"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

İsra 64

Onlardan gücünün yettiğini sesinle ayart, atlı ve yaya gücünle üzerlerine gel, mallarında ve çocuklarında onlara ortak ol, onlara vaat et. Şeytan, onlara sadece aldatıcı vaatlerde bulunur.

Diyanet Vakfı
Onlardan gücünün yettiği kimseleri davetinle şaşırt; süvarilerinle, yayalarınla onları yaygaraya boğ; mallarına, evlatlarına ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun. Şeytan, insanlara, aldatmadan başka bir şey vadetmez.

Kurtubi Tefsiri
“Onlardan gücünün yettiği kimseleri sesinle yerinden oynat. Onlara karşı atlılarınla, piyadelerinle gürültü çıkararak baskın düzenle. Mallarına, evlatlarına ortak ol. Onlara vaadlerde bulun.” Fakat şeytan onlara bir aldatıştan başka ne vaad eder?

Bu âyete dair açıklamalarımızı altı başlık halinde sunacağız:

1. Şeytanın Sesine Kulak Verenler:

“(…..): Yerinden oynat” anlamındaki kelime, ayağını bulunduğu yerden kaydır, onu hafife al, demektir. Asıl anlamı, kesmektir. Nitekim; (…..): Kumaş parçalandı” ifadesi de buradan gelmektedir. Sen. onu, haktan koparmak suretiyle yerinden kaydır, demektir. (…..) Korku, o kimseyi hafife aldı” anlamındadır. (…..): Rahat olmayan bir şekilde oturdu” demektir.

Buradaki “yerinden, oynat” emri, aciz bırakmak içindir. Yani senin gücün kimseyi saptırmaya yetmez, kimsenin üzerinde herhangi bir otoriten söz konusu değildir, istediğini yap.

2. Şeytanın Sesi:

“Sesinle” âyetinde ki şeytanın sesinden kasıt, -İbn Abbâs’tan gelen açıklamaya göre- yüce Allah’a isyan etmeye çağıran herbir sebeptir. Mücahid’e göre ise şarkı, zurnalar (çalgı aletleri) ve eğlencedir. ed-Dahhâk’e göre zurna (ve çalgı) sesidir. Âdem (aleyhisselâm), Habil’in oğullarını dağların üzerine, Kabil’in çocuklarını da ait taraflarına yerleştirmişti. Aralarında güzel kızlar da vardı. Mel’un şeytan zurnaya üfleyerek onları neşelendirdi. Kendilerini tutamayarak yoldan saptılar ve zina ettiler. Bunu el-Ğaznevî nakletmektedir.

“Sesinle” âyetinin, vesvesenle anlamında olduğu da söylenmiştir.

3. Şeytanın Atlıları ve Piyadeleri:

“Onlara karşı atlılarınla, piyadelerinle gürültü çıkararak baskın düzenle” âyetindeki; (…..) ‘ın asıl anlamı, sürenin gürültülü bir şekilde önündekileri sürmesi, demektir. (…..): Sesler” demektir. Şeddeli olarak; (…..): Sesler çıkardılar, bağırıştılar” tabiri de hurdan gelmektedir. (…..): Bir şeyi kendime çektim” ile; (…..): Onu kendime çektim” aynı anlamdadır. (…..): Düşmana karşı (güç, kuvvet) topladı” demektir.

Âyetin anlamına gelince: Sen, onlara karşı gücün yettiği kadarıyla her türlü hileni bir araya getir. Müfessirlerin çoğunluğu da şöyle demektedir: Bununla, ister binek üzerinde olsun, ister piyade olsun Allah’a isyan yolunda yürüyen herkes kastedilmektedir. İbn Abbâs, Mücahid ve Katade şöyle demektedirler: Şeytanın, cin ve insanlardan atlıları ve piyadeleri vardır. Allah’a isyan uğrunda Savaş veren binekli, bineksiz herkes İblisin atlıları ve piyadeleri arasında yer alır.

Saîd b. Cübeyr ve Mücahid de İbn. Abbas’dan şöyle dediğini rivâyet ederler: Allah’a isyan uğrunda yol alan bütün atlılar ile Allah’a isyan, uğrunda yol alan bütün piyadeler, haramdan kazanılmış her bir mal ve her fahişenin çocuğu şeytana aittir.

(…..): Piyadeler” kelimesi, (…..): Piyade” kelimesinin çoğuludur. (…..): Arkadaşlar” kelimesinin; (…..) çoğulu olduğu gibi.

Hafs bu kelimeyi, “cim” harfini esreli olarak okumuştur ki, (“cim” harfinin sakin okunuşu ile birlikte) iki ayrı söyleyiştir ve “piyade” anlamında; (…..) ile (…..) denilir. İkrime ve Katade ise, çoğul olarak; (…..) diye okumuşlardır.

4. Mal ve Evlatlarda Şeytanın Ortaklığı:

“Mallarına, evlatlarına ortak ol.” Yani, bu. hususta kendine ortaklık sağla. İblisin mallarda ortaklığı, Allah’a masiyet uğrunda harcanmalarıdır. Bu açıklamayı el-Hasen yapmıştır.

Şöyle de açıklanmıştır: Bunlar, helal olmayan yollardan ellerine geçirdikleri mallardır. Bu açıklamayı Mücahid yapmıştır. İbn Abbâs der ki: Bundan kasıt, haram kıldıkları. Bahire, Sâibe, Vasile ve hâm diye bilinen develerdir. Katade de böyle açıklamıştır. ed-Dahhâk ise maksat, putlarına kestikleridir, diye açıklamıştır.

Çocuklar ile ilgili olarak da bunların zina mahsûlü çocuklar oldukları söylenmiştir ki, Mücahid, ed-Dahhak ve Abdullah b. Abbas böyle demişlerdir. Yine İbn Abbâs’tan nakledildiğine göre bunlar, öldürdükleri ve haklarında türlü cinayet ve günahlar işledikleri çocuklardır. Ondan nakledilen bir başka açıklama da, bu çocuklara Abu’l-Haris, Abdu’l-Uzza, Abdu’l-Lat, Abdu’ş-Şems ve buna benzer isimler vermeleridir. Bir diğer açıklamaya göre, çocuklarını küfür boyasına boyamalarıdır. Nihayet çocuklarını yahudi ve hristiyan yaptılar. Tıpkı hristiyanların çocuklarını özel sularına batırmaları (vaftiz) gibi. Bu açıklamayı Katade yapmıştır. Beşinci bir görüş, Mücahid’den rivâyet edilen açıklamadır: Kişi, hanımı ile cima ettiğinde Allah’ın ismini anmayacak olursa, cinni, onun organı üzerinde katlanır ve onunla cima eder. İşte yüce Allah’ın:

“Bunlara onlardan önce ne bir insan dokunmuştur, ne de bir cin” (er-Rahmân, 55/56, 74) âyeti bunu kastetmektedir ki, ileride gelecektir.

Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyet edilen hadiste şöyle dediği kaydedilmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Sizin aranızda yabancılaşmış kimseler vardır.” Ben: Ey Allah’ın Rasulü! Yabancılaşmış kimseler ne demektir? diye sordum, şöyle buyurdu: “Bunlar, cinlerin de kendilerinde ortak olduğu kimselerdir.”

Bunu, et-Tirmizî el-Hakim, “Nevâdiru’l-Usul” adlı eserinde rivâyet etmiştir.

el-Herevî der ki: “Bunlara yabancılaşmış kimseler (muğarribin)” denilmesinin sebebi, bunlarda yabancı bir damarın bulunmasından dolayıdır. et-Tirmizî el-Hakim de şöyle demiştir: Cinlerin de çeşitli hususlarda Âdemoğlu ile yarışmaları ve karışmaları sözkonusudur. Cinler arasından Âdemoğulları ile evlenenler de vardır. Sebe’ kıraliçesi Belkıs’in ebeveyninden birisi cinlerden idi. İleride bunun açıklaması inşaallah gelecektir.

5. Şeytanın Boş Vaadleri:

“Onlara vaadlerde bulun.” Yani, sen onları yalan ve asılsız kuruntulara boğ. Kıyâmet yoktur, hesap yoktur, telkinlerinde bulun. Eğer hesap da cennet de, cehennem de varsa bile başkalarına göre sizin cennetlik olmanız daha önceliklidir. Yüce Allah’ın: “(Şeytan) onlara vaadlerde bulunur, olmayacak kuruntulara düşürür: Oysa şeytan kendilerini aldatmaktan başka bir şey vadetmez” (en-Nisa, 4/120) âyeti da bu pekiştirmektedir ki, buradaki “aldatma”dan kasıt, batıl ve asılsız vaadler demektir.

“Onlara vaadlerde bulun” âyetinin, onlara kötülük yapmak istiyenlere karşı yardım vaadinde bulun, anlamında olduğu da söylenmiştir.

Bu da şeytana tehdit ve azap ile korkutmak üzere verilmiş bir emirdir. Bunun, şeytanın da ona uyanların da hafife alınması anlamında bir emir olduğu söylenmiştir.

6. Çalgı Aletleri, Şarkı ve Eğlence:

Ayet-i kerimede, zurnaların (çalgı âletlerinin), şarkı ve eğlencenin haram olduğuna delil olacak ifadeler vardır. Çünkü Mücahid’in açıklamasına göre,

“onlardan gücünün yettiği kimseleri sesinle yerinden oynat, onlara karşı… gürültü çıkararak baskın düzenle” âyeti bunu anlatmaktadır. Şeytanın sesi, yahut fiili ve onun hoş ve güzel gördüğü şeylerden uzak durmak vaciptir. Nafi’in, İbn Ömer’den rivâyetine göre o, bir seferinde bir zurna sesi işitmiş, bunun üzerine parmaklarıyla kulaklarını tıkamış, devesini, ey Nalı’ ey Nafi’, işitiyor musun diye yolun dışına çıkartarak sürmüştü. Nafi’ diyor ki: Ben evet dedikçe o aynı şekilde yoluna devam etti, nihayet ona hayır deyince ellerini indirdi ve tekrar devesini yola çevirerek; ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı, bir çobanın zurna sesini işitip de benim yaptığım gibi yaptığını gördüm, dedi. Ebû Dâvûd, Edeb 52.

İlim adamlarımız der ki: İtidal sınırları dışına çıkmayan bir sese karşı uygulamaları bu olduğuna göre, ya bugünün insanlarının şarkı ve çalgılarına karşı tavırları ne olabilirdi? İleride yüce Allah’ın izniyle Lukman Sûresi’nde (31/6. âyet, 3. başlıkta) daha geniş açıklamalar gelecektir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/isra-63/,https://kutsalayet.de/isra-65/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız