O gün cehenneme: “Doldun mu?” diyeceğiz. O da: “Daha yok mu?” der.
Diyanet Vakfı
O gün cehenneme «Doldun mu?» deriz. O da «Daha var mı?» der.
Kurtubi Tefsiri
O günde Biz cehenneme: “Doldun mu?” diye soracağız. O da: “Daha var mı?” diyecek.
“O günde Biz cehenneme: Doldun mu? diye soracağız. O da: Daha var mı? diyecek” âyetindeki “O günde… diye soracağız” âyetini Nafî ve Ebû Bekr:
“Benim huzurumda çekişmeyin” (Kaf, 50/28) âyetini gözönünde bulundurarak “ye” harfi ile “O günde.. diye soracak” şeklinde okumuşlardır.
Diğerleri yüce Allah tarafından hitab olmak üzere “nun” İle (“diye soracağız” anlamında) okumuşlardır ki, bu da azamet nunudur.
el-Hasen ise: O günde… diye soracağım” şeklinde okumuştur. İbn Mes’ûd ve diğerlerinden ise: “O günde… diye sorulacak” şeklinde okudukları rivâyet edilmiştir,
” O günde” lâfzının nasb ile gelmesi: “… diye soracağımız o günde Benim yanımda söz değiştirilmez” anlamı dolayısı iledir. Bunun şu anlamda olmak üzere mukadder bir fiil ile nasbedildiği de söylenmiştir: “Sen onları “cehenneme: Doldun mu diye soracağımız o gün ile” korkut!” Bu ise daha önce yüce Allah’ın cehennemi dolduracağına dair vermiş olduğu sözünden ötürü takdir edilir. Böyle bir soru ise, yüce Allah’ın vermiş olduğu haberi doğrulamak, sözünün gerçekleştirilmesi, düşmanlarının azarlanması ve bütün kullarının da uyarılması içindir.
Cehennem de:
“Daha var mı diyecek” yani bende daha fazlasının sığabileceği bir yer kalmamıştır. Bu da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın: “Akil bize konaklayacak bir yer yahut bir ev bıraktı mı ki” Buhârî, III, 11B, IV, 1560; Müslim, III, 984, 985; Ebû Davud, II, 210, III, 125; Darakutni, III, 62; İbn Mace, II, 912, 981; Müsned, V, 201, 202 sözüne benzer ki, bize bir yer bırakmadı demektir. O halde burada İfade inkar anlamındadır. Bununla birlikte daha daha fazlasını istemek anlamında bir soru olması da mümkündür. Daha fazla var mı, dahası da gelsin, demek olur. Âyetin her iki anlama uygun gelmesi, istifhamın (soru sormanın) bir bakıma inkar anlamını da ihtiva etmesinden dolayıdır.
Bir görüşe göre cehennemin söz söylemesi diye bir şey sözkonusu değildir. Bu sadece bir örneklendirmedir, yani onun halinden anlaşılacak olan söz söylemiş olsaydı, söyleyebileceği bu ifadede belirtilendir. Şairin şu beyitinde olduğu gibi:
“Havuz doldu ve: Bu kadarı bana yeter, dedi.
Ağır ol, yavaş ol sen içimi yeterince doldurdun.
Bu Mücahid’in ve başkalarının yorumudur. Bende dolacak yer var mı ki, dolmuş bulunuyorum, demektir.
Yüce Allah’ın organları konuşturması gibi, bu sözü söylemek üzere cehennemi konuşturacaktır, diye de söylenmiştir. Bu, daha Önce el-Furkan Sûresi’nde (25/17-19. âyetlerin tefsirinde) belirttiğimiz üzere daha doğrudur,
Müslim Ve Buhârî’nin Sahihlerinde ve Tirmizi’de, Enes b. Malik’ten rivâyet edildiğine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Cehenneme (cehennemlikler) atıldıkça cehennem: Daha var mı? diye sorar. Nihayet aziz olan Rabbimiz ona ayağını koyar, bu sefer cehennemin bir kısmı diğerinin içine geçer, o da: Yeter yeter, izzetin hakkı için, keremin hakkı için (yeter), der. Cennette ise yüce Allah oraya (bir başka) mahlukat var edip onları cennetin artan bölümlerine yerleştirinceye kadar fazlalık kalmaya devam edecektir.” Müslim, IV, 2188; Buhârî, VI, 2689; Tirmizi, V, 390; Müsned, III, 134, 234 Müslim’in lâfzı ile hadis bu şekildedir.
Ebû Hüreyre yoluyla gelen bir diğer rivâyette de şöyle denilmektedir: “…Cehenneme gelince, yüce Allah üzerine ayağını koyup kendisine: Yeter yeter, deyinceye kadar dolmaz. İşte o vakit cehennem dolar ve birbirine geçer. Yüce Allah yarattıklarından hiçbir kimseye zulmetmez. Cennete gelince, Allah onun için başka yaratıklar var eder.” Buhârî, IV, 1836; Müslim, IV, 2187; Müsned, II, 314
İlim adamlarımız -Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun- şöyle demişlerdir: Burada “kadem (ayak)”in anlamı yüce Allah’ın cehennem ateşine gitmek üzere takdim ettiği (Önden gönderdiği) bir topluluktur. Yüce Allah ezeli İlminde onların cehennemliklerden olduğunu da biliyordu. “Ricl (ayak)” da bu anlamdadır. Bu da insan olsun, başkalarından olsun çok sayıda kimse demektir. Mesela: “Bir insan kalabalığı ve bir çekirge kalabalığı gördüm” denilir. Şair de şöyle demiştir:
“İnsanlardan bir topluluk uğradı bize ve onlara da katıldı,
Yemenlilerden birçok grublar.
Lahm’dan Utul ve Himyer’den kabileler,
Nizar’ın iki oğlu aleyhine düşmanlıkla toplandılar.”
Bu manayı İbn Mes’ûd’dan gelen -şöyle dediğine dair- rivâyet açıklamaktadır: Cehennemde ne kadar barınak, zincir, tokmak ve tabut varsa mutlaka onun üzerinde sahibinin ismi da yazılıdır. Cehennem bekçilerinden herbir kişi isim ve niteliği ile tanıyıp bildiği (azaplandıracağı) adamını bekler. Onların her birisi (azaplandırmakla) emrolunduğu ve beklediği kişileri tamamıyla alıp onlardan geriye hiçbir kimse kalmayınca bekçiler: Yeter, yeter bu kadarı bize yeter, bu kadarı bize yeter, yani yetindik, yetindik, derler. İşte o vakit cehennem, içinde bulunan kimselerin üzerine çekilir ve kapanır. Çünkü geriye gelmesi beklenecek kimse kalmamış olacaktır.
İşte gelmesi beklenen bu topluluk hakkında “ricl (topluluk; tercümede: ayak)” ve “kadem (önden gönderilenler)” tabiri kullanılmıştır. Yine bu yorumun lehine aynı hadiste yer alan Hz. Peygamberin: “Yüce Allah orası için yeni yaratıklar var edip cennetin artan yerine onları iskan edinceye kadar cennette bir fazlalık kalmaya devam edecektir” sözleri tanıklık etmektedir, Biz bu hususa dair daha geniş açıklamalar ve gerekli tafsilatı “el-Kitabu’l-Esna” adlı eserimizin “el-esma ve’s-sıfat (yüce Allah’ın isimleri ve sıfatları)” bölümünde genişçe açıklamış bulunuyoruz. Yüce Allah’a hamdolsun.
en-Nadr b. Şumeyl de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın: “Cebbar (olan Allah) oraya kademini (ayağını) koyuncaya kadar” âyetini ilminde cehennemliklerden olduğu ezelden sabit olmuş kimseler, diye açıklamıştır.