Ondan, Iraklı arkadaşlarından bazısı merfu olarak rivayet etti. Hasan b. Ali insanlara hutbe verip şöyle dedi: Ey insanlar, size benim gözümde insanların en büyüklerinden olan bir kardeşimden haber vereyim; onu gözümde büyüten şeylerin başı dünyanın onun gözünde küçük olmasıydı; o, karnının hâkimiyetinden çıkmıştı, bulmadığı şeyi arzulamaz, bulduğunda da çoğaltmazdı; cinsel arzusunun hâkimiyetinden çıkmıştı, bu yüzden aklını ve görüşünü hafife aldırmazdı; cehaletin hâkimiyetinden çıkmıştı, bu yüzden ancak faydasına güvendiği şeye el uzatırdı; arzuya kapılmaz, öfkelenip hoşnutsuzluk göstermez, usanıp bıkmazdı; ömrünün çoğunda suskundu, konuştuğunda konuşanları geçerdi; tartışmaya girmez, iddiaya ortak olmaz, hâkim görmedikçe delil ileri sürmezdi; kardeşlerinden gafil olmaz, onlardan ayrı olarak kendisine özel bir şey ayırmazdı; zayıf ve zayıf görülen biriydi, fakat ciddi iş geldiğinde saldıran bir aslan olurdu; özür bulunan bir konuda, özrü görmeden kimseyi kınamazdı; söylediğini yapar, söylemediğini de yapardı; iki iş onu çekiştirdiğinde hangisinin daha üstün olduğunu bilmezse, hevaya daha yakın olana bakar ve ona karşı çıkardı; iyileşme umduğu kimse dışında ağrısından şikâyet etmez, öğüt umduğu kimse dışında kimseye danışmazdı; usanmaz, hoşnutsuzluk göstermez, şikâyet etmez, arzuya kapılmaz, intikam almaz ve düşmandan gafil olmazdı; gücünüz yeterse bu güzel ahlaklara sarılın, hepsine güç yetiremezseniz azını almak çoğunu terk etmekten hayırlıdır; güç ve kuvvet ancak Allah iledir.