"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

İbrahim 18

Rablerini inkâr edenlerin örneği, amelleri fırtınalı bir günde rüzgarın savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. İşte bu, uzak bir sapıklıktır.

Diyanet Vakfı
Rablerini inkar edenlerin durumu (şudur): Onların amelleri fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. İyiden iyiye sapıtma işte budur.

Kurtubi Tefsiri
Rabblerini İnkâr edenlerin durumu: Amelleri aynen fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle sallallahü aleyhi ve sellemurduğu bir küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi ellerine geçiremezler. Uzak sapıklığın tâ kendisi işte budur.

“Rabblerini inkâr edenlerin durumu: Amelleri., bir küle benzer” âyetinde yer alan;

“Durumu” kelimesinin merfû” gelmesi hususunda nahiv bilginlerinin farklı görüşleri vardır. Sîbeveyh der ki: Bu kelime mübtedâ olarak ref’ olmuştur, haberi de gizlidir. İfadenin takdiri de şöyledir: Size okunan veya anlatılan şeyler arasında “Rabblerini İnkâr edenlerin durumu” da vardır. Daha sonra yeni bir cümleye başlayarak: “Amelleri aynen fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle sallallahü aleyhi ve sellemurduğu bir küle benzer” diye buyurmuştur.

ez-Zeccâc da der ki: Size okunan âyetler arasında inkâr edenlerin durumu, amelleri… bir küle benzer… demektir.

el-Ferrâ”ya göre buradaki “durum” anlamındaki kelimeyi yok farz ederek ifadenin takdiri şöyledir: Rabblerini inkâr edenlere gelince, onların amelleri… bir küle benzer. Yine ondan nakledildiğine göre bir muzaf hazfedilmiş olup ifadenin takdiri şöyledir: Rabblerini inkâr edenlerin amellerinin durumu, bir küle benzer. Birinci görüşü el-Ferrâ”dan, el-Mehdevî ikincisini de el-Kuşeyrî ve es-Sa’lebî nakletmiştir.

Bununla birlikte bu kelimenin mübtedâ olması da mümkündür. “Filanın sıfatı: Esmer olmasıdır” demeye benzer. Buna göre buradaki “durum” anlamındaki kelime; sıfatı, niteliği anlamındadır.

Günlük konuşma esnasında; “amelleri” anlamındaki kelimenin; “İnkâr eden(ler)”den bedel-i istimal olmak üzere cer konumunda olması da mümkündür.

Bu âyet aslında az önce geçen:

“İnad eden her zorba ise zarara uğradı” (İbrahim, 14/15) âyeti ile ilişkilidir. Onların amelleri boşa çıkmış olacak ve kabul edilmeyecektir, demektir. Kül ise bir şeyin yanmasından sonra geriye kalandır. Şanı yüce Allah bu âyet-i kerîme ile inkâr eden kâfirlerin amellerinin misalini vermektedir. Fırtınalı bir günde şiddetli rüzgarın külü sallallahü aleyhi ve sellemurduğu gibi yüce Allah amellerini yok edecektir.

“Rüzgarın şiddetli olması” demektir. Bunun bu şekilde tecelli etmesi ise onların işledikleri amellerinde Allah’tan başkasını ortak koşmuş olmalarıdır. O günün “fırtınalı” olmakla nitelendirilmesi hususunda da üç görüş vardır:

1- Fırtına her ne kadar rüzgar hakkında kullanılıyor ise de, gün de bununla nitelendirilebilir, Çünkü böyle bir rüzgar günün içerisinde eser. O bakımdan -sıcak ve soğuk günün içerisinde meydana gelen olaylar olmakla birlikte- sıcak bir gün ve soğuk bir gün denilebildiği gibi “firtınalı bir gün” de denilebilir.

2-

“Fırtınalı bir günde” âyeti ile rüzgarın kendisi kastedilebilir. Çünkü rüzgar kelimesi de önceden zikredilmiş bulunmaktadır. Şairin şu mısraında olduğu gibi:

“Güneşi kararmış, tutulmuş bir gün geldiğinde…”

Şair burada; güneşi kararmış ve güneşi tutulmuş bir gün, demek istemiş ve ikincisinden “güneş” kelimesini hazfetmiştir. Çünkü önceden geçmiş bulunmaktadır, Bu iki açıklamayı da el-Herevî nakletmiştîr.

3- Buradaki “fırtına” rüzgarın sıfatıdır. Ancak “fırtına” kelimesi “gün” kelimesinden sonra geldiğinden dolayı i’rab itibariyle ona tabi kılınmıştır. Meselâ Yıkık bir kertenkele deliği” demek gibi. Bunu da es-Sa’lebî ve el-Maverdî zikretmişlerdir.

İbn Ebi İshak ve İbrahim b. Ebi Bekr ise; “Fırtınalı bir günde. .” diye okumuşlardır.

“Kazandıklarından hiçbir şeyi” o kâfirler “ellerine geçiremezler.” Yani âhirette dünyada iken yaptıkları İyiliklerin sevap ve mükâfatından hiçbir şey elde edemeyeceklerdir. Çünkü küfür ve inkârlarıyla bunu boşa çıkarmışlardır.

“Uzak sapıklığın tâ kendisi” büyük hüsranın ta kendisi “işte budur.” Bu hüsranın büyük ve sapıklığın uzak olması ise, ölüm sebebiyle artık bunun telafi edilebilme imkânının elden kaçırılmış olmasından dolayıdır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ibrahim-17/,https://kutsalayet.de/ibrahim-19/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız