"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 1404

Fey, Enfâl, Humusun Tefsiri, Sınırları Ve Nelerde Gerekli Olduğu

Allah Tebâreke ve Teâlâ, dünyayı bütünüyle halifesi için kılmıştır. Nitekim meleklere şöyle buyurmuştur: “Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” Böylece dünya bütünüyle Âdem’in oldu. Ondan sonra da onun iyi çocuklarına ve halifelerine geçti. Onların düşmanlarının üstün gelip ellerine geçirdiği, sonra savaş veya galibiyetle onlara geri dönen şey “fey” diye adlandırıldı. Bu, galibiyet ve savaşla onlara geri dönmesidir. Bunun hükmü hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Bilin ki ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah’a, Resule, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yol oğlunadır.” (Enfâl 41) O, Allah’a, Resule ve Resul’ün yakınlarına aittir. İşte geri dönen fey budur. Geri dönen şey, ancak onların dışında başkalarının elinde bulunan ve onlardan kılıçla alınan şey olur.

Fakat at ve deve koşturulmadan onlara geri dönen şey ise enfâldir. O yalnız Allah’a ve Resule mahsustur; onda hiç kimsenin ortaklığı yoktur. Ortaklık ancak üzerinde savaş yapılan şeyde kılınmıştır. Savaşan kimselere ganimetlerden dört pay, Resule de bir pay kılınmıştır. Resule ait olanı altı paya böler: üçü ona, üçü yetimlere, yoksullara ve yol oğluna aittir.

Enfâlin yolu ise bu değildir. O, Resule özel idi. Fedek de Resulullah’a özel idi. Çünkü onu Resulullah ve Emirü’l-müminin fethetmişti; onlarla birlikte hiç kimse yoktu. Bu yüzden ondan fey adı kalktı ve ona enfâl adı gerekli oldu. Aynı şekilde sazlıklar, madenler, denizler ve çöller de özellikle imama aittir. Eğer bir topluluk imamın izniyle oralarda çalışırsa, onların dörtte dört beşi vardır, imamın ise beşte biri vardır. İmama ait olan, humus hükmünde yürür. Kim oralarda imamın izni olmadan çalışırsa, imam onun tamamını alır; hiç kimsenin onda hiçbir şeyi yoktur. Aynı şekilde kim bir şeyi imar eder, bir kanal açar veya harap bir arazide arazi sahibinin izni olmadan çalışırsa, o şey ona ait olmaz. Arazi sahibi dilerse onu tamamen ondan alır, dilerse onun elinde bırakır.

Ali b. İbrahim, babasından, o Hammâd b. Îsâ’dan, o İbrahim b. Ömer el-Yemânî’den, o Ebân b. Ebu Ayyâş’tan, o Süleym b. Kays’tan rivayet etti. Dedi ki: Emirü’l-müminin’in şöyle dediğini işittim: “Allah’a yemin olsun ki biz, Allah’ın ‘yakın akraba’ ile kastettiği kimseleriz; Allah onları kendisi ve peygamberiyle birlikte zikretmiş ve şöyle buyurmuştur: ‘Allah’ın şehir halkından Resulüne fey olarak verdiği şey Allah’a, Resule, yakın akrabaya, yetimlere ve yoksullara aittir.’ (Haşr 7) Bu, özellikle bizdendir. Bize sadakada bir pay kılmamıştır. Allah, peygamberini ve bizi, insanların ellerindeki kirleri bize yedirmekten yüce tutmuştur.”

https://kutsalayet.de/kafi-1403/,https://kutsalayet.de/kafi-1405/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız