Ali b. İbrahim’in, babasından, onun Ali b. Ma‘bed’den, onun Abdullah b. Sinan’dan, onun da babasından rivayet ettiğine göre Abdullah b. Sinan’ın babası şöyle dedi:
Ebu Cafer’in huzurunda bulunuyordum. Bu sırada Hâricîlerden bir adam içeri girerek ona:
“Ey Ebu Cafer! Sen neye ibadet ediyorsun?” dedi.
Ebu Cafer:
“Yüce Allah’a ibadet ediyorum.” buyurdu.
Adam:
“Onu gördün mü?” dedi.
Ebu Cafer şöyle buyurdu:
“Gözler O’nu gözlerle görme şeklinde görmemiştir; fakat kalpler O’nu imanın hakikatleriyle görmüştür. O kıyasla bilinmez, duyularla idrak edilmez ve insanlara benzetilmez. Ayetlerle nitelenir, alâmetlerle tanınır ve hükmünde asla zulmetmez. İşte Allah budur; O’ndan başka ilah yoktur.”
Bunun üzerine adam oradan ayrılırken şöyle diyordu:
“Allah, elçiliğini kime vereceğini daha iyi bilir.” (En‘âm 124)