Müflisin malı alınıp dağıtıldığı zaman artık hacr altına alınması kendisinden kalkar mı, yoksa hacr altına alınmaktan bizzat hâkimin ayırmasına mı muhtaçtır? İşte bu konu hakkında iki açıklama gelmiştir:
Birincisi: Malını taksim etmesiyle hacrı kalkar. Çünkü borcu olması hasebiyle bu hükme dâhil olmuştur. Buna göre, malı borcu ödediği vakit, hacr altına alınma sebebi de kalkar ve hacrı biter. Tıpkı deliliği kalktığı vakit hacr altına alınma süresinin bitmesi gibi kabul edilir.
İkincisi: Hacrı sadece hâkimin verdiği hüküm kaldırabilir. Çünkü bu, onun verdiği hükümle meydana gelmiştir; dolayısıyla da ancak onun hükmü ile kalkar. Tıpkı sefih olduğunda hacr altına alınması gibidir. Delilik ise bundan ayrılır; çünkü bu, bizzat kendisinden kaynaklanır, zail olmasıyla da o da gitmiş olacaktır.
Şayet hacrı kalkacak olursa —mala sahip olana değin— kimse için bunu talep etmesi yahut lâzım addetmesi zorunlu değildir.
Birtakım borçlar sebebiyle hacr altına alınma tekrarlanacak olursa, bunlar yenileniverir; ilk hacr dönemindeki alacaklılarına ikinci hacr dönemindeki alacaklılar ortak olurlar. Sadece ilk alacaklılar borçlarının geri kalan kısmını ibraz ederken, diğeri ise hepsini ortaya koyup ibraz ederler. Bunu, İmam Şâfiî söylemiştir. Çünkü o kişinin zimmetinde onlara ait haklarının sabitesi bağlamında eşit konuma gelmişlerdir; buna göre hak etme açısından da eşittirler. Sanki hakları ilk hacr döneminde sabit olmuş, miras ile cinayet diyeti hakkında eşit seviyede bulunuyorlarmış gibi kabul edilirler.
İmam Mâlik ise şöyle der: İlk hacr dönemindeki alacaklılar, eşitleninceye değin hakları yenilenen o kimseler kapsamına dahil edilemezler. Ancak miras ve cinayet diyeti gibi faydasına olan şey olursa başka; bu hususta alacaklılar katılırlar.