Ahmed b. İdris’in, Muhammed b. Abdülcebbâr’dan, onun Hasan b. Ali’den, onun Sa‘lebe b. Meymûn’dan, onun Zürâre b. A‘yen’den rivayet ettiğine göre Zürâre şöyle dedi:
Ebu Cafer’e bir mesele sordum; bana cevap verdi. Sonra başka bir adam geldi ve aynı meseleyi sordu. Ona bana verdiği cevabın tersini verdi. Ardından üçüncü bir adam geldi; ona da hem bana hem diğer adama verdiğinden farklı bir cevap verdi.
O iki adam çıkınca şöyle dedim:
“Ey Resûlullah’ın oğlu! Irak ehlinden olan ve sizin Şiilerinizden bulunan iki kişi geldi; aynı meseleyi sordular. Siz ise her birine diğerinden farklı cevap verdiniz.”
Bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Ey Zürâre! Bu durum hem bizim için hem de sizin için daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Eğer hepiniz tek bir görüş üzerinde birleşmiş olsaydınız insanlar bunu bize karşı delil olarak kullanırdı. Bu da bizim ve sizin varlığımızın devamı açısından daha tehlikeli olurdu.”
Zürâre şöyle dedi:
Daha sonra Ebu Abdullah’a şöyle dedim:
“Sizin Şiileriniz, onları mızrakların üzerine yürütseniz veya ateşe soksanız bile size itaat ederler. Fakat sizin yanınızdan farklı görüşlerle çıkıyorlar.”
Bunun üzerine bana babasının verdiği cevabın aynısını verdi.