Sellâm b. Saîd el-Mahzûmî dedi ki: Ben Ebû Abdillah’ın yanında otururken Basra halkının abidi Abbâd b. Kesîr ve Mekke halkının fakihi İbn Şureyh onun yanına girdiler. Ebû Abdillah’ın yanında Ebû Cafer’in azatlısı Meymûn el-Kaddâh vardı. Abbâd b. Kesîr ona sordu ve dedi ki: “Ey Ebû Abdillah! Allah’ın elçisi kaç bezle kefenlendi?” Dedi ki: “Üç bezle: iki Suhâr bezi ve bir hibere beziyle. Bürdde azlık vardı.”
Sanki Abbâd b. Kesîr bundan yüz çevirdi. Bunun üzerine Ebû Abdillah dedi ki: “Meryem’in hurma ağacı acve idi ve gökten indi. Onun aslından biten acve olur; düşeninden olan ise başka bir türdür.” Onun yanından çıktıklarında Abbâd b. Kesîr, İbn Şureyh’e dedi ki: “Vallahi Ebû Abdillah’ın bana verdiği bu örneğin ne olduğunu bilmiyorum.” İbn Şureyh dedi ki: “Bu çocuk sana haber verir; çünkü o onlardandır.” Yani Meymûn’u kastetti. Ona sordu.
Meymûn dedi ki: “Sana ne dediğini bilmiyor musun?” Dedi ki: “Hayır, vallahi.” Dedi ki: “O sana kendisini örnek verdi. Sana, kendisinin Allah’ın elçisinin soyundan bir çocuk olduğunu ve Allah’ın elçisinin ilminin onların yanında bulunduğunu haber verdi. Onların yanından gelen şey doğrudur; onların dışından gelen şey ise düşen kırıntıdır.”