"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

İhramlının Koku Sürmesi

İlim adamları, ihramlı kişinin koku sürünmesinin yasak olduğu konusunda icma etmişlerdir. Zira Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), ihramlı iken devesinden düşüp (neticede ölen) bir adam hakkında: “Ona koku sürmeyiniz.” Bir lafızda da: “Ona tahannüt (kokusu) sürmeyiniz.” buyurmuştur. Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.

İhramlı iken ölen kimseye dahi koku sürülmüyorsa, diri iken sürülmemesi daha evladır. Ne zamanki koku sürecek olursa, bundan dolayı fidye vermek gerekir. Çünkü ihramlı, haram olan bir şeyi kullanmış demektir ve bu durumda —elbise giyinmekte olduğu gibi— ona fidye vacip olur.

“Koku”nun manası ise; misk, anber ve diğer güzel kokan kokuları sürünmesidir. Vers (alaçehri) ya da zaferan sürülmüş olan bir elbiseyi giymez ve koku da sürülmez.

el-Muvaffak der ki: Bu hususta ilim adamları arasında bir ihtilaf bilmiyoruz. Bu, İmam Malik, İmam Şafii, Ebu Sevr ve Rey ashabının görüşüdür. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Zaferan yahut vers (alaçehri) ile boyanmış olan bir şey giymeyiniz.” Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.

Dolayısıyla zaferan ya da alaçehri ile boyanmış ya da gül suyuna sokulmuş veyahut ‘üd ile tütsülenmiş bir giysiyi ihramlı olanın giymesi doğru değildir. Üzerine oturması ve üzerinde uyuması da doğru değildir. Çünkü bu eylemler, bunu kullanmak anlamına gelir ve bunu giyinmeye benzer. Ne zamanki bunu giyecek ya da kullanacak olursa, bundan dolayı fidye vermesi gerekir. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Çünkü ihramlı olduğu için bundan men edilmiştir; dolayısıyla da —kokuyu vücuduna sürmekte olduğu gibi— bundan dolayı da fidye gerekir.

Ebu Hanife ise şöyle der: Koku ıslak olur da bedene değmiş olursa yahut kuru olur da ayrılırsa, bu durumda fidye vermek icap eder. Aksi halde bir şey gerekmez; çünkü bu durumda “koku” anlamına gelmez.

Şöyle cevap verilmiştir: Elbiseye kokunun sürülmesi durumunda ihramlı kimse için bu haram olur ve —ıslak kokudaki gibi— bundan dolayı fidye vermesi gerekir.

Şayet izi gidene kadar o kokuyu yıkayacak olursa, alimlerin tümüne göre bunda bir beis yoktur.

Sarıya boyanmış elbiseler ise “koku” anlamında değildir. Bunları kullanmak, koklamak ve bunlarla boyanmış elbiseleri giyinmekte bir sakınca yoktur. Bu, Şafii mezhebinin görüşüdür. Çünkü rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hanımları sarıya boyanmış elbiselerle ihrama girerlerdi.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Çünkü bu, sahabeden isimlerini zikrettiklerimizin görüşlerini oluşturmaktadır ve bu noktada onlara muhalefet edeni de bilmiyoruz.

İmam Malik ise “koku”nun vücuda değmiş olması halinde bunun mekruh olacağını ve bundan dolayı da fidyenin gerekli olmayacağını söylemiştir.

Sevri, Ebu Hanife, Muhammed b. el-Hasen ise bu şekildeki kokuyu reddederek, bu kokunun tıpkı vers (alaçehri) ve zaferana benzemiş olacağını, çünkü kokusu olan bir koku ile boyanmış gibi addedileceğini belirtmişlerdir.

Bunun bir koku olmayacağı ve —sevad (bir tür kokulu siyah renk) gibi— mekruh da olmayacağı şeklinde cevap verilmiştir. Alaçehri ve zaferana gelince, bunlar bizzat koku sayılır ve konumuzun dışında kalmaktadır. Zikri geçen (alaçehri ve zaferan) ile boyanmış şeylerin dışında kalanlarla boyanmış olanlar da böyledir. Çünkü aslolan bunların mübah olduğudur, ama şeriatın haram kıldığı ve bu anlama gelecek olanlar ise bu kapsamda ele alınamazlar.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ihramlinin-kara-hayvani-avlamasi/,https://kutsalayet.de/ihramlinin-kil-koparmasi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız