"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kaf 19

Ölüm sarhoşluğu gerçeğiyle gelir. İşte bu, kaçtığın şeydir.

Diyanet Vakfı
Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de: İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir, denir.

Kurtubi Tefsiri
Derken ölüm baygınlığı hak olarak gelmiş olacaktır. “Kendisinden nefret edip kaçtığın şey işte budur.”

“Derken ölüm baygınlığı” onun insanı tümüyle kuşatan hali ve şiddeti

“hak olarak gelmiş olacaktır.”

İnsan hayatta kaldığı sürece hesaba çekilmek üzere sözleri ve davranışları yazılır. Sonra da ona ölüm gelir. O ölümü şanı yüce Allah’ın kendisine vaadettiği yahut tehdit ettiği surette hak olarak gerçekleşmiş şekliyle görür.

Buradaki

“hak”in ölümün kendisi olduğu da söylenmiştir. Ona, ya herkesin hakettiği bir hal olduğundan yahut ölüm sebebiyle kişi hak yurda geçiş yapacağından dolayı bu isim verilmiştir, bu açıklamaya göre ifadede bir takdim ve tehir var demektir. İfadenin takdiri de: “Ölüm ile o hak baygınlık gelmiş olacaktır” şeklinde olur. Ebû Bekr ve İbn Mes’ûd (Allah ikisinden de razı olsun) kıraatinde de bu şekildedir. Çünkü baygınlık hakkın kendisidir. Lâfızların farklılığı dolayısıyla kendi kendisine izafe edilmiştir. Şöyle de açıklanmıştır: Bu kıraate göre

“hak” yüce Allah’ın kendisi de olabilir. Yüce Allah’ın ölüm emrinin gereği olan baygınlık gelmiş olacaktır, demek olur.

Bir diğer açıklamaya göre hak ölümün kendisidir. Ölüm baygınlığı ölüm ile gelmiş olacaktır, demek olur. Bu açıklamayı da el-Mehdevî zikretmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’e dil uzatan kimselerin iddiasına göre: Ben Ebû Bekir es-Sıddîk’ın muhalefet ederek: “Hak olan baygınlık ölüm ile gelmiş olacaktır” diye okuduğu gibi mushafa muhalif okurum, diyen kimseye karşı şu delil gösterilmiştir: Ebû Bekir’den iki rivâyet gelmiştir. Bu rivâyetlerden birisi mushafa uygun bir kıraattir ve uygulama buna göredir. Diğeri ise -eğer onun tarafından söylenmiş ise- unutkanlık yahutta bu rivâyeti nakledenlerden birilerinin yanlışlığı mesabesinde değerlendirilerek reddedilen bir kıraat şeklidir. Ebû Bekr el-Enbarî dedi ki: Bize Kadı İsmail b. îshak anlattı, bize Ali b. Abdullah anlattı, bize Cerir, Mansur’dan anlattı, O Ebû Vail’den, o Mesrûk’tan dedi ki: Ebû Bekir vefat döşeğinde iken Âişe (radıyallahü anhnhâ)’ya haber gönderdi. Onun yanına girdiğinde şöyle dedi: Bu, şairin:

“Bir gün ölüm hırıltısı gelip de, ondan dolayı da göğüs daralacak olursa…”

mısraında vasfettiği hale benzer bir haldir, dedi.

Ebû Bekir (radıyallahü anh) ona şöyle dedi: Ne diye yüce Allah’ın dediği:

“Derken ölüm baygınlığı hak olarak gelmiş olacaktır. Kendisinden nefret edip, kaçtığın şey İşte budur” diye söylemedin deyip, (Ebû Bekr el-Enbarî) hadisin (rivâyetin) geri kalan bölümünü zikretmektedir.

” Baygınlık, sarhoşluk” lâfzı “Baygınlıklar, sarhoşluklar” lâfzının tekilidir.

Sahih’te yer alan rivâyete göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın önünde içinde su bulunan bir kab bulunuyordu. Ellerini suya daldırıyor ve ellerini yüzüne sürerek: “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz ölümün sekeratı (baygınlıkları, sarhoşlukları) vardır.” diyor, sonra da elini kaldırıp şöyle demeye koyuldu: “O en büyük dost ile birlikte (olmayı niyaz ediyorum).” Nihayet ruhu kabzedildi ve eli yanına düştü. Bu hadisi Buhârî rivâyet etmiştir. Buhârî, IV, I616, V, 2387. .

Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Salih olan bir kulun eklemleri Ölümü ve ölüm baygınlıkları esnasında birbirlerine selam verir ve: Selam sana! Kıyâmet gününe kadar, ben senden ayrılıyorum, sen de benden ayrılıyorsun derler.”

Meryem oğlu Îsa (ona ve annesine selam olsun) dedi ki: Ey havariler topluluğu, bu baygınlığı ölüm baygınlıklarını kastediyor- size kolaylaştırması için yüce Allah’a dua edin.

Yine şöyle rivâyet edilmiştir: “Ölüm kılıç darbelerinden, testerelerle biçilmekten, makaslarla doğranmaktan daha çetindir.”

“Kendisinden nefret edip kaçtığın şey işte budur.” Kendisine ölüm baygınlığı gelmiş kimseye bu sözler söylenir demektir. Kendisinden kaçtığın ve yana çekilerek kurtulmaya çalıştığın şey budur.

“Bir şeyden yan saptı, ondan uzaklaştı, yana sapar, uzaklaşır, yana sapmak, uzaklaşmak” denilir.

Mastarının son şeklinin aslı “ye” harfi harekeli olarak:olmakla birlikte, sonradan “ye” harfi sakin okunmuştur. Çünkü Arapçada: dışında “fa’lul” vezninde bir kelime bulunmamaktadır. Kişi (mütekellim olarak) kendisi hakkında haber verecek olursa: ” Yana çekildim meylettim, çekilirim meylederim, çekilmek meyletmek'” denilir. Şair Tarafe de şöyle demiştir:

“Ey Ebû’l-Münzir, vefakar olmayı istedin ve tazim ettin vefakarlığı,

Fakat devenin kaygan yoldan yana saptığı gibi de sapıverdin.”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kaf-18/,https://kutsalayet.de/kaf-20/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız