Dediler: “Ey Nuh! Sen bizimle tartıştın, çok da tartıştın. Artık bize vaat ettiğini getir, eğer doğru söyleyenlerden isen.”
Diyanet Vakfı
Dediler ki: Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin ve bize karşı mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğrulardan isen, kendisiyle bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir!
Kurtubi Tefsiri
Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle gerçekten mücadele ettin. Bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın. Şimdi eğer doğru söyleyenlerden isen, bizi kendisiyle tehdit edip durduğunu bize getir.”
“Dediler ki: Ey Nûh! Bizimle gerçekten mücadele ettin. Bîzimle olan bu mücadeleni çok uzattın.” Yani bizimle tartışıp durdun, bu tartışmanı uzattın ve bu konuda ileri gittin.
Arap dilinde “cedel” tartışmada aşırıya gitmek anlamındadır ve bu kelime ileri derecede eğerek bükmek anlamındaki; den türetilmiştir. Kartala da kuşlar arasındaki gücü dolayısıyla (aynı kökten gelen): “Ecdel” denilir. Bu anlamdaki açıklamalar el-En’âm Sûresi’nde (6/121. âyet, 4. başlıkta) daha doyurucu bir şekilde geçmiş bulunmaktadır.
İbn Abbâs ise;
“Bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın” anlamındaki âyeti “dal” harfinden sonra “elif” olmaksızın okumuştur. Bunu da en-Nehhâs nakletmektedir.
Dini hususlarda cedel övülmüş bir iştir. İşte bundan dolayı Hazret-i Nûh vs. peygamberler hak ortaya çıkıp üstün gelinceye kadar kavimleriyle tartışmışlardır. Bu hakkı kabul eden başarılı olur ve kurtuluşa erer, reddeden de zarar eder, hüsrana uğrar. Hak uğrunda olmayıp batıl hak suretinde görünsün diye yapılan tartışma ise yerilmiştir ve böyle bir tartışmacı dünyada da, âhirette de kınanır.
“Şimdi eğer” söylediklerinde
“doğru söyleyenlerden isen bizi kendisiyle tehdit edip durduğunu” azâbı
“bize getir.”