Ashabımızdan bir grup, Ahmed b. Muhammed b. Hâlid’den; o da babasından; o da adını zikrettiği bir raviden; o da Muhammed b. Abdurrahman b. Ebî Leylâ’dan; o da babasından; o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu:
“Siz, tanıyıncaya kadar salih kimseler olamazsınız; tasdik edinceye kadar da tanıyamazsınız; teslim oluncaya kadar da tasdik edemezsiniz. Bunlar dört kapıdır; birinin başlangıcı ancak diğerinin sonuyla tamam olur. Bu üç kapının sahipleri sapmış ve uzun bir şaşkınlık içinde kaybolup gitmişlerdir. Allah Tebâreke ve Teâlâ ancak salih ameli kabul eder; Allah ancak şartlara ve ahitlere vefayı kabul eder. Kim Allah Azze ve Celle’nin şartına vefa gösterir ve ahdinde tarif ettiği şekilde davranırsa, onun katındaki nimetlere ulaşır ve kendisine vaat edileni eksiksiz elde eder.
Allah Tebâreke ve Teâlâ kullarına hidayet yollarını bildirmiş, o yollara işaretler koymuş ve o yollarda nasıl yürüyeceklerini açıklamıştır. Bu sebeple şöyle buyurmuştur:
“Ben, tövbe eden, iman eden, salih amel işleyen ve sonra da hidayet üzere olan kimseyi elbette çok bağışlarım.” (Tâhâ 82)
Yine şöyle buyurmuştur:
“Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder.” (Mâide 27)
Kim Allah’ın emrettiklerinde Allah’tan sakınırsa, Muhammed’in getirdiği şeylere iman etmiş olarak Allah’a kavuşur. Heyhat, heyhat! Bir topluluk hidayete ermeden fırsatı kaçırdı ve öldü. Kendilerinin iman ettiklerini sandılar; fakat farkında olmadan şirk koştular. Şüphesiz evlere kapılarından giren kimse hidayete erer; başka bir yoldan girmeye çalışan ise helâk yoluna girmiş olur.
Allah, emir sahibine itaati Resulüne itaate bağlamış, Resulüne itaati de kendisine itaate bağlamıştır. Kim emir sahiplerine itaati terk ederse Allah’a da Resulüne de itaat etmiş olmaz. Bu ise Allah Azze ve Celle tarafından indirileni kabul etmekle gerçekleşir.
“Her mescide gidişinizde ziynetlerinizi alın.” (A‘râf 31)
Ve o evleri arayın ki:
“Allah onların yükseltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin vermiştir.” (Nûr 36)
Çünkü Allah size onların:
“Kendilerini ne ticaret ne de alışveriş Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymayan; kalplerin ve gözlerin altüst olacağı bir günden korkan adamlar olduklarını” haber vermiştir. (Nûr 37)
Allah, resulleri kendi işi için seçmiş, sonra onları uyarılarında bu gerçeği doğrulayan kimseler olarak ayırmıştır. Bu sebeple şöyle buyurmuştur:
“Hiçbir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.” (Fâtır 24)
Bilmeyen sapar; gören ve akleden ise hidayete erer. Allah Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:
“Gerçekte gözler kör olmaz; fakat göğüslerdeki kalpler kör olur.” (Hac 46)
Görmeyen kimse nasıl hidayete erebilir? Düşünmeyen kimse nasıl görebilir?
Allah Resulü’ne ve Ehl-i Beyt’ine uyun, Allah tarafından indirileni kabul edin ve hidayet izlerini takip edin. Çünkü onlar emanetin ve takvanın alametleridir. Biliniz ki bir kimse Meryem oğlu İsa’yı inkâr etse, diğer bütün resulleri kabul etse yine mümin olmaz. Yolu, işaretlerini arayarak takip edin; perdelerin arkasından da izleri araştırın. Eğer imama ulaşmanız mümkün olmazsa, onun eserlerini ve bıraktığı izleri takip edin.”