"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

İbrahim 31

İman eden kullarıma söyle: Namazı dosdoğru kılsınlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan, alışverişin de dostluğun da bulunmayacağı bir gün gelmeden önce gizli ve açık olarak harcasınlar.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Kul (söyle) li-‘ibâdiye (kullarıma) ellezîne (o kimseler ki) âmenû (iman ettiler) yukîmû (dosdoğru kılsınlar) es-salâte (namazı) ve yunfikû (ve harcasınlar) mimmâ (şeylerden ki) razaknâhum (onları rızıklandırdık) sirran (gizlice) ve ‘alâniyeten (ve açıkça) min (den) kabli (önce) en (ki) ye’tiye (gelsin) yevmun (bir gün) lâ (yoktur) bey‘un (alışveriş) fîhi (onda) ve lâ (ve yoktur) hilâlun (dostluk).

Mukatil Tefsiri
İman eden kullarıma söyle: Namazı dosdoğru kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz mallardan gizli ve açık olarak harcasınlar; bunu, alışverişin bulunmayacağı gün gelmeden önce yapsınlar. Buradaki alışverişten maksat fidyedir. Dostluk da bulunmayacaktır; yani orada dostluk ve yakınlık yoluyla bir kurtuluş olmayacaktır. Çünkü insanın dünyada, ölümünden önce hoşlanmadığı bir durum başına geldiğinde ondan fidye kabul edilebilir veya yakın dostu onun için şefaat edebilir. Yakın dost, seven kimse demektir. Ahirette ise bunların hiçbiri yoktur; orada yalnızca insanların amelleri vardır ve onlar bu amellerine göre karşılık görürler.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah, Peygamberi Muhammed’e şöyle buyurmaktadır: Ey Muhammed, sana iman eden ve kendilerine getirdiğin şeylerin benim katımdan geldiğini tasdik eden kullarıma söyle; üzerlerine farz kılınmış beş vakit namazı bütün hükümlerine ve sınırlarına riayet ederek kılsınlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz ve lütfumuzdan mülklerine bıraktığımız mallardan gizli ve açık olarak harcasınlar, mallarında kendilerine yüklediğimiz hakları gizlice ve açıktan yerine getirsinler. Bunu, içinde hiçbir alışverişin bulunmayacağı gün gelmeden önce yapsınlar; yani dünyada Rabbine karşı işlediği günahlar sebebiyle Allah’ın azabını hak etmiş bir kimseden o gün hiçbir fidye ve karşılık kabul edilmeyecek, kendisinden bir bedel alınıp cezasız bırakılmayacaktır. Allah fidyeyi bir karşılık olarak isimlendirmiştir; çünkü fidye, karşılığında başka bir şey alınan bedeldir. Dostluğun bulunmaması ise orada bir dostun dostluğu sebebiyle cezayı hak eden bir kimsenin bağışlanıp cezadan kurtarılmayacağı anlamındadır; aksine o gün yalnızca adalet ve hakkaniyet vardır. “Hılâl” kelimesi, bir kimseyle dostluk kurmayı ifade eden sözün mastarıdır. “Namazı kılsınlar” ifadesi ise ceza anlamı gözetilerek cezimli gelmiş olmakla birlikte anlam bakımından emirdir; yani onlara, namazı kılsınlar, de.

Müsennâ bize rivayet etti, Abdullah bize rivayet etti, Muâviye bana Ali’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti: İman eden kullarıma söyle, namazı kılsınlar ifadesiyle beş vakit namaz kastedilmektedir; kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak harcasınlar ifadesi ise mallarının zekâtını vermeleri anlamındadır.

Müsennâ bana rivayet etti, İshak bize rivayet etti, Hişâm bize Amr’dan, o Saîd’den, o da Katâde’den alışverişin de dostluğun da bulunmayacağı bir gün gelmeden önce sözü hakkında rivayet etti; Katâde şöyle dedi: Yüce ve mübarek Allah dünyada alışverişlerin ve insanların birbirleriyle kurdukları dostlukların bulunduğunu bilmektedir; bu sebeple insan kiminle dostluk kurduğuna ve ne uğruna arkadaşlık ettiğine baksın, eğer bu dostluk Allah içinse ona devam etsin, Allah’tan başkası içinse o dostluk mutlaka kesilecektir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/ibrahim-30/,https://kutsalayet.de/ibrahim-32/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız