"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kabzetme sıfatı

Her türlü malın kabzedilmesi, kendi durumuna göre icra edilir. Mekil (tartılan) ya da mevzun (ölçülen) şeklinde olmuş olur da keyl ve vezin şeklinde satılacak olursa, o zaman keyli ve vezni olarak kabzedilip alınır. Bunu, İmam Şafii söylemiştir.

Ebu Hanife ise; Bu konudaki tahliye (malın nakledilmesi), kabzetmek şeklinde söz konusu olur, demiştir. Buna ise Ebu Hureyre’nin, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den naklettiği şu rivayetle cevap verilmiştir. O şöyle demiştir: “Her kim yiyecek satın almışsa, onu tartmadığı sürece satmasın.”
Hz. Osman (radıyallahu anh)’tan nakledildiğine göre, Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisine şöyle buyurmuştur: “Satacağın vakit, o malı ye, satın alacağın vakit ise o malı tart (ve ondan sonra ye.)”
Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’den, hakkında satıcı ve müşterinin sa’ı (olarak ölçüsü) icra edilmedikçe yiyeceğin satışından men etmiştir. Bu da keyli olarak satışı yapılanlar hakkında söz konusudur.

Götürü olarak satış yapılacak olursa, bunun kabzedilmesi malların nakledilmesi şeklinde gerçekleşir. Bu noktada İbn Ömer’in kavli şöyle gelmiştir:
“Biz, götürü usulü mal satan (ticaret) kervanlarından yiyecek satın alırdık; Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bizim o maddeleri mekanından (başka) yere nakletmemize değin satmamızdan bizi bundan men etmiştir.”
Bir lafız da şöyledir: “Biz, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında yiyecek maddesi satın alırdık. (O zaman) bize, malı satmadan önce satın aldığımız yerden başka bir yere nakletmemizi emreden birisi gönderilirdi. Yani (biz yiyecek maddesini) götürü usulüyle alırdık.”
Bu da gösteriyor ki keyli olanların satışı ancak keyli olarak satışı yapılmış olan konularda gereklidir.

Dirhem yahut dinarların satışı olursa, bunların kabzedilmesi el ile gerçekleşir. Satış elbise (ve diğer mefruşat türü) olursa, bunların kabzedilmesi de nakledilmesi şeklinde olur. Hayvan olursa, kabzedilmesi mekanına o hayvanı yürütmekle gerçekleşir; nakledilmesi mümkün olmayan ve arada bir engel bulunmuş olursa, bunların kabzedilmesi onunla müşterisi arasında başka bir engel olmaksızın tahliyesi şeklinde gerçekleşir. Çünkü kabzetmek şeriatte mutlak manada gelmiş olduğundan, bu meselede -vermek ve dağıtmak gibi- örfe müracaat edilir. Bu maddelerin kabzedilmesindeki adetin zikri ise geçmiş idi.

Ölçülen ve tartılan maddelerdeki ölçme ve tartma ücreti, satıcıya aittir. Çünkü onun, müşteriye verilecek olan eşyayı elinde kabzetme hakkı vardır, kabzetme ise ancak bu şekilde hasıl olabilir. Aynı şekilde sayı ile sayılan eşyalardaki ücret de böyledir. Menkul ve benzeri eşyaların nakledilmesine gelince, bunlar ise müşteriye aittir; çünkü vefa hakkı (malın karşıya geçmesi) bunlara bağlı değildir.

Semen (para vb.) nakdinden ewel ya da sonra, satıcının muhayyerliği olsun yahut olmasın onu kabzetmesi sahihtir. Çünkü satıcının bu durumdaki semeni elinde tutarak o malı hapsetme hakkı yoktur.

Satın aldığı zaman kabzetmeye ihtiyaç duyulan tüm şeylerin satışı -kabzedilmediği sürece- caiz değildir. Buna dair açıklamalar geçmişti. el-Muvaffak der ki: Bu konuda ihtilaf edeni bilmiyorum sadece el-Betti’den: “Kabzedilmeden önce herhangi bir şeyin satılmasında bir sakınca görmüyorum.” sözü bunun dışındadır. İbn Abdilberr şöyle demiştir: Onun bu sözü sünnetle ve sadece yiyecek maddelerde söz konusu olan toplu deliller ile reddedilir. Sanırım ona bu noktadaki (yasak ile ilgili) hadisler ulaşmamış olsa gerektir. Zira bu tür görüşlere iltifat edilemez.

Bunun dışındakilere gelince, gelen iki görüşten en kuwetlisine göre kabzedilmeden ewel satılması caizdir. Buna benzer bir görüş Evzai ile İshak’a aittir. Çünkü bu konu hakkında gelen rivayete göre İbn Ömer şöyle demiştir:
“Ben, babam Ömer’in genç, çetin bir devesine binmiştim. Bu sırada Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Ömer’e hitaben: ‘Şu hırçın deveni bana sat!’ buyurdu. Ömer: O, Senindir ey Allah’ın Resulü, dedi. Bunun üzerine onu satın aldı sonra da: ‘Ey Abdullah b. Ömer! Şimdi bu deve senindir, ona istediğini yapabilirsin!’ buyurdu.”
Bu, kabzedilmeden ewel hediye malındaki tasarrufun (caiz olduğuna) açık delil teşkil eder. Bir de Hz. Cabir’den de devesini satın almış, ona parasını ödemiş sonra onu kabzetmeden ewel kendisine hediye etmiştir. Çünkü bu, bir maldır ve vefa hakkı (malın karşıya geçmesi) bunlara bağlı değildir.

İmam Ahmed’den gelen diğer görüşe göre kabzedilmeden önce hiçbir şeyin satışı caiz değildir. Bu, Ebu Hanife ve İmam Şafii’nin görüşüdür. Ancak Ebu Hanife, kabzedilmeden ewel sadece akar satışını caiz görmüştür. Onlar, bu noktada Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, kabzedilmeden önce yiyecek maddelerinin satışını yasakladığını gerekçe göstermişlerdir. Zeyd b. Sabit’in şu rivayeti de bu bağlamda gelmiştir:
“Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem), tüccarlar evlerine götürmedikçe malların satın alındıkları yerde satılmalarını nehyetti.”

Kabzetmeye ihtiyaç duyulan şeylerde, kabzedilmeden ewel bunda ortak olmak, vekalet vermek ya da havale vermek ise caiz değildir. Bunu, Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. Çünkü bunlar, alışveriş türlerinden sayılır ve söz konusu gelen yasak kapsamına girerler.

İmam Malik ise; Yiyecek konusunda kabzedilmeden ewel bunların hepsinin caiz olacağını, çünkü bunların ilk semenin misline özgü olacağını, dolayısıyla da -ikale (akdi geri çevirme) konusunda olduğu gibi- kabzedilmeden önce caiz olacağını, söylemiştir.

İkale’nin alışverişi feshetmek demek olacağı, bu yönüyle kusuru olduğu için satış akdini reddetmeye benzeyeceği, şeklinde cevap verilmiştir.

Satışı caiz olan konularda tevliye ve ortak olmaya gelince, bunlar caizdir. Çünkü bunlar, alışveriş türlerinden sayılır. Murabaha (satıcının, malın fiyatını söyleyip üzerine belirli bir oran veya miktarda kar koyarak satması) ve Muvâda (Satıcının malın kendisine mal olduğu fiyatı söyleyip, o fiyattan biraz daha ucuza satması) akitlerine ait isimler gibi, bunların da özel birtakım isimleri vardır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/olculen-tartilan-ve-mevcut-olmayan-madum-seylerin-tazmini/,https://kutsalayet.de/tasriye/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız