Kadın, temiz olduğunu görünce, artık temiz sayılmış olur ve bu durumda namaz kılıp oruç tutması gerekli olur; ister kanı adeti içerisinde yahut da adeti kesilince görmüş olsun fark etmez. Arkadaşlarımız, temizliğin azı ile çoğu arasında bir ayrım gözetmemişlerdir. Bunun yanında bir günden az olan kan kesintisinin de, nifas (loğusa) hakkındaki rivayette olduğu gibi, temiz hükmü olarak sayılmayacağını ifade etmişlerdir. İnşallah doğrusu da budur; çünkü kan, kimi zaman akar kimi zaman ise kesilir.
Bir saatin ardından diğer saat içerisinde de gusül almadıkça temiz olmayacağını söyleyen ve burada gusül almayı vacip sayanların bu görüşü, Yüce Allah’ın: “Size din konusunda bir zorluk yüklememiştir.” (Hac Suresi: 78) buyruğu gereği bir zorlamadır ve bu görüş, ayetle son bulmuş olmaktadır. Zira biz, eğer bir saat kanın kesilmesini temizlik zamanı sayacak ve sonrasında gelen kanı da önemsemeyecek olursak, o bayan da hayız olmadığını söz konusu ederse, işte buna göre kanın bir günden az olmak üzere kesilmesi temizlik zamanı olmamış olur; ancak buna delalet eden bir işaret görürse başka.
Genel olarak kanın kesilmesini temizlik için muteber sayanların delili, Yüce Allah’ın: “Sana hayız günlerinden sorarlar. De ki: O, bir ezadır. Hayız günleri gelince kadınlardan uzak durun.” (Bakara Suresi: 222) ayetidir. Ne zaman ki eziyet verecek şey gidecek olursa, bu durumda kanın tekrar gelmediği gibi, hayızın gitmesi de gerekli olmuş olur.
Ebu Hanife ise; iki kan arasında temizlik olmaz, demiştir. Bu, İmam Şafii’nin iki görüşünden birisini oluşturmaktadır. Zira kan kimi zaman akar, kimi zaman da kesilir. Çok olmadıkça az bir miktar kanın gelmesinin mazur görüleceği şeklinde cevap verilmiştir.