Hayatına andolsun, gerçekten onlar sarhoşlukları içinde şaşkın dolaşıyorlardı.
Diyanet Vakfı
(Resulüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Kurtubi Tefsiri
Hayatın hakkı İçin onlar, gerçekten sarhoşlukları içinde şaşkın bir haldedirler.
Bu âyete dair açıklamalarımızı üç başlık halinde sunacağız:
1. Peygamberin Hayatına Yemin Onun için Bir Şereftir:
Kadı Ebû Bekr b. el-Arabî der ki: Bütün müfessirlerr şöyle demişlerdir: Yüce Allah burada Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın şerefini yükseltmek kastıyla Muhammed’in hayatına yemin ederek, onun kavmi Kureyş’in sarhoşlukları içerisinde ve şaşkınlıklarında serserice gidip geldiklerini, dolaştıklarım haber vermektedir.
Derim ki: Kâdı Iyâd da böyle demiştir: Tefsir âlimleri görüş birliği halinde bunun yüce Allah’ın Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın hayat süresine yemin olduğunu söylemişlerdir. Aslolan ‘”umur” kelimesinin “ayn” harfinin ötreli okunmasidir. Fakat çokça kullanım dolayısıyla üstün okunmuştur. Hayatta kaldığın süre hakkı için ey Muhammed, demektir. Hayatın hakkı için anlamında olduğu da söylenmiştir. Bu ise ta’zimin ve ona karşı iyi davranıp onu şereflendirmenin en ileri derecesidir. Ebû’l-Cevzâ der ki: Allah, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’in dışında hiç bir kimsenin hayatına yemin etmiş değildir. Çünkü Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem), Allah nezdînde bütün mahlukatın en şereflileri, en değerlileridir.
İbnü’l-Arabî der ki: Şanı yüce ve münezzeh olan Allah’ın, Hazret-i Lût’un hayatına yemin ederek onu dilediği kadar şereflendirmesinin ve yüce Allah’ın Hazret-i Lût’a verdiği fazilet ve üstünlüğün iki katını da Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’a şeref olarak vermesinin engeli var mıdır? Çünkü Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) yüce Allah nezdinde Hazret-i Lût’tan daha kerimdir. Ayrıca şanı yüce Allah Hazret-i İbrahim’e halilliği, Hazret-i Mûsa’ya yalnızca kelîmliğİ verdiği halde bunların her ikisini de Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’e verdiğini görüyoruz. Dolayısıyla yüce Allah Hazret-i Lût’un hayatına yemin etmiş ise, hiç şüphesiz Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın hayalı daha üstün ve yücedir. Diğer taraftan zaruret olmaksızın konuşulan konuya bırakıp hakkında sözü edilmedik şeyi konu etmek uygun değildir.
Derim ki: İbnü’l-Arabî’nin bu söyledikleri güzeldir. Çünkü o takdirde yüce Allah’ın Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hayatına yemin, ettiğine dair sözlerinin, Hazret-i Lüt kıssasında itirazı (ara) cümle mahiyetinde olması gerekir
el-Kuşeyrî, Ebû’n-Nasır Abdurrahim b. Abdulkerim Tefsir’inde der ki; Şöyle demek İhtimali de vardır: Buradaki açıklama Lût kavmi ile ilgili olabilir- Yani onlar, kendi sapıklıkları içerisinde şaşkın bir halde idiler Denildiğine göre Hazret-i Lût, kavmine öğüt verip işte bunlar benim kızlarımdır, deyince melekler de: Ey Lût, “hayatın hakkı için onlar gerçekten sarhoşlukları İçinde şaşkın bir haldedirler” ve bunlar sabahleyin başlarına ne geleceklerini bilmemektedirler dediler.
Denilse ki: Şanı yüce Allah, incire, zeytine, Tur-ı Sînîn’e yemin ettiğine göre bu yeminde anlaşılmayacak ne var? Ona şöyle cevap verilir: Şanı yüce Allah, herhangi bir şeye yemin etmişse, mutlaka bu o şeyin kendi türünden sayılanlara göre üstünlüğüne bir delildir. İşte Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın da kendisi gibi peygamber olanlardan daha faziletli olması gerekmektedir.
“Amr” ile “umr” aynı anlamda iki ayrı söyleyiştir. Şu kadar var ki, kasem halinde çokça kullanım sözkonusu olduğundan, “ayn” harfi üstün olarak “amr” şeklinde kullanılır ve; Allah’ın sana uzun ömür vermesini dilerim” demek olur. Eğer; şeklinde söylenirse, bu müpteda olarak merfudur, haberi de hazmedilmiştir. Yani, hiç şüphesiz senin ömrün, kendisi adına yemin ettiğim şeylerdendir.
2. Bir Kimsenin Kendisinin ve Başkasının Ömrüne Yemin Etmesi:
İlim adamlarının bir çoğu, kişinin kendisi hakkında “ömrüm hakkı için” diye yemin etmesini mekruh görmüşlerdir. Çünkü bu, hayatım hakkı için anlamındadır, ibrahim en-Nehaî der ki: Kişinin ömrüm hakkı için diye yemin etmesi mekruhtur. Çünkü o, böylelikle kendisinin hayatına yemin etmiş olur. Bu ise, zayıf (karakterli) adamların söyleyeceği sözlerdendir. Malik de buna benzer şöyle demiştir: Erkeklerden zayıf düşmüş olanlar ile kadınlar, senin hayatın hakkı İçin, senin yaşayışın için diye yemin ederler. Böyle bir yemin, erkeklerin kullanacakları yemin türlerinden değildir. Şanı yüce Allah’ın bu kıssada buna yemin etmesinin sebebi ise, mevkiin ve şerefin üstünlüğünü, makamın yüksekliğini beyan etmek içindir. Bunun dışındaki yeminler buna kıyas edilemez ve başka yerde bu tür yemin kullanılamaz,
İbn Habib der ki; Bu âyet-i kerimede geçen “ömrün hakkı için” ifadesinin konuşma ve dildeki kullanımına göre değerlendirilmesi gerekir. Katade der ki: Bu şekilde bir kullanım, Arapların konuşma dilinde görülen bir husustur. İbnü’l-Arabî der ki: Ben de bu görüşteyim. Ama şeriat bunun kullanımını tesbit etmiş ve bu tür yemini onunla sınırlandırmıştır.
Derim ki: “Ömrün hakkı için ve ömrüm hakkı için” ve benzeri şekillerde kasem, Arap dilinde ve fasih konuşmada çok çok kullanılan bir şeydir. Şair Nâbiğa der ki;
“Ömrüm hakkı için -ki ömrüm benim için önemsiz bir şey değildir-
Kurayoğulları benim aleyhime doğru olmayan sözler söylemişlerdir.
Bir başka şair de şöyle demektedir:
“Ömrün hakkı için ölüm hiç bir zaman bir delikanlıyı dahi bırakıp gitmez
Ve o, iki ucu elde tutulan gevşetilmiş bir ipe benzer.”
Bir diğeri şöyle demektedir:
“Ey Süreyya yıldızını Süheyl’e nikâhlayan kişi!
Allah adına, Ömrün hakkı için söyle; bunlar nasıl bir araya gelecekler?”
Bir başka şair şöyle demektedir:
“Şayet Kuşeyroğulları benden hoşnut olurlarsa,
Allah’ın (adına ömrün) hakkı için derim ki, onun hoşnutluğu da benim hoşuma gider.”
Kimi meânî bilginleri şöyle demişlerdir:
Böyle bir kullanım câiz değildir. Çünkü “Allah’ın ömrüne yemin olsun şeklinde bir İfade kullanılamaz. Zira yüce Allah ezelidir. Bu itirazı ez-Zehrâvî nakletmektedir.
3. Allah’tan Başkası Adına Yemin Etmek:
Adına yeminin câiz olduğu kimseler ile adına yeminin câiz olmadığı kimselere dair açıklamalar, bundan oncu el-Mâide Suresî’nde (5/89- âyet, 3-başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. Yine orada, Ahmed b. Hanbel’in, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) adına yemin eden kimsenin keffaret ödemesi gerektiğine dair görüşünü de zikretmiş idik. İbn Huveyzimendâd der ki: Herhangi bir hak sebebiyle ta’zim edilmesi câiz olan Allah’tan başka varlıklar adına yemin etmeyi câiz kabul edenler, bu yeminlerin kendilerine keftaretin taalluk ettiği yeminler olduğu görüşünde değildirler. Ancak böyle bir kimse, yalan söylemeyi kastedecek olsa, kınanan bir kimse olur. Çünkü o, kalben ta’zim etmekle yükümlü olduğu bir şeyi hafife almış olur. Bunlar derler ki: Yüce Allah’ın: âyeti,
“hayatın hakkı için” anlamındadır. Ayrıca yüce Allah, Peygamberinin hayatına yemin ettiğine göre, bununla hayatı hakkına yemin etmemizin câiz olduğunu bize açıklamayı murad etmiş demektir. İmâm Mâlik’in mezhebine göre ise
“hayatın hakkı için”;
“Yemin olsun incire ve zeytine” (et-Tîn, 95/1);
“Yemin olsun Tûr’a ve satır satır yazılmış kitaba” (et-Tûr, 52/1-2);
“Yemin olsun battığı zaman yıldıza” (en-Necm, 53/1);
“Yemin olsun güneşe ve aydınlığına” (eş-Şems, 91/1);
“Yemin olsun, bu beldeye; sen bu beldede bulunmakta iken;… babaya ve ondan doğana” (el-Beled, 90/1-3 ) gibi. Bu ve benzeri âyetler: İnciri ve zeytini yaratanın hakkı için, satır satır yazılı kitabın Rabbine yemin olsun, senin içinde bulunduğun bu beldenin Rabbine, senin yaşayışını ve hayatını yaratana ve Muhammed’in hakkına yemin olsun, demektir. Buna göre son tahlilde yemin ve kasem, yaratılmış olan adına değil, şanı yüce Allah’ın zatına yemin ile tahakkuk etmektedir
(Yine) İbn Huveyzimendâd der ki: Yüce Allah’tan başkası adına yemini câiz gören kimseler, Hazret-i Peygamber’in: “Babalarınız adına yemin etmeyînîz” Buhârî, Eyman ve’n-Nüzur 4; Müslim, Eymân 1; Tirmizî, Nüzûr 8; Müsned, II, 7 hadisini tevil ederek şöyle derler: Hazret-i Peygamber, kâfir babalar adına yemin etmeyi yasaklamıştır. Nitekim Hazret-i Peygamber, babaları adına yemin ettikleri vakit şöyle dediğine dikkat edelim: “Şüphesiz dağ, Allah nezdinde sizin cahiliye döneminde ölmüş babalarınızdan daha şereflidir” Az önceki hadis, Hazret-i Ömer’in babası adına yemin ettiğinin işitilmesi üzerine vârid olmuştur. Bu fazlalık, hadisin devamı gibi rivâyet edilmiş izlenimini veriyorsa çile, bu fazlalığı -görebildiğimiz kadarıyla- herhangi bir rivâyetinde tesbit edemedik.
İmâm Mâlik ise, az önce geçen hadisi zahiri üzere kabul etmiştir, Yine İbn Huveyzimendad der ki: Bunu câiz kabul edenler ayrıca şunu delil gösterirler: Müslümanların yeminleri, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) döneminden şu günümüze kadar Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) adına yemin etmek şeklinde cereyan edegelmiştir. Hatta günümüze kadar Medineliler, birisi arkadaşı ile muhakemeleşecek olursa; Bu kabrin içinde barındırdığı zatın hakkı için, bu kabirde yatan zatın hakkı için bana yemin et, der ve bununla Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı kasteder. Aynı şekilde Harem-i Şerif ve büyük meşâir ile rükün, makam, Hazret-i Peygamberin mihrabı ve orada okunan şeyler hakkına yemin de bu kabildendir.