Ali b. Muhammed, Ebu Ali Muhammed b. Ali b. İbrahim’den rivayet etti. Dedi ki: Bana Ahmed b. Hâris el-Kazvînî rivayet etti. Dedi ki: Babamla birlikte Sürremenreâ’daydım. Babam, Ebu Muhammed’in ahırında baytarlıkla uğraşıyordu. Müstaîn’in yanında güzelliği ve iriliği bakımından benzeri görülmemiş bir katır vardı. Sırtına binilmesine, gem ve eyer vurulmasına engel oluyordu. Üzerine binicileri toplamıştı; fakat onlar binmek için bir çare bulamamışlardı.
Nedimlerinden biri ona, “Ey Emîrü’l-müminîn! Hasan b. Rızâ’ya haber gönderip getirtsen; ya ona biner ya da onu öldürür de ondan kurtulursun” dedi. Bunun üzerine Ebu Muhammed’e haber gönderdi. Babam da onunla gitti. Babam dedi ki: Ebu Muhammed eve girdiğinde ben onunla birlikteydim. Ebu Muhammed avluda duran katıra baktı, sonra ona doğru yöneldi ve elini onun sağrısına koydu. Katıra baktım; terlemişti, hatta ter ondan akıyordu.
Sonra Müstaîn’in yanına gitti, ona selam verdi. O da onu hoş karşıladı ve yaklaştırdı. “Ey Ebu Muhammed, şu katıra gem vur” dedi. Ebu Muhammed babama, “Ey gulam, ona gem vur” dedi. Müstaîn, “Sen gem vur” dedi. Bunun üzerine taylasanını bıraktı, kalktı, ona gem vurdu. Sonra meclisine dönüp oturdu. Müstaîn ona, “Ey Ebu Muhammed, ona eyer vur” dedi. O da babama, “Ey gulam, ona eyer vur” dedi. Müstaîn, “Sen eyer vur” dedi. İkinci kez kalktı, ona eyer vurdu ve geri döndü. Sonra ona, “Ona binmeyi uygun görür müsün?” dedi. O, “Evet” dedi. Katır hiç direnmeden ona bindi. Sonra onu avluda koşturdu, sonra onu rahvan yürüyüşe sevk etti; olabilecek en güzel yürüyüşle yürüdü. Sonra geri döndü ve indi. Müstaîn ona, “Ey Ebu Muhammed, onu nasıl gördün?” dedi. O da, “Ey Emîrü’l-müminîn, güzellik ve soyluluk bakımından onun gibisini görmedim. Böyle bir şey ancak Emîrü’l-müminîn’e layıktır” dedi. Müstaîn, “Ey Ebu Muhammed, Emîrü’l-müminîn onu sana bağışladı” dedi. Ebu Muhammed babama, “Ey gulam, onu al” dedi. Babam da onu aldı ve götürdü.