Onların çağırdıkları kimseler, Rablerine yaklaşmak için vesile ararlar, hangisi daha yakın diye. O’nun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar. Şüphesiz Rabbinin azabı korkulacak bir şeydir.
Diyanet Vakfı
Onların yalvardıkları bu varlıklar Rablerine -hangisi daha yakın olacak diye- vesile ararlar; Onun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı, sakınılacak bir azaptır.
Kurtubi Tefsiri
Onların o tapındıkları da Rabblerine hangisi daha yakın olacak diye yol ararlar. O’nun rahmetini umar, azabından korkarlar.
Müslim’in Sahih’inde Tefsir bölümünde Abdullah b. Mes’ûd’dan, yüce Allah’ın:
“Onların o tapındıkları da Rablerine hangisi daha yakın olacak diye yol ararlar” âyeti hakkında şöyle dediği kaydedilmektedir: Bunlar, daha önce kendilerine ibadet olunan cinlerden İslâm’a girmiş bir gruptur. Cinlerden bu grup İslâm’a girdiği halde, önceden onlara ibadet edenler, ibadetleri üzere devam ettiler. Bir rivâyette de şöyle denmiştir: Âyet-i kerîme, cinlerden bir kesime ibadet eden Araplar hakkında inmiştir. Bu cinler, İslâm’a girdikleri halde, onlara ibadet eden insanlar bunun farkına varmamışlardır. İşte bunun üzerine: “Onların o tapındıkları da Kabblerine hangisi daha yakın olacak diye yol ararlar” âyeti nazil oldu. Müslim, Tefsir 28-30. Yine Abdullah b. Mes’ûd’dan nakledildiğine göre kastedilenler meleklerdir. Araplardan bazı kabileler onlara ibadet ediyordu. Bunu da el-Maverdi zikretmektedir.
İbn Abbâs ve Mücahid de: Maksat Uzeyr ve Îsa’dır, demişlerdir.
“Ararlar” Allah’a daha yakın olmayı talep ederler ve cenneti isteyerek Allah’a niyaz ederler, demektir. İşte “vesîle (yol)” da budur. Allah, bu âyeti ile tapınılan kimselerin dahi Rabblerine daha yakın olmanın yollarını aradığını bildirmektedir.
“Rabblerine” deki zamir ise, ya ibadet edenlere, ya ibadet edilenlere, yahut da hepsine birlikte ait olan bir zamirdir. “Tapındıkları”ndaki zamir ibadet edenlere, “ararlar” da ki zamir ise ibadet olunanlara aittir.
“Hangisi daha yakın olacaktır” anlamındaki âyet ise, mübtedâ ve haberdir. Bununla birlikte bunun, “ararlar” da ki zamirden bedel olması da mümkündür. Onların herbiri Allah’a daha yakın olmak için yol arar, demek olur.
“O’nun rahmetini umar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azâbı gerçekten sakınılmaya değer.” Kendisinden korkulması gereken ve hiçbir kimsenin O’ndan yana kendisini emin görmediği bir şeydir. O bakımdan O’ndan sakınmak ve korkmak gerekir.
Sehl b. Abdullah der ki: Korku, ve ümit (havf ile recâ) insanın karşı karşıya kaldığı iki ayrı zaman dilimidir. Eğer bunlar birbirine eşit olurlarsa, onun halleri de dosdoğru olur. Fakat biri diğerinden ağır basarsa, öteki batıl olur.