Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed, Muhammed b. Hâlid, Nadr b. Süveyd, Yahyâ b. İmrân el-Halebî, Ebû Hâlid el-Kammât ve Humrân’dan rivayet etti. Humrân şöyle dedi: Ebû Abdullah’a, “Allah seni ıslah etsin, sana bir şey soracağım” dedim. “Sor” buyurdu. Dedim ki: “Eskiden başka bir haldeydim, bugün ise başka bir haldeyim. Önceleri bir bölgeye girer, bir erkeği, iki kişiyi veya bir kadını davet eder, Allah da dilediğini kurtarırdı. Bugün ise artık hiç kimseyi davet etmiyorum.” Bunun üzerine buyurdu ki: “İnsanlarla Rableri arasını açık bırakmanda sana bir sorumluluk yoktur. Allah kimi karanlıktan aydınlığa çıkarmak isterse onu çıkarır. Bununla birlikte bir kimsede hayır görürsen ona bir şeyler ulaştırmanda da bir sakınca yoktur.” Sonra dedim ki: “Allah’ın şu sözünü bana açıklar mısın: ‘Kim onu yaşatırsa bütün insanları yaşatmış gibidir.’ (Mâide 32)” Buyurdu ki: “Bir kimseyi yanmaktan veya boğulmaktan kurtarmaktır.” Sonra bir süre sustu ve ardından şöyle buyurdu: “Bunun en büyük te’vili ise bir kimseyi davet etmen ve onun da bu davete icabet etmesidir.”