Ahmed b. İdrîs’in, Ahmed b. Muhammed b. İsa’dan, onun Ali b. Seyf’ten, onun Muhammed b. Ubeyd’den rivayet ettiğine göre Muhammed b. Ubeyd şöyle dedi:
Ebu’l-Hasan er-Rızâ’ya Allah’ın görülmesi meselesi ve bu konuda hem halkın hem de özel çevrelerin rivayet ettiği şeyler hakkında bir mektup yazmış, meseleyi açıklamasını istemiştim. Bunun üzerine kendi el yazısıyla şu cevabı yazdı:
“Bütün insanlar, aralarında hiçbir anlaşmazlık bulunmaksızın, görme yoluyla elde edilen bilginin zorunlu bilgi olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Eğer Allah’ın gözle görülmesi mümkün olsaydı, O’nun bilgisi de zorunlu olarak meydana gelirdi. Bu durumda o bilgi ya iman olurdu ya da iman olmazdı. Eğer görme yoluyla elde edilen bu bilgi iman sayılırsa, dünyada kazanma ve delil yoluyla elde edilen bilgi iman sayılmamalıdır; çünkü bu ikisi birbirinin zıddıdır. Bu durumda dünyada hiçbir müminin bulunmaması gerekirdi; zira onlar Allah’ı görmemişlerdir. Eğer görme yoluyla elde edilen bilgi iman değilse, bu durumda kazanma yoluyla elde edilen bilginin de ortadan kalkması gerekir. Hâlbuki ahirette bu bilgi ortadan kalkmaz. İşte bu durum, Allah’ın gözle görülemeyeceğine delildir. Çünkü gözle görmek, açıklamış bulunduğumuz sonuçlara götürmektedir.”