Her nefis yanında bir sürücü ve bir şahit ile gelir.
Diyanet Vakfı
Herkes, yanında bir sürücü ve bir de şahitle beraber gelir.
Kurtubi Tefsiri
Herkes beraberinde bir sürücü ve bir şahit bulunduğu halde gelecektir.
“Herkes beraberinde bir sürücü ve bir şahit bulunduğu halde gelecektir” âyetinde geçen
“sürücü: es-saik” ile
“şahid: eş-şehid” hakkında farklı görüşler vardır.
İbn Abbâs dedi ki: Sürücü meleklerden şahit ise kişilerin kendi nefislerinden olan eller ve ayaklardır. Bunu el-Avfî, İbn Abbâs’tan diye rivâyet etmiştir. Ebû Hüreyre dedi ki: Sürücü melek, şahid ise ameldir.
Hasen ve Katade şöyle demişlerdir: Yani onu süren bir sürücü ve yaptığı amel ile ilgili olarak hakkında tanıklıkta bulunacak bir şahit ile gelecektir.
İbn Eşlem de şöyle demiştir: Sürücü nefsin kendisi ile birlikte bulunan şeytanlardan nefsin arkadaşıdır. Buna sürücü denilmesinin sebebi, bu hususta nefsi teşvik etmese dahi, nefsi arkasından götürmesinden ötürüdür.
Mücahid de şöyle demiştir: Sürücü de, şahit de iki ayrı melektir.
Osman b. Affan (radıyallahü anh)’dan minber üzerinde iken şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
“Herkes beraberinde bir sürücü ve bir şahit bulunduğu halde gelecektir.” âyetinde sözü edilen
“sürücü” Allah’ın emrine doğru nefsi süren melektir.
“Şahit” ise onun ameli hakkında tanıklık edecek olandır.
Derim ki: Bu en sahih olanlarıdır. Çünkü Cabir b. Abdullah yoluyla gelen hadiste o şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı şöyle buyururken dinledim: “Şüphesiz ki Âdemoğlu yüce Allah’ın kendisini ne için yarattığından yana gaflet içerisindedir. Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah, kulunu yaratmak istedi mi meleğe; Onun rızkını, eserini, ecelini yaz, bedbaht mı yoksa bahtiyar mı olduğunu yaz, der. Sonra bu melek yükseklere çıkar, yüce Allah bir başka melek gönderir. Bu da onu yükümlülük çağına gelinceye kadar korur. Daha sonra yüce Allah onun iyilik ve kötülüklerini yazacak iki melek gönderir. Ölüm ona geldi mi bu iki melek de yukarı çıkarlar. Sonra ölüm meleği (selam ona) gelir, canını alır. Kabrine girdirildiği vakit bedenine ruh geri verilir. Sonra da ölüm meleği çıkar. Arkasından kabir melekleri ona gelir, onu sorgularlar. Sonra bu iki melek de çıkar. Kıyâmet koptuğu vakit iyilikler meleği ile kötülükler meleği onun üzerine inerler. Boynunda bağlı bulunan bir kitabın düğümünü açarlar. Sonra da onlardan biri sürücü, diğeri de şahit olmak üzere onunla birlikte hazır bulunurlar, Sonra yüce Allah: “Yemin olsun sen bundan gaflet içinde idin. Şimdi senden perdeni kaldırdık. Bugün gözün pek keskindir” diye buyurur. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) da:
“Mutlaka sizler biri diğerine mutabık halden hale geçeceksiniz” (el-İnşikak, 84/19) âyetini: “Halden sonra bir diğer hale…” diye açıklamıştır. Daha sonra Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) devamla buyurdu ki: “Şüphesiz önünüzde çok büyük bir iş vardır. Bunun için o büyük Allah’tan yardım isteyiniz.” Bu hadisi Hafız Ebû Nuaym, Cafer b. Muhammed b. Ali’den, o Cabir’den yoluyla rivâyet etmiş ve hakkında şöyle demiştir: Bu hadis Cafer’in rivâyeti olarak garib bir hadistir. Cabir yoluyla gelen bu hadisi tek başına ondan Cabir el-Cufî, ondan da el-Mufaddal rivâyet etmiştir Ebû Nuaym, Hilye, III, 190.
Âyet-i kerîme hakkında iki görüş vardır. Birincisine göre bu âyet müslüman ve kâfir hakkında umumidir. Cumhûrun (büyük çoğunluğun) görüşü budur. İkincisine göre ise bu özel olarak kâfir hakkındadır. Bu da ed-Dahhak’ın görüşüdür.