Hepsi Allah’ın huzuruna çıkarlar. Zayıflar, büyüklük taslayanlara derler ki: “Biz size tâbiydik. Şimdi Allah’ın azabından bir şeyi bizden savabilir misiniz?” Onlar derler ki: “Allah bizi doğru yola iletseydi biz de sizi iletirdik. Artık bizim için aynı: Sabretsek de sızlansak da kaçacak yer yok.”
Diyanet Vakfı
(Kıyamet gününde) hepsi Allahın huzuruna çıkacak ve zayıflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: «Biz sizin tabilerinizdik. Şimdi siz, Allahın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?» Onlar da diyecekler ki: «(Ne yapalım) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi doğru yola iletirdik. Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yoktur.»
Kurtubi Tefsiri
Hepsi toplanıp Allah’ın huzuruna çıkarlar da zayıflar müstekbirlere derler ki: “Biz izinizden giderdik. Şimdi siz Allah’ın azabından azıcık bir şeyi dahi olsa bizden uzaklaştırıp giderebilecek misiniz?” Onlar da: “Allah bize hidayet vermiş olsaydı, elbette biz de sizi hidayete erdirirdik. Şimdi biz sızlansak da, sabretsek de bizim İçin birdir, sığınacak hiçbir yerimiz yoktur” derler.
“Hepsi toplanıp Allah’ın huzuruna çıkarlar.” Yani kıyâmet gününde kabirlerinden çıkacaklardır. Ortaya çıkmak, görünmek demektir, ise ortada göründüğü için- geniş yer anlamındadır. İnsanlara karşı çıkıp görünen kadın anlamındaki; tabiri de buradan gelmektedir. Buna göre “çıkarlar” âyeti kabirlerinden çıkarlar, anlamındadır.
Âyet burada İstikbal anlamında olmakla birlikte mazi lâfzı ile gelmiştir. (Çünkü bu Allah’ın ilminde tahakkuk edecek olan bir şeydir.) Bu âyet yüce Allah’ın:
“înadeden her zorba ise zarara uğradı” (İbrahim, 14/15) âyeti ile ilişkilidir. Yani fetih istemeleri üzerine (kâfirler) helâk edildiler. Sonra da Allah’ın huzurunda hesap vermek İçin öldükten sonra diriltildiler ve hep birlikte yüce Allah’ın huzurunda açıkça toplanıp bir araya geldiler ve hiçbir şey onları Allah’ın gözünden perdelemeyecek saklamayacaktır. (Âyetteki): “Allah’ın” lâfzı Allah’ın onlara çıkmaları için emir vermeleri üzerine… anlamındadır.
“Zayıflar” yani tabi olanlar
“müstekbirlere” önder ve liderlere
“derler ki: Biz İzinizden giderdik.” Bu âyette geçen;
“iz…den gidenler” kelimesinin mastar olması mümkündür. İfadenin takdiri de uyma durumunda olan kimseler şeklinde olur. Bununla birlikte bu kelimenin “uyan” anlamındaki; lâfzının çoğulu da olabilir.
“Bekçi, bekçiler, hizmetçi, hizmetçiler, gözetleyici, gözetleyiçiler, yarıp genişleten, yarıp genişletenler” gibi.
“Şimdi siz Allah’ın azabından azıcık bir şeyi dahi olsa bizden uzaklaştırıp” önleyip
“giderebilecek misiniz?” Bu âyette;
” Azâb(ın)dan” kelimesindeki; sıladır. ifadesi ondan eziyeti önledi, giderdi anlamındadır. Bir kimseye faydalı bir iş yaptığı, faydası dokunduğu zaman da -harfi cersiz olarak-; denilir.
“Onlar da derler ki: Allah bize hidayet vermiş olsaydı, elbette biz de sizi hidayete erdirirdik.” Yani Allah bizi îmana iletmiş olsaydı, biz de sizi ona iletirdik.
Şöyle de açıklanmıştır: Allah bizi cennete giden yola iletmiş olsaydı, biz de sizi cennetin yoluna iletirdik. Yine şöyle açıklanmıştır: şayet Allah bizi azaptan kurtarmış olsaydı, biz de sizi o azaptan kurtarmış olurduk.
“Şimdi biz sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir” âyetindeki-, ” Bizim için birdir” lâfzı mübtedâ olup haberi de;
“Sızlansak da” anlamındaki âyettir.
“Sığınacak” kaçıp gidecek ve sığınacak
“hiçbir yerimiz yoktur.”
Buradaki;
“Sığınacak yer” kelimesinin mastar anlamında olması da mümkündür, isim anlamında olması da mümkündür. “Filan kişi o şeyden uzaklaştı ve meyletti” demektir. Muzari ve masdarlan da; şeklinde gelir. Yani: Bizler herhangi bir şekilde cehennemden uzaklaşanlayız.
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)den de şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Cehennem ehli azapları şiddetlendiğinde: Gelin, sabredelim derler. Beşyüz yıl süreyle sabrederler bu sabırlarının kendilerine bir fayda sağlamadığını göreceklerinde; Haydi gelin sızlanalım diyecekler. Beşyüz yıl süreyle sızlanıp feryat edecekler. Bunun da kendilerine bir fayda sağlamadığını göreceklerinde bu sefer: “Şimdi biz sızlansak da, sabretsek de bizim için bîrdir. Sığınacak hiçbir yerimiz yoktur” diyeceklerdir.” Heysemi, Mecmau’z-Zevâid, V, 43.
Muhammed b. Ka’b el-Kurazîde der ki: Bize nakledildiğine göre cehennem halkı birbirlerine: Ey adamlar, diyecekler. Gördüğünüz şekilde bela ve azaplarla karşı karşıyasınız. Haydi gelin sabredelim, belki itaat ehli Allah’a itaat üzere sabredip de bu sabırlarının faydasını gördükleri gibi, sabrın bize de bir faydası olur. Böylelikle sabretmek üzere görüş birliğine varırlar ve sabrederler. Bu sefer sabırları uzayıp gider, artık sabredemez olurlar, sızlanmaya başlarlar. Bunun üzerine de: “Şimdi biz sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Sığınacak” yani kurtulacak “hiçbir yerimiz yoktur” diyecekler. Bunun üzerine İblis kalkarak: “Doğrusu Allah’ın size verdiği söz gerçekti. Ben de size vaadde bulunmuştum, ama size verdiğim sözde durmadım. Zaten benim sizin üzerinizde hiçbir nüfuzum da yoktu. Yalnız ben sizi çağırdım, siz de çağrımı kabul ettiniz. O halde beni kınamayınız, bilakis kendinizi kınayınız. Artık ne ben sizi kurtarabilirim” benim size hiçbir faydam olmaz demek istiyor “ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Esasen ben daha önce beni ortak tutmanızı da kesinlikle kabul etmemiştim…” diyecektir… Hadis bu şekilde uzayıp gider. Biz bunu “et-Tezkire” adlı eserimizde tamamiyle kaydetmiş bulunuyoruz.