"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Hud Suresi – Yapay Zeka Meali

1- Elif Lâm Râ. Bu, ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da ayrıntılı olarak açıklanmış bir kitaptır; hüküm ve hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan tarafından indirilmiştir.

2- Allah’tan başkasına ibadet etmeyesiniz. Şüphesiz ben size O’ndan bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.

3- Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye kadar güzel bir şekilde yaşatsın ve her fazilet sahibine faziletini versin. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım.

4- Dönüşünüz Allah’adır. O, her şeye kadirdir.

5- Dikkat edin! Onlar, ondan gizlenmek için göğüslerini büküyorlar. Dikkat edin! Elbiselerine büründükleri zaman bile, O onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü bilendir.

6- Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. O, onun durduğu yeri de emanet bırakıldığı yeri de bilir. Hepsi apaçık bir kitaptadır.

7- O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, Arşı su üzerinde olan kimsedir; hanginizin amel bakımından daha güzel olduğunu denemek için. Andolsun ki onlara: “Şüphesiz siz ölümden sonra diriltileceksiniz.” desen, inkâr edenler mutlaka: “Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir.” derler.

8- Andolsun, eğer azabı onlardan sayılı bir süreye kadar ertelersek mutlaka: “Onu alıkoyan nedir?” derler. Dikkat edin! O gün azap kendilerine geldiğinde, artık onlardan geri çevrilecek değildir ve alay etmekte oldukları şey onları kuşatacaktır.

9- Andolsun, insana tarafımızdan bir rahmet tattırsak, sonra onu ondan çekip alsak, şüphesiz o, ümitsiz ve nankör olur.

10- Andolsun, ona bir sıkıntı dokunduktan sonra bir nimet tattırsak, mutlaka: “Kötülükler benden gitti.” der. Şüphesiz o, şımarık ve övüngendir.

11- Ancak sabredenler ve salih ameller işleyenler böyle değildir. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.

12- Belki de sen, onların: “Ona bir hazine indirilseydi ya da onunla birlikte bir melek gelseydi!” demelerinden dolayı, sana vahyedilenin bir kısmını bırakacak ve bundan dolayı göğsün daralacaktır. Sen ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.

13- Yoksa: “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: Öyleyse siz de onun benzeri uydurulmuş on sure getirin ve Allah’tan başka çağırabildiklerinizi çağırın, eğer doğru söylüyorsanız.

14- Eğer size cevap vermezlerse bilin ki o, ancak Allah’ın bilgisiyle indirilmiştir ve O’ndan başka ilah yoktur. Artık siz Müslüman oluyor musunuz?

15- Kim dünya hayatını ve onun süsünü isterse, onlara orada yaptıklarının karşılığını tam olarak veririz ve onlar orada eksiltilmezler.

16- İşte onlar, ahirette kendileri için ateşten başka bir şey olmayanlardır. Orada yaptıkları boşa gitmiştir ve yapmakta oldukları şeyler de batıldır.

17- Rabbinden bir açık delil üzere olan ve onu yine O’ndan bir şahit izleyen, ayrıca ondan önce Musa’nın kitabı bir önder ve rahmet olarak bulunan kimse, (başkası gibi midir?) İşte onlar ona iman ederler. Onu inkâr eden grupların varacağı yer ise ateştir. O halde ondan şüphe içinde olma. Şüphesiz o, Rabbinden gelen haktır; fakat insanların çoğu iman etmez.

18- Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Onlar Rablerine arz olunurlar ve şahitler: “İşte Rablerine karşı yalan söyleyenler bunlardır.” derler. Dikkat edin! Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir.

19- Onlar, Allah’ın yolundan alıkoyan, onu eğri göstermek isteyen ve ahireti inkâr eden kimselerdir.

20- Onlar yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değillerdir ve Allah’tan başka kendileri için dostlar da yoktur. Onlara azap kat kat artırılır. Onlar (gerçeği) işitemezlerdi ve göremezlerdi.

21- İşte onlar kendilerine yazık edenlerdir ve uydurdukları şeyler de kendilerinden kaybolup gitmiştir.

22- Şüphesiz onlar ahirette en çok hüsrana uğrayanlardır.

23- Şüphesiz iman edenler, salih ameller işleyenler ve Rablerine içtenlikle yönelip boyun eğenler; işte onlar cennet ehlidirler, orada ebedî kalırlar.

24- İki grubun durumu; kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Bunlar örnek bakımından hiç eşit olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz?

25- Andolsun ki Nuh’u kavmine gönderdik. “Şüphesiz ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”

26- “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Çünkü ben sizin için acı bir günün azabından korkuyorum.”

27- Kavminden inkâr eden ileri gelenler dediler ki: “Biz seni ancak bizim gibi bir insan görüyoruz. Sana, ilk bakışta aşağı tabakamızdan başka kimsenin uyduğunu görmüyoruz. Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizi yalancı sanıyoruz.”

28- (Nuh) dedi ki: “Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden bir açık delil üzere isem ve O bana katından bir rahmet vermişse, fakat bu size gizli kalmışsa; siz istemediğiniz halde onu size zorla mı kabul ettireceğiz?”

29- “Ey kavmim! Buna karşılık sizden bir mal istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak değilim. Onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizi cahil bir topluluk görüyorum.”

30- “Ey kavmim! Eğer onları kovarsam Allah’a karşı bana kim yardım eder? Hâlâ düşünmez misiniz?”

31- “Ben size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum; gaybı da bilmem. ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Sizin gözlerinizin hor gördüğü kimseler hakkında ‘Allah onlara asla bir hayır vermez’ de demiyorum. Allah onların içlerinde olanı daha iyi bilir. Eğer böyle dersem ben o zaman zalimlerden olurum.”

32- Dediler ki: “Ey Nuh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi getir.”

33- (Nuh) dedi ki: “Onu size ancak Allah dilerse getirir. Siz O’nu aciz bırakacak değilsiniz.”

34- “Eğer Allah sizi saptırmak isterse, ben size nasihat etmek istesem bile nasihatim size fayda vermez. O sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.”

35- Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu ben uydurmuşsam, suçum bana aittir. Ben sizin işlediğiniz suçlardan uzağım.”

36- Nuh’a vahyedildi ki: “Kavminden, iman etmiş olanlardan başkası artık iman etmeyecek. O hâlde onların yaptıklarından dolayı üzülme.”

37- “Bizim gözetimimiz ve vahyimizle gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana başvurma; çünkü onlar mutlaka boğulacaklardır.”

38- O gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her yanından geçtikçe onunla alay ettiler. Dedi ki: “Eğer bizimle alay ederseniz, biz de sizinle alay ederiz, sizin alay ettiğiniz gibi.”

39- “Yakında bileceksiniz; kendisini rezil edecek azap kime gelecek ve sürekli bir azap kimin üzerine inecektir.”

40- Nihayet emrimiz geldiğinde ve tandır kaynadığında dedik ki: “Her şeyden ikişer çift, aileni —hakkında hüküm verilmiş olanlar hariç— ve iman edenleri gemiye yükle.” Zaten onunla birlikte iman edenler pek azdı.

41- Dedi ki: “Ona binin; akıp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

42- Gemi onları dağlar gibi dalgalar içinde götürürken Nuh, ayrı bir yerde bulunan oğluna seslendi: “Ey oğlum! Bizimle birlikte bin, kâfirlerle beraber olma.”

43- O dedi ki: “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım.” Nuh dedi ki: “Bugün Allah’ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur, ancak O’nun merhamet ettiği hariç.” Derken aralarına dalga girdi ve o boğulanlardan oldu.

44- Denildi ki: “Ey yer! Suyunu yut. Ey gök! Sen de tut.” Su çekildi, iş bitirildi, gemi Cûdî üzerine oturdu ve “Zalim kavim yok olsun” denildi.

45- Nuh Rabbine seslenerek dedi ki: “Rabbim! Oğlum benim ailemdendir. Senin vaadin gerçektir. Sen hükmedenlerin en hayırlısısın.”

46- Allah dedi ki: “Ey Nuh! O senin ailenden değildir. Çünkü o salih olmayan bir iştir. Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme. Sana cahillerden olmamanı öğütlerim.”

47- Nuh dedi ki: “Rabbim! Bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum.”

48- Denildi ki: “Ey Nuh! Katımızdan bir selâmet ve seninle birlikte olan topluluklar üzerine bereketlerle in. Onlardan bazı toplulukları da bir süre faydalandıracağız, sonra onlara bizden acı bir azap dokunacaktır.”

49- İşte bunlar gayb haberlerindendir; sana vahyediyoruz. Bundan önce ne sen ne de kavmin bunları biliyordunuz. O hâlde sabret. Şüphesiz son, sakınanlarındır.

50- Ve Âd kavmine kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Siz ancak iftira ediyorsunuz.”

51- Ey kavmim! Ben sizden buna karşılık bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?

52- Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Suçlular olarak yüz çevirmeyin.

53- Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir delil getirmedin. Biz de senin sözünden dolayı ilahlarımızı terk edecek değiliz ve biz sana iman edecek de değiliz.”

54- “Biz ancak şunu söylüyoruz: İlahlarımızdan bazıları seni bir kötülükle çarpmış.” Dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.”

55- O’nun dışında (koştuklarınızdan). Haydi hep birlikte bana tuzak kurun, sonra bana mühlet de vermeyin.

56- Şüphesiz ben, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. Hiçbir canlı yoktur ki O, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz benim Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.

57- Eğer yüz çevirirseniz, size gönderildiğim şeyi size tebliğ etmişimdir. Rabbim sizin yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Şüphesiz benim Rabbim her şeyi koruyandır.

58- Emrimiz gelince Hûd’u ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık ve onları ağır bir azaptan kurtardık.

59- İşte Âd kavmi, Rablerinin ayetlerini inkâr ettiler, peygamberlerine karşı geldiler ve her zorba, inatçı kimsenin emrine uydular.

60- Onlar bu dünyada da lanete uğratıldılar, kıyamet gününde de. Bilin ki Âd kavmi Rablerini inkâr etti. Dikkat edin! Hûd’un kavmi Âd helak olup uzak olsun.

61- Ve Semûd kavmine kardeşleri Sâlih’i gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. O sizi yerden yarattı ve sizi orada yerleştirdi. O hâlde O’ndan bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır, dualara cevap verendir.”

62- Dediler ki: “Ey Sâlih! Sen bundan önce içimizde ümit beslenen biriydin. Atalarımızın taptığı şeylere tapmamızı bize yasaklıyor musun? Biz senin bizi çağırdığın şey hakkında gerçekten kuşku içindeyiz, şüpheliyiz.”

63- Dedi ki: “Ey kavmim! Söyler misiniz, eğer ben Rabbimden açık bir delil üzerindeysem ve O bana katından bir rahmet vermişse, O’na isyan edersem beni Allah’a karşı kim korur? O hâlde siz bana ancak ziyanımı artırırsınız.”

64- Ey kavmim! İşte bu Allah’ın dişi devesi sizin için bir ayettir. Onu bırakın Allah’ın yeryüzünde yesin. Ona bir kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.”

65- Fakat onu kestiler. Bunun üzerine dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. Bu, yalanlanmayacak bir vaattir.”

66- Emrimiz gelince Sâlih’i ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin, güçlü olandır, mutlak galiptir.

67- Zulmedenleri ise korkunç bir ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.

68- Sanki orada hiç yaşamamış gibiydiler. Bilin ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. Dikkat edin! Semûd’a uzaklık olsun.

69- Andolsun, elçilerimiz İbrahim’e müjde ile geldiler. “Selam” dediler. O da “Selam” dedi. Çok geçmeden kızartılmış bir buzağı getirdi.

70- Ellerinin ona uzanmadığını görünce onları yadırgadı ve içinden onlardan korktu. Dediler ki: “Korkma! Biz Lût kavmine gönderildik.”

71- Karısı ayakta duruyordu; güldü. Biz de ona İshak’ı, İshak’ın ardından da Yakub’u müjdeledik.

72- Dedi ki: “Vay halime! Ben yaşlı bir kadın iken ve bu kocam da bir ihtiyar iken doğuracak mıyım? Bu gerçekten şaşılacak bir şey!”

73- Dediler ki: “Allah’ın işine mi şaşıyorsun? Ey ev halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Şüphesiz O övülmeye layık olandır, yücedir.”

74- İbrahim’den korku gidince ve kendisine müjde gelince, Lût kavmi hakkında bizimle tartışmaya başladı.

75- Şüphesiz İbrahim yumuşak huylu, çok içli ve Allah’a yönelen biriydi.

76- “Ey İbrahim! Bundan vazgeç. Çünkü Rabbinin emri gelmiştir. Onlara geri çevrilmez bir azap gelecektir.”

77- Elçilerimiz Lût’a gelince, onlar yüzünden sıkıntıya düştü ve içi daraldı. “Bu zor bir gündür” dedi.

78- Kavmi koşarak ona geldi. Önceden de kötülükler yaparlardı. Dedi ki: “Ey kavmim! İşte kızlarım, onlar sizin için daha temizdir. Allah’tan korkun ve misafirlerim hakkında beni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında bir adam yok mu?”

79- Dediler ki: “Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Bizim ne istediğimizi de biliyorsun.”

80- Dedi ki: “Keşke size karşı bir gücüm olsaydı veya sağlam bir dayanağa sığınabilseydim!”

81- Dediler ki: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamazlar. Gecenin bir kısmında aileni çıkar, içinizden kimse geri dönüp bakmasın. Ancak karın müstesna; çünkü onlara isabet eden ona da isabet edecektir. Onların vaadi sabah vaktidir. Sabah yakın değil mi?”

82- Emrimiz gelince, onların üstünü altına çevirdik ve üzerlerine üst üste dizilmiş pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık.

83- Rabbin katında işaretlenmişti. Bu, zalimlerden uzak değildir.

84- Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bir hayır içinde görüyorum ve sizi kuşatacak bir günün azabından korkuyorum.”

85- “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın, insanların eşyalarını eksiltmeyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın.”

86- “Eğer iman edenler iseniz, Allah’ın bıraktığı (helal kazanç) sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin üzerinize bir bekçi değilim.”

87- Dediler ki: “Ey Şuayb! Namazın mı sana, atalarımızın taptıklarını terk etmemizi veya mallarımız hakkında dilediğimizi yapmamamızı emrediyor? Doğrusu sen gerçekten yumuşak huylu ve akıllı birisin!”

88- Dedi ki: “Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden apaçık bir delil üzerindeysem ve O bana güzel bir rızık vermişse, ne dersiniz? Size yasakladığım şeylerde size muhalefet etmek istemiyorum. Gücüm yettiği kadar sadece ıslah etmek istiyorum. Başarım ancak Allah iledir. O’na tevekkül ettim ve O’na yönelirim.”

89- “Ey kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, sakın sizi Nuh kavminin, Hud kavminin veya Salih kavminin başına gelenler gibi bir azaba uğratmasın. Lût kavmi de sizden uzak değildir.”

90- “Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.”

91- Dediler ki: “Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Seni içimizde gerçekten zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı seni mutlaka taşlayarak öldürürdük. Senin bizim yanımızda bir değerin yoktur.”

92- Dedi ki: “Ey kavmim! Benim kabilem size Allah’tan daha mı üstün geliyor da O’nu arkanıza atıyorsunuz? Şüphesiz Rabbim yaptıklarınızı kuşatmıştır.”

93- “Ey kavmim! Bulunduğunuz durum üzere çalışın, ben de çalışıyorum. Yakında kime rezil edici azabın geleceğini ve kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. Bekleyin, ben de sizinle birlikte bekliyorum.”

94- Emrimiz gelince, Şuayb’ı ve onunla iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise korkunç bir ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökmüş halde kaldılar.

95- Sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Bilin ki Medyen de, Semud’un uzaklaştırıldığı gibi uzaklaştırıldı.

96- Andolsun ki Musa’yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.

97- Firavun’a ve ileri gelenlerine (gönderdik). Ama onlar Firavun’un emrine uydular. Oysa Firavun’un emri doğru değildi.

98- Kıyamet günü kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varılacak yerdir o!

99- Bu dünyada da peşlerine bir lanet takıldı, kıyamet gününde de. Verilen destek ne kötü bir destektir!

100- “İşte bu, sana anlattığımız şehirlerin haberlerindendir. Onlardan kimi hâlâ ayakta, kimi de biçilmiş gibidir.”

101- “Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiğinde Allah’tan başka çağırdıkları ilahları onlara hiçbir fayda sağlamadı. Onların helakini artırmaktan başka bir işe yaramadılar.”

102- “Rabbin, zalim olan şehirleri yakaladığı zaman işte böyle yakalar. Şüphesiz O’nun yakalaması acı verici ve şiddetlidir.”

103- “Şüphesiz bunda, ahiret azabından korkanlar için bir ibret vardır. O gün, insanların bir araya toplanacağı bir gündür ve o gün gözler önüne serilen bir gündür.”

104- “Biz onu ancak sayılı bir süreye kadar erteliyoruz.”

105- “O gün geldiğinde, hiçbir kimse O’nun izni olmadan konuşamaz. Onlardan kimi bedbaht, kimi de mutludur.”

106- “Şakî olanlara gelince; onlar ateştedirler. Onlar için orada bir zefîr ve şehîk vardır.”

107- “Orada, gökler ve yer durdukça kalıcıdırlar; ancak Rabbinin dilediği başka. Şüphesiz Rabbin dilediğini yapandır.”

108- “Mutlu olanlara gelince; onlar cennettedirler. Orada, gökler ve yer durdukça kalıcıdırlar; ancak Rabbinin dilediği başka. Bu, kesintisiz bir bağıştır.”

109- “Artık bunların taptıkları şeyler hakkında sakın şüphe içinde olma. Onlar, daha önce atalarının taptığı gibi tapmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Biz de onların nasiplerini eksiksiz olarak vereceğiz.”

110- “Andolsun biz Musa’ya kitabı verdik; fakat onda ihtilafa düşüldü. Eğer Rabbinden daha önce verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında hüküm verilmiş olurdu. Şüphesiz onlar ondan yana derin bir şüphe içindedirler.”

111- “Şüphesiz Rabbin onların hepsine amellerinin karşılığını tastamam verecektir. O, onların yaptıklarından haberdardır.”

112- “Öyleyse sen emrolunduğun gibi dosdoğru ol; seninle birlikte tevbe edenler de. Ve sakın aşırı gitmeyin. Çünkü O, yaptıklarınızı görmektedir.”

113- “Zalimlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur; sonra yardım da göremezsiniz.”

114- “Gündüzün iki tarafında ve gecenin yakın saatlerinde namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir. Bu, hatırlayanlar için bir öğüttür.”

115- “Sabret. Çünkü Allah, iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.”

116- “Sizden önceki nesillerden, yeryüzünde bozgunculuğu engelleyen fazilet sahipleri olmalı değil miydi? Ancak içlerinden kurtardığımız az bir kısmı müstesna. Zalimler ise kendilerine verilen refahın peşine düştüler ve suçlu kimseler oldular.”

117- “Rabbin, halkı ıslah edici olduğu halde şehirleri zulümle helak edecek değildir.”

118- “Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı. Fakat onlar ihtilaf etmeye devam ederler.”

119- “Ancak Rabbinin merhamet ettikleri müstesna. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin ‘Cehennemi cinlerden ve insanlardan dolduracağım’ sözü tamamlanmıştır.”

120- “Biz, peygamberlerin haberlerinden sana kalbini sağlamlaştıracağımız şeyleri anlatıyoruz. Bu (sûrede) sana hak, bir öğüt ve müminler için bir hatırlatma gelmiştir.”

121- “İman etmeyenlere de ki: ‘Bulunduğunuz durum üzere çalışın; biz de çalışıyoruz.’”

122- “Bekleyin; şüphesiz biz de beklemekteyiz.”

123- “Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Bütün işler O’na döndürülür. Öyleyse O’na kulluk et ve O’na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir.”

https://kutsalayet.de/yunus-suresi-yapay-zeka-meali/,https://kutsalayet.de/yusuf-suresi-yapay-zeka-meali/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız