"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

İnsanda bir yahut daha fazla bulunan organlar

Yüce Allah’ın insan vücudunda sadece bir tane yarattığı organlar olan; dil, burun, cinsiyet organı ve omurga’nın (telefi halinde) tam diyet gerekir. Çünkü bunların telefi cinsin menfaat ve işlevini götürmüş olduğundan, bu yönüyle canın telef olması gibi değerlendirilir.

Vücudunda sadece iki tane bulunan organlar olan; iki el, iki ayak, iki göz, iki kulak, iki dudak, iki kaş, iki meme, meme uçları, husyeler gibi. Bunların ikisinin telef olmasında da tam diyet gerekir. Bunların telefi de cinsin menfaat ve işlevini götürmüş olur. Bir tanesinin telef olmasında ise yarım diyet gerekir. Bunlar, genel olarak Şafii mezhebine ait görüşlerdir. el-Muvaffak der ki: Bu konuda muhalefet edenin olduğunu bilmiyoruz.

İnsanda bulunan ve tam diyet gerektiren dörtlü organlar: Göz kapakları ve kirpiklerdir. Bunlardan yalnız bir tanesi telef olsa dörtte bir diyet gerekir. Bedende bulunan on organ, el ve ayak parmaklarıdır. Bunlardan da her bir parmak için onda bir diyet gerekir. İnsanın vücudunda diyet noktasında artış gösteren bir cins ise sadece dişlerde vardır. Çünkü her bir diş için beş deve vardır ve diyeti de artış göstermektedir.

Amr b. Hazm’ın mektubunda şunlar geçmektedir: “Burun tamamen koparılmış ise tam diyet, dil için tam diyet, iki dudak için tam diyet, iki yumurta (husye) için tam diyet, zeker (erkek tenasül uzvu) için tam diyet, sulb (bel kemiğinin kırılıp kişinin kamburlaşması) için tam diyet, iki göz için tam diyet, bir ayak için tam diyetin yarısı, memome (beyin zarına ulaşan yara) için tam diyetin üçte biri, cüfe (baş veya karın boşluğuna ulaşan yara) için tam diyetin üçte biri, münekkile (küçük kemik çıkan yara) için on beş deve, el veya ayak parmaklarından her biri için on deve, (her bir) diş için beş deve, mızıha (kemiğe ulaşan yara) için beş deve (diyet olarak verilir.)”

İlim ehli, gözlerin çıkartılması hakkında hata diyetinin, bir tanesinin çıkartılmasında ise bu diyetin yarısının verileceği noktasında icma etmişlerdir. Gözlerde görmeyi engellemeyecek bir beyazlık düşmüş olursa, diyetten eksiltme olmaz. Ancak görmeyi engelleyecek olursa, o vakit miktarına göre diyetten eksiltilir. Görmenin yitirilmesinde ise tam diyet vardır. İki gözden birisinin yitirilmesinde ise yarım diyet vardır.

Kişi, adama saldırır ve onun gözünün parlaklığını eksiltecek olur yahut bu saldırmasında gözlerini şaşı veya eğri bırakarak zayıf görmesine sebebiyet verecek olursa, bu durumda hakimin vereceği hükme bakılır. Tek gözü bulunan kimsenin diyeti tam diyettir. Bunu, İmam Malik, Leys ve İshak söylemiştir.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Bize lehimize Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve İbn Ömer’in tek gözü bulunan kimseye tam diyet hükmü verdiklerine dair görüş gelmiştir. Sahabe içerisinde kendilerine muhalefet edenin olduğunu bilmiyoruz; dolayısıyla bu bir icma halini almış oldu. Bir de tek gözlü olan adamın bu gözünü yerinden çıkartmak, tüm görme fonksiyonlarını geçersiz kılmak demek olduğundan -sanki iki gözünü yitirmiş kimse gibi- bundan dolayı diyet vermek vacip olur.

(Altlı üstlü olmak üzere) dört tane göz kapağında da diyet gerekir. Çünkü bunda cinsin menfaati söz konusudur. Bunlardan her bir göz kapağı için dörtte bir diyet gerekir. Zira her birisinin haddi zatında toplamında tam diyet gerekir. Tüm bunlardan birisi hakkında da -tıpkı iki el ve parmaklar gibi- diyetten payını vermek vacip olur. Bunu, Sevri, İmam Şafii ve rey ashabı söylemiştir.

İmam Malik’ten ise göz kapaklarıyla kirpikler hakkında bunun içtihada bırakılacağı görüşü gelmiştir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’den bunların takdiri hakkında bir şeyin geldiği bilinmemektedir. Kuşkusuz bir şeyi takdir etmek, kıyasla sabit olmaz.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Bize göre bunlar, aşikar olarak güzelliği ibraz eden ve tam bir faydası bulunan azalardan sayılır… Zaten bunlar (göz kapakları ile kirpikler) olmasaydı, görüntü çirkin olurdu, öyleyse bunlarda -iki elde olduğu gibi- diyet vermek gereklidir. Bunun yanında “takdir etmenin kıyasla sabit olmayacağı” görüşünü ise kabul etmiyoruz.

İki kulakta da diyet gerekir. Bunu, Sevri, Evzai, İmam Şafii, rey ashabı ve ilk görüşüne göre İmam Malik söylemiştir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, Amr b. Hazm’a yazdığı mektupta: “Kulaklarda da elli (deve) vardır.” buyurmuştur.

Sağır olan kulakta da diyet vermek gerekir. Çünkü sağırlık, kulaktan ayrı olan bir kusurdur; dolayısıyla kulağın diyetine bir etkisi yoktur, tıpkı körlüğün göz kapaklarına bir etkisinin bulunmaması gibi kabul edilir. Bu, İmam Şafii’nin kavlidir. el-Muvaffak der ki: Bunda bir ihtilafın olduğunu bilmiyorum.

Kulaklardan işitme özelliği gitmiş olursa, bu durumda diyet gerekli olur ve bunda bir ihtilaf da yoktur.

Yerine çıkmadığı vakit baştaki saçın, sakalın ve kaşlardan her birisi için de diyet vermek gerekir. Bunu, Ebu Hanife ve Sevri söylemiştir. Zira bu şekilde güzelliği tamamen götürmüş olacağından, bu durumda tam diyet vermek gerekli olur, tıpkı işitmeyen kulak ve koku olmayan burun gibi değerlendirilir.

İmam Malik ve İmam Şafii ise: Bu durumda hakimin vereceği karar geçerli olur, demişlerdir. Zira bu, menfaat olmaksızın güzelliği telef etmek demek olacağından, bu takdirde diyet ödemek vacip olmaz, tıpkı sakat/çolak olan el yahut sönük olan bir göz gibi değerlendirilir. (Ama) bunun mümkün olmayacağı ve bunun bir eksiklik anlamına gelmiş olacağı şeklinde cevap verilmiştir.

Koku olma özelliğinin telef edilmesinde de diyet gerekir. Çünkü bu, onun menfaatine ve duyu alma özelliğine sahip olduğu bir azası olduğundan, vakit -diğer duyu organları gibi- bundan sebep diyet vermek gerekir. el-Muvaffak: Bunda bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz, demiştir.

Deliklerinden birisinin kesilmesi halinde burunda da diyet gerekir ve bunda ilim adamları arasında bir ihtilaf yoktur.

Dudaklarda diyetin gerekli olacağı noktasında da ilim adamları arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Mezhebimizin zahir görüşüne göre, dudaklardan her birisi için yarım diyet gerekir. Fakihlerin çoğu da bu görüşe sahip olmuşlardır. Zira iki azası bulunan her bir organ için tam diyet vermek gerekirken, bir tanesinde ise -diğer organlar gibi- yarım diyet gerekli olur. Bunun yanında o azanın menfaat ve faydasının (işlevselliğinin) fazla olmasına bakılmaz.

İmam Ahmed’den gelen diğer bir görüşe göre, alt dudaklar için diyetin üçte biri, üst dudaklar için üçte ikisi diyet olarak verilir.

Konuşulan dilde de diyetinin vacip olacağı noktasında ilim adamları icma etmişlerdir. Adam dilsiz (lal) olursa, bu durumda -ihtilafsız olarak- tam diyet vermek vacip olmaz. Çünkü bununla söz konusu olan menfaat ortadan kalkmış olmaktadır, tıpkı çolak olan el gibi veya sönük olan göz gibi kabul edilir.

Konuşma konusunda da diyet vardır. Dolayısıyla adam saldırır da karşısındaki lal olursa, o vakit diyet vermesi gerekli olur. Çünkü telef edilmesi suretiyle diyetin alakalı olduğu her şey -elde olduğu gibi- menfaatinin telef olmasına da taalluk eder. Bu durumda adam saldırır ve karşısındakinin tat alma özelliğini götürecek olursa, bunun hakkında Ebu Hattab: Bunda diyet vardır; çünkü tat almak özelliği onun bir duyu organı sayılır ve bu yönüyle koklamaya benzer, demiştir. Mezhebimizin kıyasına göre ise bunda diyet yoktur.

Şafii ashabı ise bu konuda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Onlardan kimisi: İmam Şafii bu hususta diyetin vacip olacağına dair görüş ileri sürmüştür, derken, kimisi de: Bunda diyet olmaz, demiştir. Diğerleri ise: Tat alma özelliği adam tarafından kaynaklanmışsa, o halde lal olanın diyeti hakkında hakimin vereceği karar geçerli olur, demiştir.

el-Muvaffak der ki: İnşallah doğru olanı bunda diyetin gerekli olmayacağıdır. Şüphesiz lal olanın dili sebebiyle diyetin tam olarak verilmeyeceği hakkında ilim adamlarının icması olduğu gibi, sadece tat alma özelliğinin gitmesiyle de diyetin tam olarak verilmeyeceğinde icma etmişlerdir.

Her bir diş için beş deve verilir. Nitekim el-Muvaffak: Her bir diş için beş tane devenin diyet olarak verileceği hususunda ilim ehli arasında bir ihtilafın olduğunu bilmiyorum, demiştir.

Azı dişleri ile ön dişlere gelirsek, ilim ehlinin çoğunluğuna göre bunlar diğer dişlerle aynı hükme tabiidir. İmam Malik, Sevri, İmam Şafii, İshak, Ebu Hanife ve Muhammed b. el-Hasen bu görüşe sahip olanlar arasındadır. Zira bu noktada İbn Abbas’ın yaptığı rivayete göre: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ellerin ve ayakların parmaklarının diyetlerini eşit tuttu.” Bir lafız da şöyledir: “Dişler de birbirine eşittir. Ön dişlerle şu şu dişler aynıdır, birbirine eşittir.” Bunlar, nassı oluşturmaktadır. Amr b. Hazm’ın, babasından ve dedesinden yaptığı rivayete göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Dişlerde beşer (deve diyet) vardır.” buyurmuş ve bir ayrım yapmamıştır. Öyleyse azı dişleri de bu kapsama dahildir; çünkü bunlar da dişi oluşturmaktadır ve genelde vacip olan tüm diyetler -parmaklarda olduğu gibi- fayda ve menfaati olmaksızın sayı üzerinde taksim edilmiştir. Said b. el-Müseyyeb’ten şöyle nakledilmiştir: “Azı dişlerde ikişer deve vardır.”

İmam Ahmed’den aktarılan bir görüş göre dişlerin tümünde ve aynı şekilde azı dişlerinde diyet vardır. İşte o vakit onun bu nakli, her bir diş için beş devenin verileceği icmasından dolayı Said b. el-Müseyyeb’in kavli üzere de hamletmek kesinleşir ki, o zaman dişlerde altmış adet deve yapmış olur. Yirmi adet azı dişi olmasıyla diyeti de kırk deve eder ve her bir azı dişinde iki deve olmasıyla diyet tamamlanmış olur. Bunu ileri sürenlerin gerekçesi, bunların sayılardan oluşması ve diyeti gerektirmiş olmasıdır. O vakit -parmaklarda olduğu gibi- dişlerin üzerine ilave olmaz. Bir de azı dişleri güzellik haricinde sadece menfaat ve fayda aşılarken, diğer dişler ise hem menfaat ve güzelliği bir arada aşılamaktadır; dolayısıyla ikisi diyet hakkında farklı ele alınmaktadırlar.

(Ancak) buna, geçen açıklamalara ve hadislere muhalif olmasıyla, bir de ilim ehlinin çoğunluğunun görüşüne ters düşmesi açısından cevap verilmiştir.

Bu tazmin, sadece asıl olan dişlerde gereklilik arz etmektedir. Bu da dökülen dişin yerine yenisi çıkan asıl dişlerdir. Ama henüz yerine asıl diş çıkmayan çocuğa gelirsek, asıl dişi henüz çıkmadığından, dökülen dişlerden dolayı hiçbir surette diyet vacip olmaz. Bu, İmam Malik, İmam Şafii ve rey ashabının görüşüdür.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Bunda bir ihtilafın olduğunu bilmiyorum. Normalde o dişi yeniden çıkar; dolayısıyla sanki saçların yeniden çıkması gibi değerlendirileceğinden, hiçbir surette diyet de gerekli olmaz. Fakat yerine çıkacak olan diş hakkında bakılır, eğer yerine çıkacak dişin süresi ümitsizliğe sürükleyecek kadar uzayan bir süreyi almış olursa, o vakit diyet vacip olur.

İlim ehlinin icmasına göre ellerden dolayı diyet gerekli olur ve iki elden birisi hakkında da yarım diyet gerekir.

Kendisinde diyetin vacip olduğu el, bilek dahil olmak üzere söz konusu olan eldir. Çünkü “el” ismi mutlak olarak bu hükme avdet eder. Dolayısıyla eli bileğinin üzerinden kesilmiş olursa, mesela dirseğin bir bölümünden veya kolun ortasından kesilmiş olursa, o vakit sadece el diyetini ödemesi gerekir. Bunu, Ebu Talip rivayetine göre İmam Ahmed ifade etmiştir. Bu, İmam Malik’in de görüşünü oluşturmaktadır. Şafii ashabından bazılarının görüşü de bu yönde olmuştur. Çünkü el, omuza kadar olan tüm bölümü de içine almaktadır. Zira Sa‘leb: El, omuza kadardır, demiştir.

İnsanların örfüne göre bunların hepsine “el” adı verilmektedir. Buna göre bileğinin üzerinden el kesilecek olursa, bu kestiği el sayılacağından, o vakit el diyetinden daha fazlasını ödemesi gerekli olmaz. Şafii mezhebinin ashabının kuvvetli görüşüne göre ise el diyetini vermesinin yanında söz konusu yerin fazlasını kesmesi halinde, bir de hakimin vereceği karara bakılır. Sanki avucun kesilmesinden sonra, malum olan o yeri (tekrar) kesmesine benzer.

Parmakların teker teker kesilmesi halinde de diyetin gerekli olacağı şeklinde cevap verilmiştir. Parmakların kesilmesiyle vacip olan miktardan daha fazlası, bilekten kesmek suretiyle vacip olan miktar kadar değildir. Öyleyse bilekten kesilen el sonradan dirsekten de kesilecek olursa, o zaman kesilen bu ikinci kısmı hakkında hükümet (yani hakimin vereceği karar) geçerli olur. Çünkü ilk kesişi sebebiyle elin diyeti üzerine vacip olmuştur, ikincisi için de hakimin kararı gerekli olmuştur. Sanki parmakları kesmesi ardından da avucu kesmesi gibi kabul edilir. Yahut da bu kesişini iki defa tekrar etmesine benzemektedir.

Adam eli keserken (diğer kalan) eli çolak kalırsa, o zaman bundan dolayı diyet gerekir. Çünkü kalan kısmın menfaat ve işlevini götürmüş sayılır. Dolayısıyla da diyetini ödemesi gerekir, sanki gözü kaldığı halde adamı kör etmesine yahut dili olduğu halde onu lal bırakmasına benzemektedir.

Kadının iki göğsü (iki memesi) hakkında da diyet vardır. el-Muvaffak der ki: İlim adamları arasında bu konuda bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Bir göğsünde yarım diyet vardır. Meme uçlarından birisinin kesilmesinde de diyet vardır. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. Buna benzer bir görüş Şabi, Neh‘ai ve İmam Şafii’den de aktarılmıştır. Çünkü bunlardan birisinin alınmasıyla ona ait olan menfaat ve işlevsellik gitmiş olacağından –avuçla beraber parmakların durumunda olduğu gibi– bundan sebep diyet vacip olur.

İmam Malik ve Sevri ise: Eğer (memedeki) süt gitmiş olursa, ikisinden dolayı diyet vacip olur. Aksi halde ayıp ve kusuru kadar bunda hakimin vereceği karara bakılır, demişlerdir.

Göğüslerin kesilmesinden dolayı cüfe (karın içerisinde bir yara) de oluşacak olursa, o zaman iki göğse karşılık diyetle beraber diyetin üçte birisini ödemesi de vacip olur. İki tane cüfe oluşursa, bir tam diyet ve üçte iki artı diyet gerekli olur. Bir kimse göğüslere vurur ve onları sakat bırakırsa, o zaman her ikisi için de diyet vacip olur, sanki iki eli sakat bırakması gibi değerlendirilir.

Erkeğin memelerine –yani meme uçlarına– gelince, bu ikisinde de diyet vardır. Bunu, İshak söylemiştir. İmam Şafii’den bu yönde bir nakil de gelmiştir. Çünkü kadında vacip olan bu diyet, erkekte de vacip olur, tıpkı iki el ve diğer organlarda olduğu gibi. Şüphesiz bunların alınmasıyla güzellik tarafı zail olacağından, o sebeple bunlardan dolayı diyet gerekli olur. Bu, Ebu Hanife’ye göre saç ve kılların bittiği dört bölge gibi, cumhura göre de sağırın iki kulağı ve koku almayan burnu gibi kabul edilir.

İmam Malik ve rey ashabı şöyle demiştir: Erkeğin iki meme ucunda hakimin vereceği karar gerekir. Bu, Şafii mezhebinin de kuvvetli görüşünü oluşturmaktadır. Şüphesiz bunların alınmasıyla menfaat dışı sadece bir güzellik gitmiş olmaktadır, öyleyse diyet vermek de gerekmez. Sanki sönük bir gözü yahut çolak bir eli telef etmesine benzemiş olur.

İbn Munzir der ki: Kendilerinden ilim aldığım her bir alim, kalçadan dolayı diyet gerekir ve her bir tarafı için yarım diyet verilir, demişlerdir.

Zorlanmış olmasa dahi kırılan omurgadan dolayı diyet vardır. Nitekim Amr b. Hazm’ın mektubunda: “Omurgada diyet gerekir.” ifadesi gelmiştir. Bunu, İmam Malik de söylemiştir. Şafii ashabı der ki: Omurgadan dolayı diyet gerekmez; ancak yürümesini ve cinsel temas kurmasını engellerse, o zaman bu işlevi götürmesinden dolayı diyet vacip olur.

Cumhura göre, omurganın kırılmasıyla yürümesi engellenmiş olursa, o vakit diyet gerekir, daha fazlası ise verilmez; zira diyet bir menfaattir ve genelde omurganın kırılmasıyla bağlayıcı olur. Bu yönüyle ayakların kesilmesine benzemektedir. Ama (omurganın kırılmasıyla) yürümesi engellenmiş olmaz; ancak cinsel temas kurma işlevselliğini götürmüş olursa, bunda da diyet vermesi vacip olur.

Oğlu Abdullah’tan gelen rivayete göre İmam Ahmed’in sözünün zahirinden anlaşıldığı üzere, (omurganın kırılmasından dolayı) yürümesi ve cinsel temas kurması engellenmiş olursa –ikisi de ayrı ayrı menfaatlere haiz olup işlevleri müstakil olarak gitmiş olacağından– bu durumda iki tane diyet vermesi gerekli olur. Dolayısıyla ikisi de birlikte gitmiş olmakla iki tane diyet vacip olur, tıpkı işitme ve görmenin birlikte gitmesi gibi kabul edilir.

İmam Ahmed’den: O vakit bu ikisinden dolayı sadece bir diyet verir; çünkü ikisi haddi zatında bir organa bağlı işlevi bulunan azalardır, görüşü de aktarılmıştır.

İlim ehlinin icmasına göre cinsel organda diyet vardır. Amr b. Hazm’ın mektubunda: “Cinsel organda diyet gerekir.” ifadesi gelmiştir. Onun sakat bırakılmasında da diyet gerekir. Zira sakat bırakılması durumunda işlevselliği gitmiş olacağından, bu haliyle sanki dilin sakat (lal) kalmasına benzemiş olur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/yaralarin-diyeti/,https://kutsalayet.de/colak-elin-sakat-gozun-ve-curuk-disin-diyeti/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız