"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 1336

Ali b. Muhammed, Hasan b. Hüseyin’den rivayet etti. Dedi ki: Bana Muhammed b. Hasan el-Mekfûf rivayet etti. Dedi ki: Bana arkadaşlarımızdan biri, asker bölgesindeki Hristiyan kan alıcılardan birinden rivayet etti: Bir gün Ebu Muhammed öğle namazı vaktinde bana haber gönderdi ve “Şu damardan kan al” dedi. Bana, kan alınan damarlardan olduğunu anlamadığım bir damar gösterdi. İçimden şöyle dedim: “Bundan daha şaşılacak bir şey görmedim. Bana öğle vaktinde kan almamı emrediyor, oysa kan alma vakti değildir. İkincisi, anlamadığım bir damardır.” Sonra bana, “Bekle ve evde kal” dedi.

Akşam olunca beni çağırdı ve “Kan akıt” dedi. Kanı akıttım. Sonra, “Tut” dedi. Tuttum. Sonra, “Evde kal” dedi. Gece yarısı olunca bana haber gönderdi ve “Kan akıt” dedi. İlk şaşkınlığımdan daha çok şaşırdım, fakat ona sormaktan çekindim. Kanı akıttım; tuz gibi beyaz bir kan çıktı. Sonra bana, “Tut” dedi. Ben de tuttum. Sonra, “Evde kal” dedi. Sabah olunca kâhyasına bana üç dinar vermesini emretti. Onları aldım ve çıktım. Sonra Hristiyan İbn Buhtîşû‘un yanına gittim, ona kıssayı anlattım. Bana şöyle dedi: “Vallahi ne dediğini anlamıyorum; bunu tıptan hiçbir şeyde bilmiyorum, hiçbir kitapta da okumadım. Zamanımızda Hristiyanlık kitaplarını falan Farsî’den daha iyi bilen birini de bilmiyorum. Ona git.” Bunun üzerine Basra’ya bir kayık kiraladım, Ahvaz’a gittim, sonra Fars’a, o arkadaşımın yanına vardım ve ona haberi anlattım. Bana, “Bana birkaç gün süre ver” dedi. Ona süre verdim. Sonra cevap istemek üzere yanına gittim. Bana şöyle dedi: “Senin bu adamdan anlattığın şeyi, Mesih kendi döneminde bir kez yapmıştı.”

https://kutsalayet.de/kafi-1335/,https://kutsalayet.de/kafi-1337/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız