Bir görüşe göre vadeli borç, üzerinde bulunan kimseye iflas ile helal olmaz. Bunu, el-Kadı (İyaz) söylemiştir. Çünkü vade, iflas eden şahsın hakkıdır ve –diğer borçlarda olduğu gibi– iflası sebebiyle ondan bu hak sakıt olmaz. Bir de bu kimsenin malının gitmesi zorunlu olmadığı gibi –delilik ve bayılma gibi– üzerinde hali olacak şeyler de zorunlu değildir. Çünkü bu, diriye verilmiş olan vadeli bir borçtur; dolayısıyla da -iflasa uğramayan kimse gibi- vadesinden evvel vermek de helal olmaz.
Ebu Hattab’ın bu noktada bunun helal olacağına dair zikrettiği ikinci görüş gelmiştir. Bunu İmam Malik söylemiştir. İmam Şafii’den ise bu noktada iki mezhep gibi iki de görüşü yer almaktadır. Onların ileri sürdüğüne göre iflas durumunda borç mala bağlı olduğundan -ölüm gibi- bu da vade sebebiyle sakıt olur, düşer. el-Muvaffak der ki: Borcun ölüm sebebiyle helal olacağını kabul edemeyiz; zira bu, söz konusu meselemiz gibidir. Eğer bunu kabul edecek olursak, her ikisi arasında bir fark vardır ki o da bu kimsenin zimmetinin -müflisin tersine- harap olmuş ve geçersiz olmuş olduğudur.
Kişi ölür ve üzerinde vadeli borçları kalmışsa, ölümü sebebiyle bunlar helal olur? İşte bunun hakkında iki görüş gelmiştir:
Birinci görüş: Vereseye/mirasçılara bağlı kılmış olursa bunlar helal olmaz. Bu, İshak ve Ebu Ubeyd’in görüşünü oluşturmaktadır. Nitekim müflis hakkında bunun zikri geçmişti. Bunun yanında ölüm, söz konusu hakları geçersiz kılmaz. Ölüm, ancak kişinin yerine (neyi) koyduğunu ve varislere alamet olarak (neyi) bıraktığını gösterir. Bu durumda söz konusu olan borç, olduğu şekliyle ölünün zimmetinde kalmaya devam eder ve -hacr altında bulunan müflisin, malından alacaklıların haklarına bağlı olması gibi- o kişinin malının ayni hakkında bağlı olur. Çünkü veresenin en güzeli, borcun ödenmesidir, onun alacaklılara dağıtılmasında özen gösterilmesi ve malın tasarruf edilmesidir. Böyle yapmakla kuşkusuz alacaklıları memnun etmiş olmakta, tam bir güvenceyle hakka bağlı kalmalarına sebep olmuş olmakta yahut hakkını ifa etmek için güvenli bir rehin vermiş olmaktadır. Çünkü onlar, kimi zaman alacakları tamamıyla karşılanmış kimseler olmayabilirler, alacaklılar da bu nedenle memnun kalmış olmayacaklar ve neticede de hakları zayi olup gitmiş olacaktır.
Diğer görüş ise: Ölmesi sebebiyle bu haklar helal olur. Bunu, İmam Malik, Sevri, İmam Şafii ve rey ashabı söylemiştir. Çünkü bu durumda onun zimmetinde ya ölen, ya vereseleri veyahut da malına olan bağ kalmış olacaktır. Şu var ki (ölmesi neticesinde) kişi yok olduğundan ve artık bir şeyi talep etmesi mümkün olmayacağından, ölünün zimmetinde bunun kalması caiz de olmayacaktır. Veresenin zimmeti de kalmayacaktır; zira ona bir şeyi mecbur kılmış olmadıklarından ve borç sahibi de onların zimmetinden memnun olmayacaktır. Çünkü bunlar farklı ve ayrı konular sayılır. Bu nedenledir ki ayni konulara bunun bağlı kılınması ve tecil edilmesi caiz değildir. Çünkü bu, ölüye ve borç sahibine zarar vermek demek olur, bu noktada verese için de faydasız olur.
el-Muvaffak der ki: Onların ileri sürdükleri ifadeler maslahat-ı mürsele ile hüküm vermek sadedinden olmuştur. (Ancak) şeriat bu itibarla buna şahit olmaz, bunu kabullenmez. Şüphesiz bunun fasit olacağında şüphe yoktur.