Öyleyse Rabbinin hükmüne sabret; onlardan günahkâr veya nankör olana itaat etme.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fa-sbir (öyleyse sabret) li-hukmi (hükmüne) rabbike (Rabbinin) ve lâ (ve sakın) tuti’ (itaat etme) minhum (onlardan) âsimen (günahkâra) ev (veya) kefûrâ (çok nanköre).
Mukatil Tefsiri
Yani Allah seninle Mekke halkı arasında hükmedinceye kadar sabret.
Sana sövdüklerinde sen sövme.
Sana vurduklarında öfkelenme.
“Onlardan günahkâr veya nankör olana itaat etme.”
Buradaki günahkâr Velîd b. Mugîre b. Hişâm el-Mahzûmî’dir.
Nankör ise Utbe b. Rebîa’dır.
Rivayet edildiğine göre onlar Dârü’n-Nedve’de Resûlullah ile bir araya geldiler. Yanlarında Amr b. Umeyr b. Mes‘ûd es-Sekafî de vardı.
Dediler ki:
“Ey Muhammed! Atalarının ve dedelerinin dinini neden terk ettin?”
Velîd b. Mugîre şöyle dedi:
“Eğer mal istiyorsan malımın yarısını sana vereyim; yeter ki bu davandan vazgeç.”
Ebû’l-Bahterî b. Hişâm da şöyle dedi:
“Lât ve Uzzâ’ya yemin olsun ki eğer dininden vazgeçerse onu kızımla evlendireceğim. O kadınların en güzeli, en güzel konuşanı ve en bilgilisidir.”
Resûlullah onlara cevap vermedi.
Amr b. Umeyr b. Mes‘ûd es-Sekafî dedi ki:
“Niçin cevap vermiyorsun? Eğer Rabbinin azabından korkuyorsan seni koruruz.”
Bunun üzerine Resûlullah güldü, elbisesini topladı ve yanlarından kalktı.
“Güçlü sözler, fakat zayıf işler.” buyurdu.
Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayetleri indirdi:
“Şüphesiz biz Kur’an’ı sana indirdik… Onlardan günahkâr veya nankör olana itaat etme.”
Burada kastedilen Velîd b. Mugîre ile Ebû’l-Bahterî b. Hişâm’dır.
Amr b. Umeyr’in sözü hakkında da şu ayet nazil oldu:
“De ki: Beni Allah’tan hiç kimse koruyamaz ve O’ndan başka sığınacak yer bulamam.” (Cin 22)
Yani:
“Beni Allah’ın azabından hiç kimse emniyete çıkaramaz. O’ndan başka kaçacak yer de bulamam.”
Taberi Tefsiri
Allah Teâlâ Peygamberine şöyle buyurmaktadır:
“Rabbinin hükmüne sabret.”
Yani Rabbinin sana yüklediği görevler, farzlar, risalet vazifesi ve sana vahyettiği Kur’an’ın tebliği konusunda sabırlı ol. Allah’ın seni imtihan ettiği şeylere dayan ve sana emredilen görevi yerine getirmeye devam et.
“Onlardan günahkâr veya nankör olana itaat etme.”
Yani müşriklerden Allah’a isyan eden, günah işleyen ve O’nun nimetlerini inkâr eden kimselere uyma. Allah’ın emrine aykırı olan hususlarda onların sözünü dinleme.
Buradaki “günahkâr”, isyan ve günah işleyen kimseyi; “nankör” ise Allah’ın nimetlerini inkâr eden, O’na ortak koşan ve başkasına kulluk eden kimseyi ifade eder.
Katâde, bu ayetin Allah’ın düşmanı Ebû Cehil hakkında indiğini söylemiştir. Rivayete göre Ebû Cehil:
“Eğer Muhammed’i namaz kılarken görürsem boynuna basacağım.”
demişti. Bunun üzerine Allah Teâlâ:
“Onlardan günahkâr veya nankör olana itaat etme.”
ayetini indirmiştir.
İbn Zeyd ise şöyle demiştir: “Buradaki günahkâr da, nankör de aynı sınıftandır. Günah işleyen zalim kimse kastedilmektedir.”
Ayrıca bazı dil âlimleri ayetteki “veya” anlamındaki “ev” edatının burada “ve” anlamında kullanıldığını söylemişlerdir. Buna göre mana:
“Onlardan ne günahkâra ne de nanköre itaat etme.”
şeklindedir. Arapçada olumsuzluk cümlelerinde bu kullanım bilinmektedir. Bunun anlamı, hangi durumda olursa olsun Allah’a isyan eden ve O’nun nimetlerini inkâr eden kimselere uyulmaması gerektiğidir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…