buyurdu: “Ali b. Ebî Tâlib, Resulullah ile birlikte Müslüman olduğu gün, onun işi ortaya çıkıncaya kadar gizlemedi mi?” Adam: “Evet.” dedi. İmam şöyle buyurdu: “Bizim işimiz de kitap kendi vaktine ulaşıncaya kadar böyledir.”