“Aileni gece vaktinde yola çıkar. Onların arkasından sen de git. İçinizden hiç kimse geriye dönmesin. Size emredilen yere gidin.”
Diyanet Vakfı
Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü. Sizden hiç kimse, sakın dönüp de ardına bakmasın, istenen yere gidin.»
Kurtubi Tefsiri
“O sebepten gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar. Sen de arkalarından git. Sizden kimse arkasına dönüp bakmasın ve emrolunduğunuz yere doğru gidin.”
“Dediler ki: Hayır, biz sana onların hakkında şüphe ettikleri şeyi” yani; başlarına geleceğinden yana şüphelenegeldiklerî azâbı
“getirdik. Biz sana gerçekle” doğrulukla, azap ile de denilmiştir,
“geldik. Şüphesiz biz” onların helaki hususunda
“doğru söyleyenleriz. O sebepten gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar.” Buna dair açıklamalar Hud Sûresi’nde (11/80. ayetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
“Sen de arkalarından git.” Yani, onlardan kimse geriye kalarak azaba uğramasın diye onların arkalarında yürü. “-Sizden kimse arkasına dönüp bakmasın.” Bu âyet ile, gayretle ve hızlıca yürüsünler ve ansızın sabah onları bastırmasın diye kasabadan uzaklaşsınlar diye geri dönüp bakmaları yasaklandı. Bunun: Kimse geri kalmasın anlamında olduğu da söylenmiştir.
“Ve emrolunduğunuz yere doğru gidin,” İbn Abbâs der ki: Bununla Şam kastedilmektedir, Mukâtil de, Lût kavmi kasabalarından bir kasaba olan Safed’i kastetmektedir der; ki, buna dair açıklamalar da önceden geçmiş bulunmaktadır. Denildiğine göre Hazret-i Lût, “el-Yakîn” diye bilinen bir yerde el-Celil topraklarına doğru gitmiştir. Burada “el-Yakîn” denilmesinin sebebi ise elçiler Hazret-i İbrahim’in yanından çıkıp gittiklerinde Hazret-i ibrahim onları uğurlamak için çıkmış ve Cebrâîl’e de: Bunlar nereden yerin dibine geçirilecekler diye sormuş, Hazret-i Cebrâîl de ona: “Buradan” diyerek, ona bir sınır çizerek göstermiş ve Hazret-i Cebrâîl gitmişti. Hazret-i Lût geldiğinde Hazret-i İbrahim’in yanında oturdu ve her İkisi de o azâbı gözetlemeye koyuldular. Yer sarsılmaya başlayınca, Hazret-i İbrahim: “Allah’a yakın ile (kesinlikle) inandım” demesi üzerine oraya “el-yakîn” ismi verildi.