Dedi: “Vay hâlime! Ben mi doğuracağım? Ben yaşlı bir kadınım. Şu da kocam yaşlı. Gerçekten bu çok garip bir şey!”
Diyanet Vakfı
(İbrahimin karısı:) Olacak şey değil! Ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Bu gerçekten şaşılacak bir şey! dedi.
Kurtubi Tefsiri
Dedi ki: “Vay halime! Ben kocamış bir kadın ve bu eşim de bir İhtiyar iken, ben mi doğuracak mışım? Doğrusu bu pek şaşılacak bir şey!”
Bu âyete dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:
1- Yaşlı Bir Kadının Hayreti:
Yüce Allah’ın: ” Vay halime!” âyeti ile ilgili olarak ez-Zeccâc şöyle demektedir: Bu kelimenin aslı şeklinde olup “elif, “ya”dan bedel olarak gelmiştir. Çünkü elif esreli “ya”dan daha hafif söylenir.
Hazret-i Sara bu sözüyle kendisi hakkında “veyl” diye bedduayı kastetmiş değildir. Bu söz hayret edecekleri bir İşle karşılaştıkları vakit kadınların kolaylıkla dillerinden kaçırıverdikleri bir sözdür. Hazret-i Sara, kocası yaşlı olduğu halde çocuk doğurması, alışılmışın dışında olduğundan dolayı hayret etmişti. Alışılmışın dışındaki olaylar da hayretle karşılanır, garib karşılanır. “Ben mi doğuracak mışım?” ifadesi teaccüb anlamında bir sorudur.
“Ben kocamış bir kadın iken” oldukça yaşlı bir kadın iken, demektir. ” Yaşım ilerledi, yaşlandım” demektir. Yine; ” Acuze, yaşlı kadın” da denilir. “Cim” harfi esreli olarak; O ifadesi kadının kalçalarının büyüklüğünü anlatmak için kullanılır. Kalça anlamına da “ayn” harfi ötreli ve üstün olarak; denilir.
Mücahid der ki: O vakit Hazret-i Sara doksandokuz yaşında idi. İbn İshak da doksan yaşında idi, demektedir. Bundan başka görüşler de vardır.
2- Yaşlı Koca Hazret-i İbrahim:
“Şu eşim” kocam
“de bir İhtiyar iken…” âyetindeki;
“Bir ihtiyar iken” kelimesi hal olarak nasbedilmiştir. Âmili ise tenbih veya işarettir.
” Şu eşim” anlamındaki ifade ise mübtedâ ve haberdir. el-Ahfeş der ki: İbn Mes’ûd ile Ubeyy b. Ka’b’ın kıraatinde; “Şu kocam da yaşlıdır” şeklindedir. en-Nehhâs der ki: Nasıl ki; “Bu Zeyd(dir), ayaktadır” diyebiliyorsak ve burada “Zeyd” kelimesi “bu” kelimesinden bedel oluyor ve “ayaktadır” anlamındaki kelime mübtedânın haberi ise aynı şekilde “bu” anlamındaki kelimenin mübtedâ “Zeyd(dir) ayaktadır” anlamındaki kelimelerin iki ayrı haber olmaları da mümkündür. Sîbeveyh de; “Bu tatlıdır, ekşidir” tabirinin kullanıldığını nakletmektedir.
Denildiğine göre; Hazret-i İbrahim de yüzyirmi yaşında idi. Onun yüz yaşında olduğu da söylenmiştir. Mücahid’in görüşüne göre Hazret-i Sara’dan sadece bir yaş büyük idi. Denildiğine göre Hazret-i Sara’nın “ve şu eşim de bir ihtiyar İken” sözleri ile kendisine yaklaşmadığını üstü kapalı ifade etmiştir. Hazret-i İbrahim’in hanımı olan Hazret-i Sara, Hârân’ın kızıdır. Hârân, Nâhûr’un oğlu, o Şârû’un, o Arğû’nun, o da Fâliğ’in oğludur. Sara, Hazret-i İbrahim’in amcasının kızıdır.
“Doğrusu bu pek şaşılacak bir şeyi” Yani sizin bana verdiğiniz bu müjde şaşılacak, hayret edilecek bir şeydir.