Ali b. İbrahim’in, Abbas b. Ma‘rûf’tan, onun Abdurrahman b. Ebi Necran’dan rivayet ettiğine göre Abdurrahman şöyle dedi:
Ebu Cafer’e yazdım veya kendisine bizzat şöyle dedim:
“Allah beni size feda etsin! Biz Rahmân’a, Rahîm’e ve bir olan Allah’a ibadet ediyoruz.”
Bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Kim isimlerle isimlendirilen hakikati birbirinden ayırır ve isimlerin kendisine, isimlendirilen hakikati bırakıp ibadet ederse şirk koşmuş, kâfir olmuş ve inkâra sapmış olur; gerçekte de hiçbir şeye ibadet etmiş olmaz. Bilakis bu isimlerle isimlendirilen bir olan, tek ve samed olan Allah’a ibadet et. ‘Bir olan ve samed olan Allah’ ifadesi İhlâs sûresine işarettir: ‘De ki: O Allah birdir. Allah Samed’dir.’ (İhlâs 1-2) İsimlerin kendisine değil, bu isimlerle işaret edilen hakikate yönel. Çünkü isimler, Allah’ın kendi zâtını nitelediği sıfatlardır.”